Diyarbakır'da 640 kurumdan ortak deklarasyon: Bütün insanlık bu savaşa karşı durmalı

Diyarbakır'da 640 kurumdan ortak deklarasyon: Bütün insanlık bu savaşa karşı durmalı

Diyarbakır’da 640 kurum ortak bir deklarasyon açıklayarak savaşın karşısında tutum aldıklarını ilan etti. ‘Adil, demokratik bir barış, kardeşlik ve eşitlik temelinde bir çözüm için savaşa hayır’ diyen kurumlar “Bütün insanlığı Kürt halkına karşı başlatılan,  sonu büyük yıkımlar olacak yeni bir savaşa karşı durmaya, halkımızla dayanışmaya çağırıyoruz” dedi. Hükümetin ve devletin yanlış politikalarından kaygı duyduklarını belirten kurumlar Türk devleti ve PKK’yi derhal çatışmalara son vermeye ve tahkim edilmiş bir ateşkes ilan etmeye çağırdı.

Demokratik Toplum Kongresi öncülüğünde bölgede faaliyet gösteren 640 kitle örgütü barış sürecinin kesintiye uğraması ve çatışmalı sürece yeniden girilmesine ilişkin bir açıklama yaptı. Diyarbakır Sümer Park Resepsiyon Salonu’nda yapılan açıklamayı kurumlar adına GÜNSİAD Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu okudu.

ÖCALAN’A UYGULANAN TECRİT SÜRECİ BİTİRDİ

Son dönemde yaşanan savaş ortamından duydukları kaygıyı dile getirmek için bir araya geldiklerini ifade eden Bedirhanoğlu, “Yaşanan son gelişmeler karşısında,   halklarımızın özgürlük ve demokratik taleplerinin yaşam bulması için, halklarımıza ve insanlığa karşı sorumluluk taşıdığımızın bilinci ile savaşa karşı tutum alıyoruz” dedi.

2013 Diyarbakır Newroz’unda Abdullah Öcalan’ın okunan mektubu ile birlikte tüm Türkiye toplumlarında barışın, kardeşliğin ve gerçek demokrasinin tesis edileceği konusunda büyük bir inanç ve umut geliştiğini kaydeden Bedirhanoğlu, “Çözüm sürecinin yarattığı çatışmasızlık ortamının devamı için bütün toplumsal kesimlerin verdiği destek şüphesiz ki en güçlü zemindi.  Ancak, sorunun gerçek anlamda çözümü için gerekli olan yasal ve anayasal değişikliklerin yapılmaması ve zamana yayan politikalar, taraflar arasında güvene dayalı ilişkileri ve süreci zora sokmuş, ardından da halklarımızı yüksek gerilimli bir süreçle karşı karşıya bırakmıştır. Cumhurbaşkanının Dolmabahçe mutabakatını tanımadığını belirten açıklaması ve Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit,  çözüm sürecini resmen ve fiilen bitirme noktasına getirmiştir” dedi.

ASKERİ VE SİYASİ OPERASYONLAR ERKEN SEÇİM ZEMİNİNİ OLUŞTURUYOR

Gergin bir atmosfer içinde yapılan 7 Haziran seçimlerinin iyi okunması gerektiğini belirten Bedirhanoğlu, “    7 Haziran seçimlerinde halklarımızın sandıkta ortaya çıkardığı iradeye her kesin, özellikle de 13 yıl boyunca tüm demokratik tepki ve muhalefeti sandıkları adres göstererek bastıran Cumhurbaşkanı ve AKP ‘nin saygı göstermesini beklemek hakkımızdır.  Yeni bir seçimden henüz yeni çıkmışken yapılan erken seçim tartışmalarının ve oluşturulan gündemin geleceğimiz ve ülkemizin istikrarı açısından yeni sıkıntılar doğuracağına inanmaktayız. Yapılan askeri ve siyasi operasyonların erken seçimin zeminini oluşturma amaçlı olduğu kaygı ve endişelerimizi de buradan açıklamak istiyoruz” dedi.

HÜKÜMET YANLIŞ SURİYE VE ROJAVA POLİTİKASINDAN VAZGEÇMELİ

Gerilimli siyasi atmosferin ana nedenlerinden birinin hükümetin ve devletin Ortadoğu ve Suriye politikası olduğuna inandıklarını ifade eden Bedirhanoğlu şunları kaydetti: “Suriye ve özellikle de Rojava Kürdistanı’na yönelik politikasının; Türkiye’de de Kürt sorununun çözüm sürecini zora ve sıkıntıya sokmaktadır.   Rojava’daki halkımızın İŞİD çetelerine karşı yürüttüğü haklı ve meşru mücadelenin Türkiye hükümeti ve devleti tarafından da desteklenmesi ve sahiplenilmesi kardeşlik hukukumuzun ve birlikte yaşam ideallerimizinde bir gereği idi.  Türkiye’ye ve bütün halklarımıza esas kazandıracak olanın da bütün Kürtleri kardeş ve stratejik dost gören bir devlet aklının ve politikalarının sürece yön vermesiydi.  Kobani’de İŞİD çetelerine karşı verilen direnişin kazandığı uluslararası destek bu yanlıştan kurtulmak için bir fırsat olmalıyken, ne yazık ki, yanlışta ısrar edilmeye devam edilmiştir. İŞİD çetelerinin Adana ve Mersin’de gerçekleştirdiği bombalı saldırılar karşısında refleks geliştirmemenin ve güvenlik tedbirlerini almamanın, İŞİD’le YPG’yi eşleştiren politikaların sonucu,  Diyarbakır’da, Kobane’de ve Suruç’ta gerçekleştirilen barbarca katliamlar olmuştur. IŞİD esas olarak bu zafiyetleri kullanmış ve değerlendirilmiştir.”

KÜRT HAREKETİNE YÖNELİK OPERASYON IŞİD’İ GÜÇLENDİRİR

Bedirhanoğlu, izlenen yanlış politikalarla 90’lı yıllara dönülmeye çalışıldığının endişesini yaşadıklarını belirterek, “İŞİD çetelerine karşı yapılan operasyona eş zamanlı, esas olarak da operasyonun asıl hedefine oturtulan PKK güçlerine karşı tüm Kürdistan coğrafyasında yürütülen hava ve kara operasyonları,  ormanların yakılması, yine Kürt siyasetçileri ve demokratik güçlere karşı tekrardan başlatılan siyası operasyonları bu endişe ve kaygılarımızın temel sebebidir.  Bu operasyonların sonuç itibari ile IŞİD’i daha da güçlendireceği, saldırı ve katliamlarında onu daha da cesaretlendireceği açıktır. Üstelik bütün bunlar, henüz yeni bir seçimden çıkmışken ve yeni bir hükümet kurma çalışmaları sürüyorken,    halklarımızın kaderini belirleyecek kararlardan, özellikle de savaş kararlarından kaçınması gereken geçici bir hükümet tarafından yönetiliyorken yeni bir savaş ortamına sürüklenmemiz kabul edilemezdir. Bu kapsamda, Kandil’e dönük yapılan hava operasyonlarında sivil halkın hedef alınmasını, 10 sivil insanımızın katledilmesini kınıyor, protesto ediyoruz” dedi.

DERHAL KARŞILIKLI ATEŞKES İLAN EDİLMELİ

Savaşın hiç kimseye kazandırmayacağının geçmiş deneyimlerden de anlaşıldığını belirten Bedirhanoğlu, “Bu nedenle bütün sorunlarımızı müzakere ederek çözmek dışında bir şansımızın olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Barışçıl çözüm yolunun açılması için Türk devleti ve PKK’yi derhal çatışmalara son vermeye ve tahkim edilmiş bir ateşkes ilan etmeye çağırıyoruz. Bu nedenle Dolmabahçe sürecine yeniden dönmek, Sayın Öcalan’la kesilen diyalog sürecini müzakereye evirterek yeniden başlatmak ve ülkemizi kan gölüne ve her açıdan büyük belirsizliklere ve uçurumlara sürükleyecek yeni bir kaos ortamından kurtarmak için bütün tarafları, sağduyuya davet ediyoruz. Kobanê direnişi ile birlikte ülkemizde ve tüm Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni siyasi durum, Kürt meselesine demokratik çözümden başka bir seçenek bırakmamaktadır” dedi.

TÜM KESİMLERİ HALKIMIZLA DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Türkiye demokratik kamuoyunu, kurumları, siyasi partileri, aydınları,  kadınları ve özgürlükçü basını yeni bir savaşa karşı tutum almaya, karşı koymaya çağırdıklarını ekleyen Bedirhanoğlu, “Birlikte ve eşitlik temelinde kardeşçe bir yaşamın kurulması için, Türkiye halkının barış tarafında inisiyatif geliştirmesi her zamankinden daha önemli bir tutum olacaktır. Barış ve demokratik bir çözüm için ayağa kalkmak, Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan her insanın ortak görevidir. İŞİD barbarlarının katliamlarında da gördük ki, Kürt sorunu artık sadece bir halkın sorunu olmaktan çıkmış, demokrasi, vicdan, ahlak ve insanlık sorunu olmuştur. Bunun için bütün insanlığı Kürt halkına karşı başlatılan,  sonu büyük yıkımlar olacak yeni bir savaşa karşı durmaya, halkımızla dayanışmaya çağırıyoruz” dedi.

Bedirhanoğlu’nun açıklamasının ardından metnin Kürtçesini DTK Başkanlık Divanı Üyesi Mülkiye Birtane paylaştı. (Diyarbakır/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Ağustos 2015 15:54
www.evrensel.net