Hakkımızı birleşip alabiliriz ancak

Hakkımızı birleşip alabiliriz ancak

Tam 157 gün önce Koç grubuna ait Divan İşletmelerinde çalışıyorduk. Kötü çalışma koşulları, düşük ücret, yönetimin bitmek tükenmek bilmeyen baskı ve hakaretleri bize “artık yeter” dedirtti.

Değerli Evrensel Okurlarına;
Direnişin 157. gününde siz değerli emekçi dostlarımıza kendimizden bahsedelim:
Tam 157 gün önce Koç grubuna ait Divan İşletmelerinde çalışıyorduk. Kötü çalışma koşulları, düşük ücret, yönetimin bitmek tükenmek bilmeyen baskı ve hakaretleri bize “artık yeter” dedirtti. Bizlere yapılan maaş zamlarını iyileştirmek için kendi aramızda imza toplayıp yönetime bildirdik. Tabii bizim bu talebimize karşılık baskılarla bizi yıldırıp korkutmaya çalıştılar. Yirmişer kişilik gruplarla toplantılar yapıp “Bu imzalarla hiçbir şey yapamazsınız” dediler. Tam da bu sırada bizler kendi aramızda karar verdik sendikaya üye olalım dedik ve Disk Gıda-İş Sendikası’na üye olduk.
Şunu da söylemek istiyorum biz Divan işçileri bu konuda çok hızlı davrandık ve yönetime duyurduk. On iki kişiyi işten çıkardı; hem de gecenin on ikisinde birinde arayıp yarın işe gelmeyin dediler. Tabii biz onları dinlemedik, tekrar işe gidip iş elbiselerimizi giyip hazır durumda bekledik. Fabrikanın çoğu bize destek için ve bir gün sıranın kendisine geleceğini bildiği için iş başı yapmadı. Talepler açık ve netti: Çıkarılan arkadaşlarımızı işe geri alın ve bizler işimizin başına dönelim. Ama yönetimin tavrı “Hayır, onları Koç Holding alsa bile biz almayız” demek oldu. Baskılarla bizi fabrikanın yemekhanesinden çıkarmaya çalışıyorlardı, biz üç gün direndik. Dört arkadaş dışarıda, bizler içeride…
Üç günün sonunda eylemimize fabrikanın önünde kurduğumuz çadırda devam ettik. En demokratik hakkımızı kullandık diye işten atılmıştık, çok öfkeliydik. Koç grubuna ait bütün otel ve pastanelerin önünde bize yapılan bu haksızlığı protesto ettik. Onlardan hakkımız olanı istedik. Bu direniş bizim için okul gibi oldu. Çok şey öğretti ve çok şey kattı. Bazen arkadaşlarımla sohbet ederken “Nereden nereye geldik…” diyoruz. Hayrettin arkadaşımız “Divanda çalıştığım sürede bana kim ne derse onu yapardım, şeflerin ve müdürlerin önünde konuşamazdım ama bir de baktım ki bunlar beni sömürüyorlar ve ben kendimi savunamıyorum. Bu çadırda ve direnişte öğrendim, bundan sonra hakkımı daha iyi savunacağım” diyor. Daha birçok kişi Hayrettin usta gibi şeflerin baskı ve hakaretlerine boyun eğip sömürülmeye devam ediyorlardı. Artık bıçak kemiğe dayanmıştı.
Bizimle aynı koşullarda binlerce çalışan emekçi arkadaşlara buradan şunu söylemek istiyorum; eğer siz hakkınız olanı işverenden almazsınız onlar size vermez arkadaş, birleşip alacaksınız. Bakın metal işçilerine istediklerini nasıl da elde ettiler. Bizim on kişilik grubumuz işe iade davasını ve on iki maaş sendikal tazminatı kazandı. Davalarımız devam ediyor. Şuna inanıyoruz ki ancak birlik olunca bir şeyler kazanırız. SeraPool işçileri de birlik olup Cam-Keramik-İş Sendikasına üye oldular. Hiçbir şey mücadele etmeden kazanılmaz. Yapmamız gereken, birlik olup mücadele etmek ve kazanmak.
Maalesef ülkemizde yapılan baskılar, sömürüler ve katliamlar her geçen gün artıyor. Örneğin; Karadeniz’de yapılmak istenen Yeşil Yola karşı halkın verdiği mücadele… Buna benzer birçok doğa katliamları… Havva Ananın söylediği gibi “çevreyi paçavra ettiniz.” Çok doğru söylemiş Havva Ana, onun ellerinden öpüyorum. Bu baskılara katliamlara karşı mücadelemizi büyütmeliyiz. Gün birlik günü! Her yerden saldırmaya devam ediyorlar. Daha üç gün önce Suruç’ta yaşanan katliam, vahşet, işyerlerinde yaşanan sömürüler ve daha niceleri… Artık yeter diyelim ve birleşip bu vahşeti yapanlardan ve yaptıranlardan hesap soralım. Gün birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.
Divan direnişinden Sedef

www.evrensel.net