AYM şüpheli asker ölümünün üzerini örttü

AYM şüpheli asker ölümünün üzerini örttü

Cihan BAŞAKÇIOĞLU

Çorlu İlçe Jandarma Komutanlığında zorunlu askerlik görevini yaptığı sırada şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesi üzerine yapılan ilk otopside, kurşunun çenesinden girdiği açıklanan, ailenin itirazı üzerine yapılan ikinci otopside ise ensesinden vurulduğu ortaya çıkan Nihat Bakır dosyasının üzeri örtüldü. Aile avukatlarının davanın sivil mahkemede görülmesi için başvurduğu Anayasa Mahkemesi de, TSK’nin verdiği cüzi miktardaki tazminat ile ailenin ‘mağdur’ sıfatının ortadan kalktığına hükmederek bu başvuruyu reddetti. Avukat Nezahat Paşa, bu kararı ile AYM’nin faillerin bulunmasının önünü kapattığını söyledi.

Nihat Bakır, Çorlu İlçe Jandarma Komutanlığı 105. Topçu Alayı’nda zorunlu askerlik görevini yaptığı sırada 25 Temmuz 2012 tarihinde terhis olmasına 25 gün kala tüfekle başından vurulmuş halde ölü olarak bulundu.

İntihar ettiği iddia edilen Bakır’ın, Çorlu Askerî Hastanesinde yapılan ilk otopsi raporunda merminin çenesinden girdiği belirlendi. Ailenin ikinci bir otopsi talebi üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumunda yapılan otopsisinde ise, bu kez ensesinden uzun namlulu bir silahla vurulduğu ve merminin Bakır’ın yüzünü parçalayarak bacağına saplandığı ortaya çıktı.

Konu hakkında askeri yargının açtığı soruşturmada ise savcı, ‘ölümde bir dış etkinin olmadığı, ruh halinin etkisiyle yaşamına son verdiği’ sonucuna vardı. Öte yandan soruşturmada ifadeleri alınan tanık erler, bölükteki rütbeli askerlerin Bakır’a kötü davrandığını ve şiddet uyguladığını belirtirken, askeri yargı da TSK içerisindeki asker intiharlarını tartışmamak açısından dosyaya ‘takipsizlik’ kararı verdi.Askeri yargının bu kararının ardından ailenin avukatları durumu Anayasa Mahkemesine (AYM) taşıdı. AYM de olayla ilgili Askeri Yüksek İdari Mahkemesine açılan dava TSK tarafından aileye ödenen cüzi bir miktardaki tazminat ile, ailenin yaşam hakkının ihlal edildiği yönünden ‘mağdur’ sıfatının ortadan kalktığını öne sürerek başvuruyu reddetti.

‘YAŞAM HAKKI İHLALİ’

Verilen bu kararın, TSK içerisinde yaşanabilecek şüpheli ölümleri meşrulaştıracak nitelikte olduğunu belirten davanın avukatı Nezahat Paşa, “Oğulları ölmüş olmasına rağmen AYM, bir yaşam hakkı ihlali olmadığını bununla ilgili başvurunun da kabul edilemez olduğuna karar verdi. Halbuki, ailenin amacı şuydu; oğullarının öldürüldüğünden eminler ve oğullarının faillerinin bulunması noktasında bir sürü çaba harcadılar. Eğer buradan ceza soruşturması ile ilgili yaptığımız AYM başvurusunda ‘yaşam hakkı ihlali’ tespiti yapılmış olsaydı dosyanın tekrar açılması, belki tekrar otopsi yapılması ve ilk raporda belirtildiği gibi başının üst tarafından merminin girdiği noktasında bir tespit yapılabilir asıl fail bulunabilirdi. Ancak AYM bunun önünü kapattı. Yani ihlal tespiti yapmayarak soruşturma dosyasının açılmamasını sağladı” dedi.

‘İNSAN HAKLARINA AYKIRI’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ege Bölge Temsilcisi Ali Aydın ise, ne olursa olsun ortada bir ölüm olayı varsa orada bir yaşam hakkı ihlalinin olduğunu belirterek, “İlgili kurum kişinin intihar etmemesi için bile bir çaba göstermesi gerekiyordu. Ayrıca şüpheli olan böyle bir ölümde ise kesinlikle yaşam hakkı ihlal edilmiştir. AYM’nin bu düşüncesi AİHM’in vereceği kararlara ve insan haklarına aykırıdır. Bu tür davalar genellikle AİHM’de bugüne kadar kabul gördü” dedi. (İzmir/DİHA)

www.evrensel.net