İşçiler savaş istemiyor

İşçiler savaş istemiyor

Bir Dostel Makine işçisi
Gebze

Yaşadığımız dünyayı özellikle bölgemizi kan gölüne çevirmeyi önüne koyan, bunun için her türlü yol ve yöntemi kullanan, halkları birbirine kırdırıp işgal ettiği yerleri talan eden, mezhep savaşlarını kışkırtan, fiili savaş çıkartan başta ABD ve onların iş birlikçisi taşeronların kirli oyunlarının kurbanı yıllardır hep yoksul halkımızın evllatları oldu.
Canı yanan annelerin acılarını yarıştırmak, katliamlara sevinmek insanlığa sığmaz. Suruç’ta katledilen o gençlere ‘Daha büyük bir bomba yok muydu’ diye yazanlar, ölenlere rahmet dilemiyoruz diyen gözü dönmüş vicdansız iktidar yalakalarına yazıklar olsun.

Biz sizin tek bir kitap okumadan, somut bir delili olmaksızın yaptığınız yalan haberlere iktidardakilerin ağzıyla savurduğunuz saçma sapan fikirlerinize bile tahammül ederken sizin öldürülen o gencecik  insanlara, onların ailelerine, dostlarının acılarına hatta mezarlarına bile tahammülünüz yok. İktidardaki vicdansızların, savaş çığlığı atan barbarların giydiği takım elbiseyi biz 1 aylık maaşımızla alamazken, en kötü sigarayı içip, en kötü şartlarda yaşayan, vergilerden, zamlardan, kredi borçlarından kurtulamayan, günde 13-14 saat karın tokluğuna çalıştırılan, işten atılan, grevi yasaklanan biz işçilerden yalaka basında neden bahsedilmediğini biz biliyoruz bilmesine de o tertemiz yürekli gençlerin ölümüne bile seviniyorsunuz. Yazıklar olsun sizin kandan beslenen siyasetinize. Yalnızca gerçeği yazan, sayfalarını biz işçilere emekçilere ezilenlere açan  Evrensel ve Gündem  gazetelerini tehdit etmekten de geri durmuyorsunuz. 

O gençlerin ellerinde silah yoktu, onlar yok sayılan, zulme uğrayan, savaş mağduru bir halkın anasız babasız kalmış çocuklarına oyuncak ve kitap götüreceklerdi sadece. Van depreminde yardım diye paketlere bayrak koyup gönderdiniz küfreder gibi.  Allah’ı bile alet ettiniz o kirli siyasetinize, sırf sizinle aynı dili konuşmadıkları, aynı görüşte olmadıkları için yapmadığınız zulüm kalmadı. Derme çatma deprem konutu yapan AKP iktidarına oy vermedi diye acılı bir halka nankör bile dediniz. 

Roboskî’de savaş uçaklarıyla öldürülen 34 gencecik çocuğa terörist dediniz, ölsün gebersin dediniz, katırlarını bile katlettiniz. Soma’da 300 tane madenciyi uygunsuz şartlarda çalıştırıp, öleceklerini bildiğiniz halde bile onları yerin yüzlerce altına gönderdiniz. 40 katlı rezidans yükselsin diye çıkıp pişkince, utanmadan, alay eder gibi bu işin fıtratında var dediniz. Vicdanınız hiç sızlamadı ama milyonlarca parayı çalıp ayakkabı kutularında saklayanları aklamada tedreddüt bile etmediniz. Katliamlar bu ülkenin geçmişinde olduğu gibi bugün de devam ediyor. Hesap sormadığımız sürecede devam edecektir. Bu saltanatı eğemenlerin başına yıkmadığımız sürece her katliamın şuçlusu biraz da biz olacağız. Suruç’ta onca gencin hayatına malolan IŞID terörünü besleyen, destekleyen politikalara karşı barışı ve kardeşliği savunmak hepimizin görevi olmalıdır. 
İçeride ve dışarıda AKP eliyle yürütülen savaş politikalarına karşı biz işçiler halkların kardeşliğini örmek içinde birleşmek ve mücadele etmek zorundayız. Savaş istemiyoruz. Ben bu duygularla Suruç’ta yaşamını yitiren tüm gençlere Allah’tan rahmet diliyorum.

www.evrensel.net