23 Mart 2012 14:04

Ben bile umudumu yitiriyorum

Bu sene Newroz kutlamalarına hükümetin ‘yasak genelgesi’ nedeniyle yaşanan olaylar, polisin sert müdahalesine rağmen yüzbinlerce kişinin alanları doldurması ve bir polisin DTK Eş Başkanı Ahmet Türk’e attığı yumruk damgasını vurdu. Batman’da polis saldırısına uğrayan Ahmet Türk, devletin bu Newroz’da Kürtlere &lsq

Paylaş
Cumhur Daş / Ayşen Güven

6 dönem milletvekilliği yapan ve Kürtlerin, önemli siyasi aktörlerden biri olarak benimsediği 70 yaşındaki Türk, Newroz’da yaşananları, kendisine yönelik saldırıyı ve hükümetin Kürt sorununa ilişkin tutumunu, bunun doğuracağı sonuçları gazetemize değerlendirdi. Kendisine atılan yumruk için, “Bu saldırı barışadır” diyen Türk, “Ben geleceğe umutla bakan bir insanım. Ama benim bile umudum kalmıyor. AKP’nin zihniyeti kökten değişmedikçe ilerleme olmayacak” dedi.

Öncelikle geçmiş olsun. Batman’da size yönelik saldırıyla başlayalım. Daha önce de Samsun’da saldırıya uğramıştınız. Bu saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Teşekkür ederim. Halkımız biliyor, devlet biliyor, bizi yumruklayan polisler de biliyor ki; ben sorunların hep barışçıl yöntemlerle tartışılıp çözülebileceğine inanan bir insanım. Olabildiğince halkımın hakkını, hukukunu sonuna kadar savunurum. Demokratik yöntemlerin esas alınmasında ısrar eden bir insanım. Ben Türkiye’nin daha fazla karıştırılmak istenmesinden dolayı hedef seçildim. Saldırı barışadır. Kamuoyuna verilen mesaj nettir. 70 yaşındaki birine saldırmak; onun temsil ettiği siyasete, anlayışa saldırmaktır. Bunu şiddetten beslenen kesimlerin tezgahı olarak görmek gerekir.

Newroz’da yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ortaya çıkan tablo ne anlatıyor?

Bu Newroz farklı bir Newroz’du. Geçmişte Newroz yine bir bayram, bir özgürlük günü olarak kutlanıyordu. Ama bu Newroz devletin yasakçı zihniyetine karşı herkesin ‘ben mücadelemin, halkımın yanındayım’ mesajı verdiği bir Newroz oldu. İnsanlar oralara müzik dinlemeye, oynamaya gelmedi, bu yanlış politikaların karşısında bir duruş gösterdi. Farklı bir Newroz’du. Bir iki cümleyle tarif edersek; ‘Ben varım. Hakkımı istiyorum. Yasaklarınıza rağmen alanlara çıkacağım. Özgürlüğümün arayışındayım, mücadelemin arkasındayım.’ Bu mesajı verdi Newroz. Bütün yasaklara rağmen direnmeyi esas alan bir duruş gördük.

AKP’nin ‘yeni bir Kürt stratejisinden’ bahsediliyor son günlerde. Neler söylersiniz?

Sorunun barışçı bir temelde çözümünü temenni ediyoruz. Adalete, hukuka, eşitliğe dayanan bir dönem gelsin diyoruz. Ama kişisel olarak benim bir inancım kalmadı. AKP geçmişten beri çeşitli stratejiler gündeme getiriyor. Kürtleri oyalayarak, bölmeye çalışarak kendini yaşatmaya çalışıyor. Keşke bu sorunları çözebilme becerisini, aklını ortaya koyabilseler. Dediğim gibi geçmişte en fazla umutlu olan insanlardan biri bendim. Ama artık benim bile bir umudum kalmış değil. AKP zihniyetini kökten değiştirmedikçe bir ilerleme olmayacaktır. Artık ortada çocuk yok. Kürtler politize olmuş bir halktır. Kürtler, Dünya ve Ortadoğu siyasetini çok iyi izleyen bir halktır. Belki çok iyi Türkçe bilmiyoruz, ama gerçekten gelişmeleri yakından biliyoruz. Halkımız kimin ne yapmak istediğini, ciddiyetini değerlendiriyor. Bu konuda kimse artık halkı aldatamaz. Aldatmaya yönelik politikalar sadece gerginliği arttırır. Ama bir proje varsa bunu getirip Kürtlerle tartışacaksınız. Kürt sorunu varsa bu sorun Kürtsüz çözülmez. Bu işin muhatapları devre dışı bırakılarak bir yere varılamaz. Kürtlerle ortaklaştırılmadan, müzakere edilmeden bu sorun çözülmez. Gerçekten ciddi bir niyet varsa parlamentodayız, parlamento dışında da kanaat önderleri, Kürt mücadelesi var. Oturup bunlarla konuşmak gerek. Birilerini devre dışı bırakarak çözüm gelişmez. Oturup açık açık ‘halkların kardeşliği için, Türkiye’nin geleceği için neler yapabiliriz’ deriz. Hiçbir sınır getirmeden bir tartışma, olgunlaşma dönemini getirmemiz lazım. Yani ciddiyet burada. Önünüze hedef koyacaksınız, Kürtlere ‘ne istiyorsunuz’ diye soracaksanız. ‘Bunların hayata geçirilmesi için ne yapabiliriz’ diyeceksiniz. Tabii biz herkesi de ikna etmek zorundayız. Kürt’ü de Türk’ü de ikna etmek zorundayız. Gerçekten ortak aklı ortaya çıkartmak için bu işi ciddiyetle ele almak zorundayız. Bunun dışındaki hiçbir strateji çözüm olmayacaktır. Benim görmek istediğim tablo bu. Ama sordunuz; bunlar yapılacak mı? Ben başında da söyledim. Yani gerçekten umutla geleceğe bakan bir insanım. Ama giderek umudumu kaybediyorum. (Diyarbakır/EVRENSEL)


DEVLET NEWROZ’DA KÜRTLERE GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERMEK İSTEDİ

Devlet bu yıl Newroz’daki tutumuyla ne yapmak istedi sizce? Neden bunu tercih etti?

92’leri, 93’leri yaşadım. O dönemin uygulamalarından farklı değildi. Bir kez daha Kürtlere devletin gücünü göstermeye çalıştılar. ‘Bu ülkede kimse bir şey isteyemez. Bizim izin verdiğimiz şey olur, izin vermediğimiz olmaz’ mesajıydı. 30 yıldır bu yöntemleri, uygulamaları yaşıyoruz, görüyoruz. İşte tüm sakatlığın burada olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama yine de onlar eski yöntemlerde, eski politikada ısrarcılar. Bu geçmişteki politikaların ısrarıdır. Türkiye’de iktidarın değişmesi de çok önemli değil. Mantığın, aklın değişmesi gerekiyor. Yani ‘Kürtler bir halktır, bu halk bizlerle beraber yaşama kararı vermiştir, bu halkın hakları, hukukları vardır noktasına’ geldiklerinde bu nokta çözülür. Ama ‘herkes Türk’tür, herkes de Türk halkının hizmetindedir’ mantığıyla bakarsanız, ne olursanız olun yürütülen politikada bir değişiklik olmaz.


Baskıların, askeri ve siyasi operasyonların arttığı bir dönemdeyiz. Kürt halkının talepleri ısrarla ‘bölücülük’ olarak lanse ediliyor. Kürt halkı ne istiyor?

Kürtler barıştan yana. Barışın gelişmesi, ortaya çıkması için herkes çabalıyor. Herkeste barış özlemi var. Ancak karşısında bu çabaya yanıt verecek bir anlayış yok. Bütün sıkıntı buradadır. Ne istiyor Kürtler? Anadilde eğitim istiyor, kimliğinin tanınmasını istiyor, siyasi statüsünü istiyor. Günümüz dünyasında birçok ülkede federasyonlar, özerklikler var. Bu Türkiye’yi küçültmez aksine büyütür. Bu Türk halkına karşı değildir. Tersine bu Türk halkının da özgürleşmesini sağlar. Ama Türkiye bir halkın mücadelesini görmezden geliyor. Tabii bugün dünyadaki güçler, emperyalist güçler Ortadoğu’yu kontrol etmek için Türkiye’nin yaptıklarını mazur görüyorlar. Şimdi Kürtlerin çektikleri ve mücadelesi Libya’daki, Suriye’deki, Mısır’daki Araplardan az mıdır? Hayır, değil? Ama maalesef dünya işine gelen durumlarda sessiz kalıyor, menfaatine dokunduğu zaman da demokrasi havarisi kesiliyor. Ama Kürtler artık mücadelesinden vazgeçecek bir halk değildir.


SİLAHTA ISRAR EDERSENİZ HERKES ACI ÇEKER

Başbakan Erdoğan, Cudi’de ve her yerde operasyonların devam edeceğini söyledi. Önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz?

Herkes nereye gidildiğini ve nelerin geliştiğini görebiliyor. Bunu açık açık söylemek gerekiyor. Biz daha fazla acının yaşanmaması için ne olması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Sonuçta silahta ısrar ederseniz, meseleyi operasyonlarla, baskıyla çözerim derseniz herkes için daha büyük acılar yaşanır. Bunların yaşanmaması için biz ısrarla çözüm için demokratik siyasetin devreye girmesini istiyoruz. Görünen köy kılavuz istemiyor. Maalesef çözümsüzlük olacak. Hiç de istemediğimiz manzaralarla karşı karşıya kalabileceğimizi düşünüyorum.


‘VALİ VE EMNİYET MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINMALI’

Newroz alanına gidebilmek için bindikleri otobüsün tarla içerisinden geçtiğini, polis noktasında 50 kadar polisin araca taşlar ve gaz bombalarıyla saldırdığını söyleyen Türk, “Otobüsün camları üzerimize dökülmeye başladı. Gaz bombalarını otobüsün içine atıyorlardı, içeride duramazdık. Otobüsün dışına çıktığımda resmi elbiseli bir polis bana yaklaşır yaklaşmaz sol gözüme ard arda 3 yumruk attı” dedi. Polisin gözü dönmüş bir şekilde saldırdığını söyleyen Türk, olayın açığa çıkartılması için Batman valisi ve emniyet müdürünün görevden alınması gerektiğini belirtti.

ÖNCEKİ HABER

Bursa’da metal işçileri huzursuz

SONRAKİ HABER

Berkin Elvan'ın vurulduğu yere ait keşif raporu: Rapor var, tespit yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa