Türkiye, Suriyeli çocuk işçi  cehennemine dönüştü

Türkiye, Suriyeli çocuk işçi cehennemine dönüştü

Züleyha KARAER
Ankara

Suriye’den, Türkiye’ye göç eden çocuklar daha göç yollarından başlayarak birçok şiddet ve hak ihlaliyle baş etmek zorunda. Kemal Vural Tarlan “Suriyeli çocukların yaşadıklarına bizzat tanık olmuş biri olarak çocukların günlerce yürümek zorunda kaldığını, yiyecek bulamadıklarını, mayınlı alanlarda konaklamak zorunda kaldıklarını, çatışmalar içerisinden kaçan çocukların büyük psikolojik sorunlar yaşadıklarını pek çok kez gördüm” sözleriyle çocukların yaşadıklarına tanıklığını aktarıyor. Türkiye’nin, Suriyeli çocuk işçi cehennemine dönüştüğüne dikkat çeken Tarlan, bu çocuklara yapılan ırkçı uygulamaları “Devlet okullarına giden çocuklarla ilgili gözlemlediklerim bu çocukların Türkçe bilmemelerinden kaynaklı olarak ayrımcılığa tabi tutuldukları. Zaten Türkçe bilmeyen çocuk, derslerden bir şey anlayamadığı için, direk dezavantajlı bir halde ve de Suriyeli olduğu için de ayrıca ayrımcılığa uğruyor” sözleriyle dile getiriyor.

Belgesel Fotoğrafçı Kemal Vural Tarlan, Suriye’li çocukların eğitimden barınmaya, ırkçı saldırılara kadar yaşadıkları birçok hak ihlali hakkında  görüşlerini gazetemize anlattı.

Çocuklar Suriye’den hangi yollarla Türkiye’ye geliyor?
Suriyeli çocuklar Türkiye’ye eğer ailelerinin pasaportları ve kimlik kartları var ve geliş zamanlarında sınır kapıları açıksa, kapılardan geçip geliyorlar. Ama 2011 temmuzundan bu yana Türkiye’ye gelen 2 milyon 500 bine yakın Suriyeli mültecinin yaklaşık yüzde 55’i 18 yaşın altında çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. Yani bunun anlamı ülkemizde 18 yaşın altında 1 milyon 500  bine yakın genç ve çocuk var. Bunların çok büyük çoğunluğu sınırı izinsiz geçip gelenlerden oluşmaktadır. Bildiğiniz gibi Suriye-Türkiye sınırının nerdeyse hepsi mayınlı alanlardan oluşmaktadır. Sınır kapıları dışından gelenlerin bu mayınlı alanları aşmaları gerekmektedir. Yaklaşık 50 yıl öncesine dayanan mayınlı alanlar, yıllarca kaçakçıların kullandığı patika yollarla delinmiş, bu yollar yaklaşık 4 yıldır Suriyeli sığınmacılara geçiş sağlamaktadır.

Yolda yaşadıkları sorunlar neler?
Çevre ülkelere sığınan (4 milyonu aşkın) Suriyeliler dışında halen Suriye içerisinde evini terk etmiş ve başka bir yerleşim yerine yerleşmiş yaklaşık 7 milyon 500 bin kişi daha olduğu, bunların büyük bir kısmının sınıra yakın bölgelerdeki kamplarda yaşadıkları biliniyor. Bu kamplardaki koşuların çok kötü olduğu özellikle çocukların beslenme ve sağlıkla ilgili büyük sorunlar yaşadıkları, sık sık yaşanan çatışmaların bu kamlara yakın olması sebebi ve muhalif grupların bu kampları korumaları sebebiyle çatışmaların ve ölümlerin buralarda yaşayan çocuklar da büyük travmalara neden olduğu bilinmektedir. Sınırı geçiş dönemlerinde Suriyeli çocukların yaşadıklarına bizzat tanık olmuş biri olarak çocukların günlerce yürümek zorunda kaldığını, yiyecek bulamadıklarını, mayınlı alanlarda konaklamak zorunda kaldıklarını, çatışmalar içerisinden kaçan çocukların büyük psikolojik sorunlar yaşadıklarını pek çok kez gördüm.
Suriye’den çevre ülkelere sığınan mültecilerin çatışmalı dönemlerde geçişlerinin artığı gözlemleniyor. Bu durumda çatışmalar içerisinde kalan çocukların pek çok kez hayatlarını kaybettiğini, bu sayının sadece 2014 yılında 3 bin 500 olduğu raporlandı. Yine BM UNİCEF verilerine göre; Suriye’de yaşanan kriz beşinci yılına girerken, ülke içerisindeki 5 milyon 600 binden fazla çocuk hâlâ risk altında. Çatışma bölgesinde bulunan 2 milyon çocuğa insani yardım kuruluşlarının erişimi güçlükle sağlanıyor. Halen 2 milyon 600 bin civarında Suriyeli çocuk okula gidemiyor. Yaklaşık 2 milyon Suriyeli çocuk bugün Lübnan, Türkiye, Ürdün ve diğer ülkelerde mülteci olarak yaşıyor. Bu sayıya ek olarak, mültecilere ev sahipliği yapan dezavantajlı topluluklara mensup 3 milyon 600 bin çocuk da talep fazlalığından dolayı eğitim ve sağlık gibi alanlardaki hizmetlerin yetersiz hale gelmesi ile krizin olumsuz etkilerine maruz kalıyor.

Türkiye’ye giriş yaparken ne gibi sıkıntılar yaşıyorlar?
Çoğunlukla çocuklar ve kadınlardan oluşan sığınmacılar çatışmalardan ve iç savaşın doğurduğu barınma, beslenme, can güvenliği gibi sorunlardan uzaklaşmak için sınırı geçip Türkiye ve diğer çevre ülkelere sığınmaktalar. Mayınlı alanlardan geçişlerde zaman zaman kazalar ve güvenlik görevlilerinin açtığı ateş sonucu ölümlere varan yaralanmalar olmaktadır. Bu konuda yapılan çalışma çok az olmasına rağmen basında sık sık bu ölümlere dair haberler çıkmakta, bunlar içerisinde çocuk ölümleri de dahil olmak üzere pek çok vaka var. Birçok çocuğun ailesiyle birlikte sınırın diğer tarafında günlerce bekletildiğini, yiyecek ve içecek su sıkıntısı çektiklerini biliyoruz. Girişlerine izin verilmeyen çocuklar genellikle sınırın yakınlarında kurulan informal kamplara sığınıyorlar. Bu kamplarda her türlü, besin, sağlık ve hijyenden yoksun yaşıyorlar.
BM verilerine göre 8 bin Suriyeli çocuk savaşta ailelerini yitirdikleri için ebeveynleri  olmaksızın sınırı geçip komşu ülkelere sığınmış durumda. Savaşta babalarını yitirmiş çocukların yaşam koşullarının daha da kötü olduğu, radikal İslamcı grupların bu çocukları alıp savaşçı olarak yetiştirdiklerine dair haberlere de rastlanıyor.

SURİYE’DE DE AYRIMCILIĞA UĞRUYORLARDI

Sizin bu alanda yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?
Ben ağırlıklı olarak Suriye’den gelen Çingene toplumu ile ilgili çalışmalar yapmaktayım. Suriyeli Mülteciler arasında “en alttakiler” olarak Türkiye’de ve diğer sınır ülkelerde yaşayan bu topluluk yoğun olarak Dom gruplarından oluşuyor. Savaş ve çatışmalı dönemler dışında da ayrımcılığa maruz ve dışlanmaya maruz kalan bu etnik topluluk. Çatışmalı dönemlerde en çok şiddete ve baskıya maruz kalan, sığındıkları ülkelerde de etnik kökenlerinden dolayı ayrımcılığa maruz dezavantajlı duruma düşüyorlar.
Bu çalışmalarım dışında dört yıldır Suriyeli mültecilerle ilgili belgesel fotoğraf çalışmaları yapıyorum. 2012 -2014 yıları arasında Suriye Yollarda ( Syria in Transit http://www.syriaintransit.com ) adıyla bir çalışma yaptım. İki yıl boyunca Suriye’den İngiltere’ye çeşitli Avrupa ülkelerinde Suriyeli mültecileri üzerine; fotoğraf, video, ses ve objelerden oluşan bir sanat çalışması oluşturdum. Ve bunu İngiltere, Almanya, İspanya ve Türkiye’nin çeşitli illerinde sergiledim.

SADECE YÜZDE 15’İ EĞİTİM ALIYOR

Bu çocuklar Türkiye’de ne gibi saldırılara uğruyor, eğitim, barınma, sağlık gibi bir çocuğun alması gereken bakım hizmetlerinden yeteri kadar faydalanabiliyorlar mı?
Türkiye’de yaşayan Suriyeli çocuk sayısı tam olarak bilinmese de bu sayının yaklaşık olarak 600 bine yakını ilk öğretim çağında olmak üzere 1 milyon 500 bin. Bu çoklarının eğitim alma oranının yaklaşık yüzde 15 civarında olduğu, okulla gidenlerin büyük çoğunluğunun kamplarda yaşayan çocuklar olduğu biliniyor. Kamp dışında yaşayan çocukların çok küçük bir kısmı okullara gidebiliyor. Bu okulların bir kısmı Suriyelilerin kurdukları özel okullar, bir kısmı devlet okulları, bir kısmı da İslami cemaatlerin kurdukları okullar. Bu okulların statüsü konusunda bir netlik yok. Çocukların okudukları müfredat hakkında açık ve şeffaflık yok. Devlet okullarına giden çocuklarla ilgili gözlemlediklerim bu çocukların Türkçe bilmemelerinden kaynaklı olarak ayrımcılığa tabii tutuldukları. Zaten Türkçe bilmeyen çocuk, derslerden bir şey anlayamadığı için, direk dezavantajlı bir halde ve Suriyeli olduğu için de ayrıca ayrımcılığa uğruyor.
Okula gidemeyen büyük çoğunluk ise çoğunlukla evde ve sokaklarda yaşıyor. Yaklaşık 4 yıldır  hiç bir eğitim almamış, yüz binlerce çocuk bugün Türkiye’de yaşıyor. Bu konuda yapılmış, elle tutulur, bir çalışma yok. Bu çocukların büyük bir bölümü her gün iş bulup ailelerine destek olmak için sokaklarda geziyor. Bu yüzden, özellikle sınır kentleri olan Urfa, Antep, Kilis, Antakya ve diğer kentler çocuk işçiliğinin, yaygınlaştığı, çocuk emeğinin sömürüldüğü sanayi siteleriyle dolmuş durumda. Mevsimlik tarım işçiliğinin büyük ölçüde kadın ve çocuk emeğine dayandığı, geçmiş yıllarda Kürt işçilerin yaptığı işlerin büyük ölçüde bugün Suriyeli mültecilere yaptırıldığını her işlikte ve tarlada görebiliyoruz. Bunun dışında sokakta mendil ve benzeri işlerin çoğunlukla mülteci çocuklarca yapıldığını, atık toplayıcılığı gibi gündelik işlerin yine çocuk emeğine dayalı hale geldiği biliniyor.
Sokaktaki yaşam çocukları her türlü istismara da açık hale getiriyor. 4 yıldır hiç bir eğitim almadan büyüyen çocukların aileleri bu çocuklarını hiç olmazsa bir meslek öğrenir, eve katkısı olur diye çok düşük ücretle çalışmaya zorlamakta, sokağa itilmektedir. Bu durum Türkiye’nin bugün Suriyeli çocuk işçi cehennemine dönüşmesine sebep olmuştur. Haftalık 20 liradan başlayan ücretlerle çocuklar işliklerde çalışmakta, pek çok iş yerinde şiddetin her türlüsüne maruz kalmaktadırlar.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Temmuz 2015 12:10
www.evrensel.net