Akademisyen ve gazeteci örgütleri: Halkın mesajına herkes sahip çıkmalı

Akademisyen ve gazeteci örgütleri: Halkın mesajına herkes sahip çıkmalı

Emine UYAR
İzmir

Başbakan Yardımcısı ve Geçici Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın gazetemize ve Özgür Gündem gazetesine yönelik “Bunlar birer suç makinesi” şeklindeki tanımlamasını, haber sitelerine getirilen yasağı ve yaşanan süreci akademisyen ve gazeteci örgütlerine sorduk.

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülgün Erdoğan Tosun, ülkenin çok zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Her şeyden önce ülkeyi yönetenlerin düşünce ve ifade özgürlüğünü ve tüm yurttaşların can güvenliğini koruyan bir davranış içinde olması gerekir” dedi. Hiç kimsenin başka bir kurum ya da kuruluşu hedef gösterme çabası içinde olmaması gerektiğini belirten Tosun, “Bu hedef göstermeler devam ederse bir süre sonra önü alınmaz bir kaos halini alabilir. Kardeşin kardeşi ve kardeşliği yok saydığı bir ortama yol açabilir. Birlikte yaşıyorsak bu birlik ve beraberliğe herkesin sahip çıkması gerekiyor.” dedi.

‘HALK BARIŞ MESAJI VERMİŞTİ’

Halkın ülkeyi yönetenlerden daha sorumlu bir yaklaşım beklediğini ifade eden Tosun, “Suruç’ta ölenler de şehit olan asker ve polisler de bizim evlatlarımız. Birlik, beraberlik kardeşlik slogan olarak kalmasın. Bu savaş ortamına hepimizin el birliği ile karşı koyması gerekiyor” dedi.
Tosun, halkın 7 Haziran seçimlerinde verdiği mesajın da, “Bir araya gelin birlik olun, barış olsun” mesajı olduğunu belirten Tosun, “Bu mesajın bugün çok dahi iyi okunması gerekiyor” dedi.  

Gazeteciler Bülent Arınç hakkında suç duyurusunda bulundu

‘BİRLİKTE MÜCADELEYE YÖNELİK BİR SALDIRI’

İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Zafer Yörük,  Arınç’ın gazetemizle ilgili “suç makinesi” gibi bir terim kullanmasının gazeteyi hiç okumamış olduğu anlamına geldiğini ifade ederek, “Benim örneğin Evrensel hakkındaki gözlemim Türkiye’de yapılmayan bir tür gazeteciliği, işçi ve sendika gazeteciliğini titiz bir şekilde ve başladığı günden bu yana başarıyla yaptığıdır. Eğer işçi haklarını savunmak suçsa suç makinesi böyle oluyor demek ki” dedi. Özgür Gündem’i ise ilk suç makinesi ilan eden hükümet sorumlusunun Arınç olmadığını ifade eden Yörük, “Bundan önce de çok sayıda faşizan düşünceli şahıs suç makinesi ilan etti, Özgür Gündem’e çok saldırıldı, bombalandı. Bütün bunlara rağmen ısrarla Türkiye’deki Kürt hareketini ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini destekler bir perspektiften haber yapmayı ve topumu bilgilendirmeyi ısrarla sürdürdü” dedi. Arınç’a Press filmini seyretmesini öneren Yörük, “O söylemlerin zamanında nelere yol açtığını, bu halkın ve bu gazetenin nasıl direndiğini görsün. Bu tür laflarla ne bir halkın mücadelesi ne de bir basın organının mücadelesi engellenebilir. Ne de genel olarak basın özgürlüğünü böyle yönetme ve zorbalıklarla ortadan kaldırabilirler” dedi.
Hem Özgür Gündem’i hem de Evrensel’i birlikte hedef göstermenin aslında emek hareketi ile Kürt hareketinin birleştiği noktada ikisini de kriminalize etme ve ötekileştirme çabasını ve bu birliktelikten duyulan rahatsızlığı ifade etiğini dile getiren Yörük, “Suruç bombalaması da bu rahatsızlığın bir ifadesi olarak okunabilir” dedi.  
Yörük, “Bülent Arınç suç makinesi arıyorsa Ankara’yı parsel parsel satan arkadaşı hakkında gereken araştırmayı ve cezalandırmayı yapsın ondan sonra başkalarına suç atsın” dedi.

‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN DURUMUNU GÖSTERİYOR’

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen de Arınç’ın yaptığının bir hedef gösterme olduğunu belirterek, “Söylemesi bile acı ama ne yazık ki alışık olduğumuz bir durum” dedi. Evrensel ve Özgür Gündem’in yanında olduklarını belirten Dikmen, “Hem haber alma, bilgi edinme hakkına yapılmış bir yanlışlık, hem de bize göre bilinçli yapılan ve saldırı niteliği taşıyan bir durum söz konusu. Türkiye’deki basının durumuna ilişkin her şeyi gözler önüne seren somut örnekler bunlar. Etik olarak şiddetle kınıyoruz. Kınamaktan yorulmuyoruz, yorulmayacağız” dedi.
TGS İzmir Şube Başkanı Halil Hüner de özellikle 24 Temmuz sansürün kaldırılışının 107. yıl dönümünde Başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsünün basına yönelik böyle ağır suçlamalarda bulunmasının çok manidar olduğunu belirtti. “Hükümet eden insanlar basına saygılı olmalı. Barışı ve kardeşliği savunan gazetecileri düşman gibi göstermek ülkeye yarar sağlamaz. Bizden değil diye bir takım gazete ve yayın organlarına yayın yasağı getirmek fısıltı gazetelerini devreye sokar bu daha tehlikeli bir süreçtir. Bırakın basın görevini yapsın, halkın olan bitenden haberi olsun. Ama siz karartma uyguladığınız sürece daha değişik boyutlara çekilebilir. Kaos ortamı mı istiyorsunuz?” dedi. 4-5 yıldır sürdürülen açılım ve çözüm süreci ile birlikte sağlanan barış ortamının kimi rahatsız ettiğini soran Hüner, “Siz kendiniz kamuoyuna bunu açıkladınız şimdi ne oldu de bir anda ülkeyi kaos ortamına sürüklüyorsunuz. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak biz hep özgür basını ve barışı savunduk. Bunu savunmayı sürdüreceğiz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Temmuz 2015 09:50
www.evrensel.net