Kandil bombardımanında HPG Komuta Üyesi Şervan Varto hayatını kaybetti

Kandil bombardımanında HPG Komuta Üyesi Şervan Varto hayatını kaybetti

Federal Kürdistan Bölgesi'ndeki Medya Savunma Alanları'na yapılan hava saldırısına ilişkin açıklama yapan Halk Savunma HPG Komutanlığı, yapılan bombardıman sonucu HPG Komuta Konseyi Üyesi Şervan Varto'nun hayatını kaybettiğini, 3 HPG'linin ise yaralandığını duyurdu.

Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, TSK'nin savaş uçakları tarafından Federal Kürdistan Bölgesi'ndeki Medya Savunma Alanları'na bağlı Kandil, Zap, Metîna, Garê, Haftanîn, Avaşîn ve Xakurkê bölgelerine yönelik dün gece başlayıp, bugün devam eden hava saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Dün gece saat 23.00'dan itibaren Medya Savunma Alanları'na dönük yoğun bir biçimde başlatılan ve aralıklarla halen devam etmekte olan hava saldırısının yeni bir sürecin başlatıldığı anlamına geldiğini vurgulayan HPG Basın-İrtibat Merkezi hava ve kara saldırılarının sonucu olarak, 1'i çocuk olmak üzere çok sayıda sivilin yaralandığını, bölge halkının maddi zararlara uğradığını ve birçok alanda orman yangınları başladığını belirtti. Söz konusu saldırılarda, HPG Komuta Konseyi Üyesi Şervan Varto'nun hayatını kaybettiği, 3 HPG'linin de yaralandığı duyuruldu.

'24 TEMMUZ, ERDOĞAN'IN EN BÜYÜK HATASI OLARAK TARİHE GEÇECEK'
Paylaşılan bu bilgilerle birlikte, AKP'nin topyekûn savaş konseptini uygulamaya soktuğu 24 Temmuz tarihinin "AKP hükümetinin ve Erdoğan'ın siyasi ve askeri anlamda en büyük hatasını yaptığı gün" olarak tarihe geçeceğinin altını çizilen açıklamada, "Kürt sorunu gibi Türkiye'nin en temel sorununun çözümünde 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı gibi önemli bir düzeye ulaşılmasına rağmen, bugün Erdoğan'ın ve AKP hükümetinin savaş kararı alarak hareketimize, halkımıza ve Türkiye demokrasi güçlerine dönük topyekun bir saldırıyı başlatmış olması, Kürt halkına ve demokrasi güçlerine düşmanca zihniyetinin ve tutumunun bir göstergesidir. Açık ki bu karar, kesinlikle Türkiye toplumunun çıkarı düşünülerek değil, diktatör olma hırsıyla iktidar ve seçim hesapları uğruna alınmıştır. Kirli iktidar hesapları için Kürt ve Türk gençlerinin kanını dökme sürecini başlatan Erdoğan, bu uygulamasıyla Kürt Özgürlük Hareketi'ni darbeleyerek zayıflatmayı, böylece HDP'yi barajın altına düşürmeyi, yine geliştirdiği savaşla tüm milliyetçi kesimlerin oylarını almayı ve diktatörlük hayallerini gerçekleştirmeyi arzu etmektedir" denildi.

'TEK TARAFLI ATEŞKESİN ARKASINDA ISRARLA DURULDU'
Açıklamada, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 2013 Newrozu'nda yaptığı çağrıya bağlı kalarak, Öcalan üzerinde uygulanan tecride, siyasi soykırımlara, askeri operasyonlara, baraj ve karakol yapımlarına rağmen tek taraflı ateşkes pozisyonunda durmanın görev bilindiğini de kaydedildi.

Esas olarak, Ağrı-Diyadin saldırısı ve 30 Haziran hava saldırısının ateşkesin sonlandırıldığı anlamına gelmesine rağmen, yine de kararlı bir biçimde ateşkes pozisyonunun bugüne kadar sürdürüldüğünü vurgulayan HPG, buna ilişkin olarak açıklamasında şunları kaydetti:

"Suruç'ta gerçekleşen katliama misilleme amacıyla bazı yerel birimlerin yaptığı kısmi misilleme eylemleri ateşkesin tarafımızdan bozulduğu anlamına gelmediği gibi, zaten bu eylemler bir merkezi karardan ziyade tepkisel çıkışlar biçiminde gelişmişlerdir.

Ancak şu anda Türk devleti tarafından yürürlüğe konulmuş bulunulan topyekun savaş saldırısıyla bizlerin tek taraflı olarak ateşkesi sürdürmemizin koşulları da ortadan kaldırılmıştır. Gelişen saldırılara karşı kendimizi savunma hakkımız temelinde topyekun saldırıya karşı topyekun direniş geliştirerek özgürlük ve demokrasiyi savunma görevi tarihsel bir görev olarak önümüze çıkmış durumdadır.
Tüm kamuoyu, Türkiye toplumu, yurtsever halkımız ve demokrasi, barış, kardeşlik yanlısı kesimler bilmeli ki, biz her şart altında özgürlük ve demokrasi çizgisinde kararlı durmayı bilecek bir hareketiz. Bugün önümüze kapsamlı bir mücadele ve direniş süreci gelmiş bulunmaktadır. Bu yeni ve zorlu mücadele döneminde başarı şansımızın her zamankinden çok daha yüksek olduğu açık ortadadır. Halkımızın örgütlü mücadelesi ve gerillamızın kararlı-güçlü performansı, AKP ve Erdoğan'ın şahsında Türk sömürgeciliğinin yenilgisini kesin bir olguya dönüştürecektir. Türkiye toplumunun hiçbir değer yargısıyla kesinlikle bir sorunumuz olmadığı gibi, bu savaş bir PKK ve Türk devleti savaşı olmaktan ziyade, Erdoğan diktatörlüğü ve Kürdistan halkı ile Türkiye demokrasi güçlerinin savaşı durumundadır. Kürdistan gerillası, tüm Türkiye toplumunun demokrasi ve özgürlük savaşçıları olarak halkıyla ve demokrasi güçleriyle birlikte kazanmayı kesinleştirecek güce, performansa ve yetkinliğe sahiptir. Bu açıdan içine girilen yeni mücadele döneminin büyük bir tarihi direniş ve zafer yürüyüşü olacağı kesindir." (DİHA)

www.evrensel.net