Mevsimlik işçi, ailesinin filmini çekti: Daha fazla tarım işçisi katliama uğramasın

Mevsimlik işçi, ailesinin filmini çekti: Daha fazla tarım işçisi katliama uğramasın

Yıllardır ailesiyle birlikte mevsimlik işçi olarak memleketinden yüzlerce kilometre uzaklıktaki kentlerde çalışan Kürt Yönetmen Mustafa Ergün, çalıştığı ve büyüdüğü tarlalardaki yaşamı, çalışma koşullarını, kendi çektiği belgesele taşıdı. Türkçe “Bir Yaz Şarkısı” anlamına gelen “Stranek Havînê” adlı belgesel, Ergün’ün 30 yıldır tarlalarda mevsimlik işçi olarak çalışan ailesinin bir günlük yaşamını konu alıyor.

Genç Yönetmen Mustafa Ergün, arkadaşlarından aldığı bir kamera, tripot ve bir mikrofonla, teknik imkansızlıklar içinde çekmeyi başardığı, “Stranek Havînê” İstanbul, İzmir ve Ankara’da Uluslararası Film Festivali’nde gösterime girdi ancak Filmin Yönetmeni Ergün, maddi imkansızlıklar yüzünden gösterimlere de katılamıyor.

İŞÇİLERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI FİLMLERLE DE ANLATILMALI

Belgeselin ana konusunu ise, Ergün’ün her yaz Urfa’dan başka kentlere çalışmak için gelen ailesinin tarlalarda geçirdiği bir günlük yaşamı oluşturuyor. Belgeseli oldukça önemli kılan ayrıntıların başında ise Ergün’ün, 1997 yılından beri ailesiyle birlikte mevsimlik işçi olarak batı illerinde tarlalarda çalışması, büyümesi geliyor. Aynı zamanda belgeselle Ergün, yaşamını çocukluğunu, oyunlarını da belgesele taşımış oluyor.

Mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemlerde aynı zamanda Ankara Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümünü bitiren Ergün, mevsimlik işçilerin çalışma ve yaşam şartlarının Türkiye’nin kanayan yarası olduğu ve okuduğu bölümünden kaynaklı tarım işçilerinin sorunlarını aktarmanın kendisinde bir sorumluluk olarak gördüğünü belirtiyor.

BELGESELDE YÖNLENDİRME YOK

Ünlü Sovyet Yönetmen Dziga Vertov’un “sine-göz” yöntemini belgeseline uyarladığını ifade eden Ergün, ailesinin bir günlük yaşamını, oluş sırasına müdahale etmeden doğalında aktararak, çocuk işçiliği ve kayıt dışı çalışmanın yoğun olduğu tarlalar için toplumsal bir farkındalık yaratmaya çalıştığını belirtiyor. Ergün, filmlerin yanı sıra belgesellerin yaşamın gerçeklerini daha iyi topluma aktardığını vurguluyor ve ekliyor: “Belgeselde yönlendirme yok. Bu işçiler ne yapar, nasıl ve kaç saat çalışıyorlar? Kahvaltıda ne yiyorlar ne konuşuyorlar? Nasıl yaşıyorlar? Görünenin sadece uzakta birkaç çadır ya da her şeyi unutturmak için gülümseyen ‘bir çocuk fotoğrafı’ olmadığını, hiçbir şeye müdahale etmeden aktarmayı amaçladım. Daha fazla tarım işçisi toplu katliama uğramasın diye farkındalık yaratmaya çalıştım.”

Ayrıca Ergün, belgeseli çekmesindeki başka bir amacının da, ailesinin 30 yıllık mevsimlik işçi gerçekliğinin, geleceğe taşımak ve kayıt altına almak olduğunu söylüyor.

‘UCUZ ÇALIŞMAYA ZORLANIP, IRKÇI SALDIRILARA UĞRUYORLAR’

Mevsimlik işçilerin ucuz çalışmaya mecbur bırakıldığına ve bu insanların çalışma koşullarına yönelik hiçbir yasal düzenlemenin olmadığına dikkat çeken Ergün, şöyle konuşuyor: “İnsanlar mecbur olduklarından pılı pırtısını toplayıp gelip çalışıyor. Ancak tarla sahibi ya da dayı başı ne derse o oluyor. Günlük 40 TL gibi bir ücret karşılığında çalışıyorlar. Bir de burada, kimlik sorunlarıyla karşılaşıyorlar. Mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 95’i Kürt halkından oluşuyor. Bu durumun beraberinde getirdiği ırkçı saldırılar, sorunlar oluyor. Çoğu defa işçilere saldırılar oluyor.” (Ankara/DİHA)

www.evrensel.net