Oğlunu Kobanê'de yitiren, Suruç'tan yaralı kurtulan anne: Acıma acı katarak döndüm

Oğlunu Kobanê'de yitiren, Suruç'tan yaralı kurtulan anne: Acıma acı katarak döndüm

Volkan PEKAL
Aydın YİĞİT
Adana

Oğlu Bedrettin Akdeniz’i iki ay önce Kobanê’de IŞİD karşı savaşırken kaybeden Sabiha Akdeniz, oğlunu katleden IŞİD’in yaptığı Suruç’taki bombalı saldırıdan şans eseri kurtuldu. Yaşanan vahşeti anlatan Akdeniz, “Oğlumun ne için şehit düştüğünü görmeye gittim. Acımı hafifletmek için yola çıktım. Ama acıma acı katarak döndüm. Hepsinin çok güzel hayalleri vardı. Barışa giden çocukları öldürdüler. Şoktayım” dedi.

Oğlunun cenazesinde “Bir Bedrettin gitti ama binlerce oğlum, kızım var “diyen Sabiha Akdeniz, bir dakika önce sarıldıkları, birlikte kahvaltı yaptıkları “hepsi evladımdı” dediği gençlerin bedenlerini parçalanmış olarak görmenin kendisini bir kez daha sarstığını söyledi. Yolda ve Suruç’ta gençlerle sohbet ederek onların hayallerini anlamaya çalışan Akdeniz, onlarla aralarında güçlü bir bağ kurmuş. Oğlunun cenazesinde söylediği gibi hepsi oğulları ve kızları olmuş. Akdeniz, “Hepsi benim evladımdı. Yol boyunca Kobanê’de neler yapacağımızı konuştuk. Hepsinin çok güzel hayalleri vardı. Çocuklara park yapacaktık, ağaç dikecektik, bir çeşme yapacaktık, çocuklarla güzel vakit geçirecektik, onlara savaşı unutturacaktık…Barışa giden çocukları öldürdüler” dedi.

Oğlunun yaşamını yitirdiği topraklarda neler yaşandığını görmek, oradaki insanların acılarına ortak olmak, imkanları dâhilinde belki bir çocuğu güldürebilmek için “bir tuğla da ben koyabilir miyim?” diyerek yola çıktığını anlatan Akdeniz, “Oğlumu kaybederken orada nice aileler kayboldu. Oğlum ne için şehit düştü görmek istedim” dedi. Bedrettin’in Kobanê’ye giderken “Başımı yastığa rahat koyamıyorum” dediğini hatırlatan Anne Akdeniz, “Neden? diye sormuştum. Nedenini Suruç’ta gördüklerimden sonra onu daha iyi anladım.Oğlumun yaptığından hiç utanmadım. Oğlum da bizim yaptığımız gibi oraya çocuklar için gitmişti” şeklinde konuştu.

ZATEN SAVAŞIN İÇİNDEYMİŞİZ

Bazı yayın organlarında katledilen gençlere yönelik suçlamaların kendilerini yaraladığını ifade eden Akdeniz, savaşa gidiyorlardı şeklindeki söylemlere şu ifadelerle cevap veriyor: “Oraya baksınlar; sadece kana bulanmış oyuncakları görecekler. Bunlar mamaları, bezleri, oyuncakları silah mı sanıyorlar? Ama savaşa gitmek için insanın silah tutması gerekmiyormuş. Biz zaten savaşın içindeymişiz. Onu anladık.” Araçtakilerin yola arama olacağını beklediklerini aktaran Akdeniz, Adana’dan yola çıktıklarından itibaren yolda hiç durdurulmadıklarını, Suruç’ta da hiç aranmadıklarını anlattı.

POLİS BİZE SİLAH DOĞRULTU

Olay gününü anlatan Akdeniz, polisin kimlik kontrolü için bir girişimde bulunmadığını söyledi. Olay yerine uzak duran polislerin patlamadan sonra da olay yerine yaklaşmadığını dile getiren Akdeniz, “Biz yardım istediğimizde. Polisler önümüze çıktı. Bize silah doğrulttu. Zırhlı araçlar yaralıları taşıyan araçların önünü kesti. Barış barış diyorlar hani barış nerede?” diye sordu. Su almak için kantine gittiği sırada patlama olduğunu anlatan Akdeniz, “Şok içerisindeydim. Geri döndüğünde parçalanmış insanların içerisinde adım atamadım. Hangi konuştuğum, sohbet ettiğim insanın bir parçasına basacağım diye adım atamadım. Yardım edemedim” dedi. Oğlunun öldüğü topraklara barış için gittiklerini ifade eden Akdeniz, siyaseti kana bulamayın diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu ’ya seslenerek “Sen kendin kanlar içerisinde yüzüyorsun. Hastanelere neden gitmedin. Yüzlerine bakmaya yüzün var mı?” diye sordu.

KELEBEK KANATLILARDI...

Yapacağı konuşma ile ilgili konuşmak için annesinin yanına giden Bedrettin Akdeniz’in ağabeyi Cemalettin Akdeniz de tesadüfen kurtulmuş. Patlamanın ardından yaralıları taşıdığını anlatan Akdeniz, “Hiç kimse kendisini düşünmedi, önce arkadaşının kurtarılmasını istedi” dedi. Gençlerin bir başkasına yardım edebilmek için yola çıktığını söyleyen Akdeniz, “Birine yardım edebilmek için yola çıkmışlardı. Bir İnsana yardım edebilmek için ayakları yere değmiyordu.  Kelebek kanatlılardı. Ömürleri de kelebek ömrü oldu. Hepsinin gülüşlerinde umut, güneş ışığı vardı. Kendilerini düşünmediler” diye konuştu.

www.evrensel.net