Tarımda suçlu kim: Doğa mı uygulanan politikalar mı?

Tarımda suçlu kim: Doğa mı uygulanan politikalar mı?

Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve Notabene Yayınları’nın ortaklaşa yayımladığı 'Türkiye’de Tarımın Ekonomi-Politiği (1923-2013)' başlıklı kitap Osmanlı’nın son döneminden başlayarak bugüne kadarki tarımsal dönüşümü ele alıyor.

Tarım alanları hızla azalıyor. Türkiye tarımsal ürünlerde net ithalatçı durumunda. Dünyada tarım fiyatları düşerken Türkiye’de artıyor. Ülke politikacıları ise hep suçu, sel, kuraklık, don gibi doğal afetlerde buluyor.  Oysa insanların gıda, giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik tarım gibi stratejik sektöre çok daha ciddi yaklaşmak gerekir.  

Hatta, sahip olduğu doğal kaynaklar (toprak, su), coğrafi konumu, iklim koşulları gibi özelliklerinden dolayı tarım potansiyeli oldukça yüksek bir ülkede gelinen bu nokta tarım politikalarının bütünlüklü bir şekilde eleştirilmesi şarttır. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve Notabene Yayınları’nın ortaklaşa yayımladığı “Türkiye’de Tarımın Ekonomi-Politiği (1923-2013)” başlıklı kitap böylesi bir ihtiyacı karşılamaya dönük ihtiyacın bir ürünü! Kitap, Osmanlı’nın son döneminden başlayarak bugüne kadar gelen tarımsal dönüşüme ışık tutuyor.

SERMAYE BİRİKİMİ VE TARIM

Tarımın tarihsel gelişimi, ekonominin bütününün nasıl bir seyir izlediği ile doğrudan ilişkili. “Türkiye’nin 90 yıllık sermaye birikim tarihi hangi evrelerden oluşuyor, nasıl dönemlendirilebilir, bu dönemlendirmelere etki eden faktörler nelerdir?” gibi sorular önemlidir.
Tarımın her alt döneme göre şekillendiği bir gerçektir; iç talebe dönük birikim dönemlerinde farklı bir tarım, dış dünya ile bütünleşmeye geçilen dönemlerde farklı bir tarım. Kitapta bu analizlerin yapılmasını kolaylaştıracak makro çerçeve “90 Yıllık Sermaye Birikimi Sürecinin Kilometre Taşları, 1923-2013” başlıklı yazıda Mustafa Sönmez tarafından çiziliyor.

TARIMDA IMF GÖZETİMİ

Türkiye’de tarımın neoliberal politikalar doğrultusunda dönüştürülmesi IMF-Dünya Bankası programları doğrultusunda 2000’li yıllarda gerçekleştirildiği söylenebilir.

Prof. Dr. Oğuz Oyan’ın bu dönemde “farklı iktidarlara rağmen tek politika seçeneği”nin geçerli olduğunu vurguladığı “Tarımda IMF-DB Gözetiminde 2000’li Yıllar” başlıklı yazısında; bu politikalar sonucunda tarımda desteklemenin nitel ve nicel olarak gerilediği, gelir dağılımının bozulduğu, gıda güvenliğinin zayıfladığı, tarım dış ticaretinde net ithalatçı konuma gelindiği, girdi fiyatları ile ürün satış fiyatları arasındaki makasın açılması nedeniyle çiftçinin üretimden soğuduğu ve milyonlarca hektar arazinin ekim alanı dışına çıktığı ortaya koyuyor.

GDO FAYDALI MI ZARARLI MI?

Endüstriyel tarımın günümüzde artık iyice belirginleşen olumsuzluklarına karşı, yine onun içinden bir mekanizma çözüm olarak ortaya atıldı: GDO’lar. İnsanlara; dünya çiftçilerinin özellikle de küçük çiftçilerin hızla GDO’lu tohumlara yöneldiği, bu tohumların verimi yükselttiği, dolayısıyla açlığa çare olacağı, tarım ilacı kullanımını azalttığı, iklim değişikliğine çare olacağı, daha besleyici oldukları, sağlığa hiçbir olumsuz etkilerinin olmadığı anlatıldı. Durum gerçekten bizlere anlatıldığı gibi mi? Ahmet Atalık’ın “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)” başlıklı yazısında GDO’ların aslında bize anlatıldığı gibi sevimli olmadığı, ülkemizdeki biyogüvenlik mevzuatı, bu çerçevede referans alınan küresel kurumların GDO şirketleri ile ilişkileri ve GDO projesinin gerçekte neyi hedeflediği irdeleniyor.

TOPRAK YOK OLUYOR

Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy ve Yrd. Doç. Dr. Gökhan Özsoy tarafından kaleme alınan “Tarım Arazilerinde Amaç Dışı Kullanım ve Sürdürülebilir Arazi Yönetim Sorunları” başlıklı yazıda; en önemli doğal varlıklarımızdan birisi olan toprakların hatalı ve yanlış kullanımlar sonunda erozyon, sanayi ve yerleşim alanı olarak kullanılma, çoraklaşma ve kirlenme nedeniyle ya tamamen yok olduğu veya eski üretkenliklerine kavuşmaları için uzun yıllar ve pahalı yatırımlar gerektirecek kadar verimsizleşmekte ve bozulmakta olduğu detaylandırılmış. Ayrıca toprak ve arazi kavramı; yönetmelikli ve kanunlu dönemler temelinde tarım arazileri ve yasal süreçler ilişkisi; erozyon, amaç dışı arazi kullanımı, çevre kirliliği ve çoraklaşma konularını tartışılmış, amaç dışı arazi kullanımının önlenmesi ve sürdürülebilir arazi yönetimi koşulları değerlendirilmiştir.

KORKUT BORATAV’DAN ÜÇ MAKALE

Kitapta, Prof. Dr. Korkut Boratav’ın,  “Birikim Biçimleri ve Tarım” ile “Tarımsal Fiyatlar, İstihdam ve Köylülüğün Kaderi” başlıklı yazılarını dışında “Son 15 Yılın Bölüşüm Göstergeleri” başlıklı üçüncü bir analizi bulunuyor. Korkut Boratav son yazısında, 1998-2012 dönemine ait reel ücretler, emek verimi, işsizlik ve iç ticaret hadleri gibi sınıflar-arası bölüşüm göstergelerini irdeliyor.
Kitapta ayrıca çok değerlli bilim insanı ve uzmanların, “Tarım politikalarının tarihsel gelişimi”, “Bitkisel ve hayvansal üretimdeki gelişmeler”,  “Tohumda Tekelleşme ve Etkileri” yazılarının yanı sıra tarımda neoliberal reçetelerin sıkı bir eleştirisi yer alıyor. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net