Tez Koop-İş’ten işçi iradesine darbe

Tez Koop-İş’ten işçi iradesine darbe

Muzaffer ÖZKURT
Bursa

Coşkun Sadık, Carrefour Nilüfer şubesinde 15 yıl çalıştıktan sonra, dayanamayıp kendi isteğiyle işten ayrılan bir işçi. Onu bu noktaya getiren patronun değil üyesi olduğu Tez Koop-İş yöneticilerinin baskısı. İşçi tarafından seçilerek getirildiği halde sendika merkezi tarafından temsilciliğinin alınması, bürokrat sendikacılarla yaşadıkları, seçimlerde dönen ayak oyunları... Coşkun Sadık’ın “Bıktım artık” demesine neden olmuş.

15 yıl önce işe başladığında 11-12 mağazası olan Carrefour’un şimdi 28 hiper market, 350 süper market ve 700 civarında mini marketle deve dönüştüğünü söyleyen Sadık, bu büyümeye karşın işçilerin eline bir şey geçmediğini söyledi.

15 YILLIK İŞÇİ 1100 LİRA ALIYOR

Şubesinde sendikalaşan ilk kişinin kendisi olduğunu söyleyen Sadık, şöyle devam etti: “İlk sözleşmede de asgari ücret aldığımızdan, ikramiye kazanınca iyi dedik. Ama sonra 3-4 sözleşme daha gördük. Aslında iyi olan bir şey olmadığını gördük. Ben 15 yıllık işçiyim aldığım net ücret 1100 lira. Carrefour bu kadar büyürken hiç değil bir evim olsa kira vermesem... Hani adalet?” dedi. İşçiler bu durumdayken şube başkanlarının 6 bin lira ücret aldığını belirten Sadık, bu duruma tepki gösterdiği, hem müdürlere hem de sendika yöneticilerine karşı dik durduğu için sendikacılar tarafından istenmediğini ifade etti. Sadık, ilk kez baştemsilci seçildiği dönemi şöyle aktardı: “Bize sözlü olarak seçim yapılacağı söylendi. İşyerinde her yere kağıtlar asıldı. Seçim yapıldı üç kişi girdik, ben kazandım. Ben kazanınca resmi olmadı, kağıt gelmedi deyip seçimi yenilediler. Karşımdaki iki kişiyi teke indirip bana kaybettirmek istediler, ama işçi bana sahip çıktı, ezip geçtim.”

'ANKARA NE DERSE O!'

İşyerine gelen sendikacıların işçiden önce müdürle tokalaşması, işçilerin sorunlarına sahip çıkılmaması, istenmeyen kişilerin bir şekilde işten atılması gibi olayların tümü Sadık’ın temsilci olarak, sendikacılara tepki göstermesine ve hesap sormasına neden olmuş.

Aynı hesabı son sözleşme sürecinde de sormuş Sadık. Sözleşme görüşmelerine Bursa’dan kendisinin de götürüldüğünü belirten Sadık, “Yolda gidiyoruz. Şube yöneticileri filan var. Ben sözleşmenin derdindeyim neler olacak diye, onlar ‘Bana 2015 model araba sözü vermişlerdi tutmadılar’, ‘Senin araba 4. viteste mi çıkıyor benim ki 5. viteste çıkıyor bu yokuşu’ hep muhabbet böyle. Sözleşme ne olacak dedim, aldığım yanıt, ‘Ankara’dakiler imzalarsa bir şey yapamayız’ oldu. Bunu duyunca dön o zaman dedim, niye gidiyoruz” diye anlattı. Bu durumun sözleşme masasında da sürdüğünü ifade eden Sadık, her görüşmeden sonra “Nasıl iyi söyledi, işte sendikacılık, önemli kazanım elde edildi” gibi sözlerle sendikacıların pohpohlandığını, kağıt üzerine baktığında ise artı bir hak alınmadığını, taleplerin hep ötelendiğini dile getirdi.

'SENDİKAYI ELEŞTİRİRSEN'

Eleştirilerini sendikacılara ilettiğini, sözleşmenin iyiye gitmediğini işçi arkadaşlarına da aktardığını ifade eden Sadık, işçilerin kendisine “İyi o zaman sendikayı değiştirelim” dediğini, kendisinin de “Bu sizin kararınız. Ben sizin temsilcinizim, siz ne derseniz onu yaparım. Ama bence sözleşmenin sonunu bekleyelim” dediğini söyledi.

Bu konuşmanın sendikacılara aktarılmasının ardından genel merkezden aranmaya başlandığını belirten Sadık, şunları söyledi: “Gelin bunu işçinin karşısında konuşalım, tartışalım. Kim haklıysa ortaya çıksın dedim. Ben bunu söyledikçe onlar biz anlayacağımızı anladık dedi.”

İşçilerin tepkisi nedeniyle iki ay boyunca işyerine gelemeyen sendikacıların, bir süre sonra kendisini temsilcilikten aldığını söyleyen Sadık,  “Nedenini sorduğumda ‘Sendikayı eleştirirsen böyle olur’ yanıtını aldık. Ama bir süre sonra eleştirilerimin ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı” dedi.

'İMZALANAN SÖZLEŞME ORTADA'

Sadık, şöyle devam etti: “Hazırladığımız taslakta 150 lira brüt yemek fişi yer alıyordu. Merkez bunu daha taslakta 110 lira brüte indirmiş. Ben zaten net 86 lira alıyordum. O kadar enflaslon olmuş sözleşmede 3-4 lira artırmışlar. Zaten sözleşme de 3 yıllık imzalandı. Aldığımız zam yıllık yüzde 9. Üç ayda bir verilen ikramiyeler vardı onu da aylık ücretlere böldüler. Birkaç sözleşme sonra bunlar da erir geriye sadece asgari ücret kalır. Bir de madde eklemişler, yönetim bir çalışanı 30 kilometre içinde istediği mağazaya verebilir, diye.  Yıldırmak için bir ayda 6 mağaza gezdirilenler var. Bu maddeyi kim, neden kabul ediyor?”
Bu yaşananlar nedeniyle “Bıktım” diyerek işten ayrıldığını dile getiren Coşkun Sadık, ancak bundan sonra işyerine gelebilen sendikacıların “Yeni temsilci de sendikayı eleştirirse onu da görevden alırız” dediğini aktardı.

ATANAN TEMSİLCİNİN DE HABERİ YOK

Sendikacıların hoşuna gitmeyen temsilcilerin, eğer arkalarında ciddi bir işçi gücü yoksa, işçilerin seçip seçmemesine bakmadan görevden alındığını söyleyen Sadık, bizzat şahit olduğu bir olayı şöyle anlattı: “Bir şubenin temsilcisi görevden alınmış. Ama kendisi de bilmiyor. Bir süre temsilci gibi çalışıyor. Sadece o değil yerine başka birini atamışlar onun da haberi yok. Sonunda atanan kişiyi toplantıya çağırıyorlar da öyle haberi oluyor. Bunun gibi bir sürü olay var. Temsilcilikten alındıktan sonra işten atılan arkadaşlarımız var.”

Bürokratlaşan sendikacıların işçilerin hak arama yeri olmaktan çıkarak, hak yeme yeri haline geldiğini ifade eden Coşkun, Bursa’daki metal işçilerinin mücadelesini en çok bu nedenle desteklediğini söyledi. Coşkun, “Ben işçinin hakkına bakarım. Alıyor mu? Yasalmış değilmiş beni ilgilendirmez. İşçi ne şekilde alıyorsa alsın, ben hak olarak görüyorum” dedi.

www.evrensel.net