Duman da benum gibi…

Duman da benum gibi…

Halk bir türkü atıyor; 'Bu yollar zaten yeşil.' Atma türkünün muhatabı üçüncü şahıs duymuyor bu sesi. Sahneden bir şarkı söylüyor; 'Bu yol yapılacak.'

Cömert Uygar ERDEM

Salincek sallat beni
Yaylalere at beni
Yaylelerun içinde
Yar ilen oynat beni

Gito yaylasının renkli salıncağından merhabalar. Birazdan salıncaktan, bulutlara doğru atlayacağız. “Ama yar ile oynayacaktık, bulutlara atlamak nerden çıktı şimdi” diye sormayın. Bulutlara da atlamayacağız. Onu da yolda anlatırım.    
Atışmalı şarkıları bilir misiniz? Atma türkü de denilir. Karşılıklı birbirine şarkı söyleyeme hali denilebilir. Türkiye’de yapılan müziklerin birçoğunda, atışmalı şarkı örneğine rastlamak mümkün. Kürt müziğinde, “ağızdan alma” tekniği ile bir önceki grubun söylediği dörtlüğün son hecesine eşlik ederek sonrasında kendi bölümünü seslendirme ya da önceki grubu tekrar etme örnekleri mevcut. Kars örneğinde olduğu gibi, halk ozanları arasında tekil atışmalar da söz konusu olabiliyor. Doğu Karadeniz müziğinde ise; düğün, imece gibi daha çok toplu olarak gerçekleştirilen eylemlerde ikili gruplar halinde, grupların birbirlerine şarkı söylemesi halidir. Birlikte şarkı söylemeyi sağlar. Bu haliyle, toplumsal bir süreci örgütler.
Atışmalı şarkılarda, herkesin şarkı söyleme özgürlüğü vardır. Atma türküler bazıları için hal ve ahvali bildirme aracıdır. Bazıları içinse, talepleri iletme aracıdır. İstisnai atma türküler de yok değil. Atışmalı şarkılarda, iletilen duygu ve taleplerin muhatabı olan üçüncü kişinin varlığından da söz edebiliriz. Peki, bu duygu ve talepler karşılığını bulur mu? Bilmem, hiç merak etmemiştim. Bildiğim ve görebildiğim kadarıyla Hemşin yaylalarında, atışmalı şarkılar örneği yaşanıyor bugünlerde.
Yeşil Yol projesini seyrediyoruz bir süredir. Halk ile devlet arasında yaşanan, atışmalı şarkıları andırıyor biraz. Halk, atışmalı şarkılar söylüyor. Devlet ise, bu şarkılardaki taleplerin muhatabı olan üçüncü şahıs. Talepler yerini bulur mu? Bilmem şarkılara bağlı.  

DOĞU KARADENİZ ŞARKILARI
Yeşil Yol süreci ve atışmalı şarkıların toplumsallığından bahsederken, bir parantez açıp Doğu Karadeniz müziğinin toplumsallığını bir kez daha düşünmek istiyorum.
Doğu Karadeniz müziğinde şarkıların aşk ve doğa teması üzerinde hemfikiriz. Ayşenur Kolivar, Bayar Şahin gibi müzisyenlerin özellikle bölgedeki HES ve maden mücadelesi ile ilgili bestelerini bir tarafa bırakarak anonim eserler üzerinden konuşacak olursak; Kazım Koyuncu’nun Viya albümünde yer alan Domivamis isimli Laz halk şarkısı dışında toplumsal içerikli şarkı sayısının çok olmadığı söyleniyor. Domivamis şarkısı bu anlamıyla sembolik bir yere de sahip. Peki, şarkıların toplumsal içeriği değerlendirmesini şarkı sözleri üzerinden mi yoksa şarkıların üretim süreçleri üzerinden mi yapmalıyız?
Trabzon-Tiflis hattında yaşayan Rumların, Lazların, Hemşinlilerin, Gürcülerin halk şarkılarının birbirinden ayrı duran taraflarıyla birlikte oluşturduğu ortak kültürün müziğinde, aşk ile doğa temasının iç içe girdiği şarkıların üretim süreçlerinde, doğa hakkının verdiği “katılım hakkının” işletilip işletilmediğini sorguladık mı hiç? Ya da Yeşil Yol’u konuştuğumuz bugünlerde, bu şarkıda alternatif ulaşım politikalarının dile getirildiğini düşünemez miyiz?

Duman gelur dağilen
Sen da gel irmağilen
Ben da gelurum oyle
Sana çağirmağilen    

HERKES ŞARKI SÖYLESİN
Müziğin şarkıyı çalan/söyleyen ile dinleyen arasına koyduğu uçurum, dinleyenin şarkı söyleme hürriyetini elinden alır bazen. Dinleyici, sahnede söylenenlere aşağıda eşlik edermiş gibi gözükür. Peki; şarkı söyleyen, şarkısına eşlik ettiğini düşündüğü dinleyenin başka bir şarkı söylediğini düşünür mü hiç? Düşünse ve bir şarkılık mikrofonu ona verse, herkes şarkı söylese daha güzel olmaz mı?
Halk bir türkü atıyor; “Bu yollar zaten yeşil.” Atma türkünün muhatabı üçüncü şahıs duymuyor bu sesi. Sahneden bir şarkı söylüyor; “Bu yol yapılacak.” Halk aşağıda başka bir şarkı söylüyor:

Bu derenun yollarune    
Tren işlemez tren    
Ah kes benum biletumi    
 Ben da geleyim bilen

Sahnedeki, aynı şarkıyı söylediklerine inanmış gibi yapmaya devam ediyor. Aşağının sesi mikrofondaki sesi yenmeye çalışıyor. Horon nidaları yardıma koşuyor;
Ses ver karşi...
Ver tulumun hakkini
DUMAN DA BENUM GİBİ...

Armut çiçekli armut    
Yol ustine durursun    
Ne mutlu gozlerune    
Her geçeni gorursun

Şair/söz yazarı armudun yerinde olmaya heveslenmiş ve bu sözleri dizmiş. Belli ki, yoldan geçmesini beklediği birileri var. “Kimi bekliyorsun” sorusunun önüne geçmek adına da her geçeni bahane ediyor. Peki, armut halinden memnun mu? Bugünlerde karşılaştığı manzaralarla birlikte düşünürsek; her geçeni görmek her zaman bir mutluluk nedeni olmayabilir. İş makineleri, dozerler, jandarmalar, kesilen ağaçlar… İş makinelerini yolun ortasında bırakan kamu görevlileri. Taş taşıyarak, kazma vurarak yaptıkları yolla yaylalara ulaşmaya çalışan insanlar. Peki, armut bu manzaralarla karşılaşmak zorunda mı?

Aşağiden duman gelur,
Daği karalamaya
Duman da benum gibi
Meraktur ağlamaya

Dağı karalamaya gelen duman derken neyi kastediyor, bilmiyorum. Bugünlerde dağı karalamaya gelmeye çalışanlar var. Hal ve ahval değişirse, şarkılar neyi anlatmak ister? Bilmiyorum. Birileri yaylalarını savunuyor. Birileri yaylaların yolunu kapatıyor. Birileri yaylalarına gidebilmek için taşlardan yol yapıyor. Birileri yaylalara giderken öldürülüyor. Birileri içinde kalanları bu yazının içinde bir yerlere saklıyor. Saklarken korkuyor, diyor ki; “Kolay bulamayacakları yerlere saklayayım.” Neyse...
Duman da benum gibi meraktur ağlamaya

Notlar:
(1)Yazıdaki ilk dörtlük  Salih Yılmaz’ın “Abril’den Sonra” albümünde yer alan “Salıncak” şarkısının sözlerinden alıntılanmıştır. Yazıdaki diğer şarkı sözleri, Doğu Karadeniz bölgesindeki anonim eserlerden alıntıdır.
(2) Gito yaylası, Çamlıhemşin’de bir yayla ismidir.

www.evrensel.net