Opsan işçisinin mücadelesi sürüyor

Opsan işçisinin mücadelesi sürüyor

Vedat YALVAÇ
Gebze

Çalışma koşullarına ve Türk Metal’in patron yanlısı tutumuna kızan Opsan işçileri, 25 Haziran’da 3 gün fabrikayı terk etmeme eylemi yaptı. Eylemin ardından Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal-İş’e üye olan işçiler, işten atılan 12 arkadaşlarının işe geri dönmesi ve Türk Metal-patron baskısına karşı mücadelelerini sürdürüyor. Atılan işçiler işe iade davası açarken, içerideki işçiler ise birliklerini güçlendirmenin çabasını veriyor.

Dışarıda Türk Metal, fabrikada da patron işçileri tehditler ve baskılarla sindirmeye çalışıyor. İşçiler tek tek odalara çağrılarak siz sendikadan istifa ettiğiniz için 9. ayda sosyal haklardan yararlanamayacaksınız” dendiğini anlatıyorlar. Direnişten önce tek dertlerinin Türk Metal Sendikasının gitmesi olduğunu anlatan işten atılan işçilerden Kenan Polat, “Süreci buraya getiren Opsan patronu. O yüzden bu saatten sonra asıl derdimiz patronla” diye konuştu. Bölüm müdürüyle sorunlarını dahi konuşamadıklarının belirten Polat, “Robot değiliz.  Tek istediğimiz işçinin söz hakkının olması, paralarının zamanında yatması ve her şeyden önce işçiye insan gibi davranılması” dedi.

MÜCADELEMİZ BİTMİŞ DEĞİL

Fabrikada kimse bu direnişin olacağını düşünmüyormuş. Ta ki işten atmalar oluncaya kadar. O gün birlik olan işçiler, patronun “bunlar terörist” denmesine rağmen arkadaşlarına sahip çıkarak direnişe geçmiş. Özellikle genç işçiler eyleme öncülük etmiş. Eski işçileri geride tutan ise tazminatsız işten atılma korkusu. 1 yıldır kaynakçı olarak çalışan ve atılan işçilerden olan Serkan Allahkulu, işyeri temsilcisi seçilen işçilerden. İşten atılma gerekçesi olarak “Sendikayla yaşadıkları sorundan dolayı fabrikada huzursuzluk yaratmak” iddiası ileri sürülmüş.

İşçilerin eskisi gibi düşünmediğini ifade eden Allahkulu, artık inisiyatifi sendikaya ve temsilcilere bırakmadıklarını ve hakimiyetin işçinin elinde olduğunu söyledi. “İşe iade davası da açtık yasal süreci de takip ediyoruz” diyen Allahkulu, şöyle devam etti: “Daha önce burada Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin grevi vardı. Desteğe gitmedik. Ancak bu direnişten sonra artık direnişleri ziyarete gidiyoruz. Dayanışma duygusu arttı. Bugün bana yarın sana diye düşünüyoruz artık” diye konuştu.

BIÇAK KEMİĞE DAYANDI

Serkan Allahkulu, işçiyi isyan noktasına getiren koşulları şöyle anlattı: “Koruyucu ekipman yok. Demir tozundan durulmuyor. Yağla birleşince vücutta yapışıp kalıyor. Sıcak su ancak temizler bunu ama o da yok. Beyaz yakalılara gelen yemek ile mavi yakalılara gelen yemek aynı değil. Kadınlar ve erkekler aynı tuvaleti kullanıyor.” Sosyal haklarının verilmemesinden yakınan işçiler, üstüne bir de sendikacıların “Neden mesaiye kalmıyorsunuz” demesi işçiyi çileden çıkarmış.

Atılan işçilerden Kenan Polat şöyle devam etti: “Patron için fabrikada üretim olsun yeter. Başka bir şey düşünmüyorlar. Bizi fazla mesai yapmaya zorluyorlar. Kalmadığımız zaman da baskı yapılıyordu. Bir arkadaşımız rahatsız olduğu için mesaiye kalmadı ve işten çıkarıldı.”

Metal direnişinden sonra MESS’in grup içerisindeki bütün metal işçilerine ödediği 1000 lirayı ve sözleşmede yer alan ve şubatta verilmesi gereken 300 lira erzak parasının ödenmemesi bardağı taşıran son damla oldu. Bunun üzerine işçiler harekete geçerken patron da işten atmalara başladı. İşten atmalar üzerine de işçiler direnişe geçti. 3 gün süren direnişin ardından da fabrikadaki 320 işçinin 265’i Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal-İş’e geçti. “Bıçak kemiğe dayandı. Herkes bir kıvılcım bekliyordu” diyen Allahkulu,  “Bursa’daki  kıvılcım Gebze’deki ateşi yakmaya yetti” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Temmuz 2015 18:50
www.evrensel.net