Bağdat'ta örgütlü yıkım: Tek bildiğim  acı çekmek

Bağdat'ta örgütlü yıkım: Tek bildiğim acı çekmek

Cathy BREEN

Bağdat’ta yaşayan Iraklı bir doktora ramazan ayını kutlayan bir mesaj göndermiştim. İki gün önce de buna yanıt olarak ondan bir elektronik posta aldım.

 “Bizi unutmadığın için teşekkürler... Bizde durum aynı hatta daha da kötü denilebilir. Ülkemizin örgütlü bir şekilde harap edilmesi yüreklerimizi sızlatıyor. Dünyanın her yerinden, bu drama tanıklık edip sessiz kalan (tabii  desteklemiyorlarsa) batıdan gelen çete ve suçluların hedefindeyiz. Böyle bir yazgıyı hak etmek için ne günah işledik acaba. Yaşadıklarımız tarif edilir gibi değil.”

MÜCADELEDEN BAŞKA YOL YOK 

Kaçırma, suikast ve tehdit edilme olayları nedeniyle hem kendi hem de ailelerinin yaşamlarının tehdit altında olması nedeniyle doktorların büyük bir kısmı göç etmiş; ancak  bu cesur kadın doktor ciddi derecede hasta olan çocuk hastalarını asla bırakıp gitmemiş. Ne yazık ki kız kardeşlerinden biri kanser hastası ve bazı günler o, eğitim verdiği tıp öğrencilerini bırakmak zorunda kalıyor. Hem de “kritik final” dönemlerinde diyor. Kendisi de eski bir kanser hastası. Annesi ve kız kardeşi de kanserli. Yola devam etmek ve yaşam mücadelesi vermekten başka çare yok diyor.

GÜNDE NEREDEYSE 200 ÖLÜM

Uzun zamandır tanığım dostlarımdan bir diğeri de Irak’ın güneyinde, Bağdat’ta yaşayan ailesinden uzak ve yakında son bulacak olan bir işte çalışıyor. Güney’de olmak onun için tehlikeli ama başka çaresi yok. Bakmak zorunda olduğu bir karısı ve yedi çocuğu var. Daha önce Bağdat’ta ölümle burun buruna geldi; evinin yakınındaki evler bombalandı. Gece yarısı bombalar patlıyor ve ateş açılıyor, cinayetler işleniyor ve adam kaçırma olayları yaşanıyor. Irak’ta yalnızca bu ay, günde yaklaşık 200 kişi öldürüldü.

Canhıraş bir şekilde o ve ailesinin sığınabileceği güvenli bir yer arıyoruz. Kürdistan’a gidebilirlerse, Irak içinde ülke içinde göçe zorlanmış 3 milyon kişinin saflarına katılmış olacaklar. Türkiye’ye giderlerse, sonuçta mülteci statüsüne dahil olabilirler; ancak bu onlara pahalıya mal olacak; çünkü bu ülkenin dilini bilmiyorlar, iş bulamayacaklar ve yerleşik bir yaşam kurmaları yıllar alacak.

Arkadaşımız karısının, kaçırırlar korkusuyla 16 yaşındaki  ikinci oğlunu annesinin evine yollamaya karar verdiğinden söz ediyor. “İki gün önce 2 çocuk kaçırıldı.” Ali’nin (Ben onu bu isimle anacağım) sınavları var. Büyük annesinin evi okula yakın. 2013 yılında ben bu ailenin evinde kalırken Ali’nin 12 yaşında olan bir arkadaşı kaçırıldı ve bir daha da ondan haber alınamadı.

Ali’yi her gün okula büyük annesi getirip  götürüyor. Büyük anne Ali’nin sınavları bitene kadar okulun karşısında bulunan duvarın gölgesine oturup bekliyor. “Oysa yaşlı ve zayıf biri” diyor baba yazısında: “Doğrusu o kendini bile koruyamaz durumdayken onun Ali’yi koruyabileceğini söylemek komik. Ancak ona bu davranışından dolayı müteşekkirim tabii.” Ali, babasına büyük annesinin onu çok utandırdığını söylemiş. Büyük annesinin sınav kurallarından anlamadığını...O, sıcak olduğu için sürekli sınav salonuna girip Ali’ye soğuk su vermeye çalışıyormuş. İlk gün, müdür ses çıkarmamış ancak bir başka gün aynısını yapmaya kalktığında ona izin verilmemiş. Bir gün de tavuk pişirmiş ve okul personeline Ali’nin sınavının iyi geçmesi için iyi beslenmesi gerektiğini söylemiş. Ali biraz kızmış ancak büyük annesine olan sevgisi utanma duygusunun önüne geçmiş. Ali büyük annesine çok düşkün; büyük annesinin geride kalan tek torunu o.

‘BİLDİĞİM TEK ŞEY ACI ÇEKMEK’

Ali, babasına dayanılmaz sıcaklardan, klima olmamasından ve korkunç sineklerden yakınıyordu. Geceleri çalışmak için gaz lambası kullanıyor. Baba da telefonla karşılaştığı güçlüklerle baş edebilmesi için ona cesaret vermeye çalışıyor: “Acı çekmeden bir şey elde edemezsin”. Ali de ona yanıt veriyor: “Baba, gözümüzü açtık açalı tek bildiğimiz şey acı çekmek.”

‘CATHY, BURALARDA UYUMAK ZOR’

Daha dün, Ali ve büyük annesi okula giderlerken iki sivil öldürüldü. Bu olay onların gözü önünde gerçekleşti. Baba gönderdiği elektronik postada, “ Ali bu olaya tanık olduğu için sınavda soruları yanıtlayamadı. Onun başına bir iş gelmemesi için dua edelim.”

Arkadaşımız ve karısı 18 yaşındaki oğulları için oldukça kaygılı. Çünkü milisler, gençleri IŞİD’e katmak için evlere geliyor ve çocukları zorla çatışmaya sokuyorlar. Bu çocuğun geceleri evi koruması ve annesine yardım etmesi gerekirken anne onu uzaklara yollamak zorunda kaldı.  

Arkadaşım yazısını şöyle sonluyor: “Cathy, buralarda uyumak zor. Ama merak etme; aile hâlâ iyi.”

*Palestinechronicle.com’dan çeviren: Hilal Ünlü

www.evrensel.net