Arçelik LG direnişlerini mektupla anlattılar: Bu ateş hiç sönmeyecek

Arçelik LG direnişlerini mektupla anlattılar: Bu ateş hiç sönmeyecek

Direnişleri polis operasyonuyla sona erdirilen Arçelik LG işçileri gazetemize gönderdikleri mektupla, direniş öncesi ve sonrasını gazetemize değerlendirdi. Deneyimsizliklerini ve yaptıkları hataları da dile getiren işçiler, edindikleri deneyimi gazetemiz yoluyla tüm işçilerle paylaştı.

ARÇELİK LG HAKKINDA KISA BİLGİ

Arçelik LG fabrikası ev tipi ve ticari klimaların üretildiği yüzde 50 Koç Holding, yüzde 50 Güney Kore’li LG sermaye grubunun ortak olduğu bir fabrikadır. Fabrikamız 1999 yılında Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde üretime başlamıştır. 2000 yılında 300 bin adet yıllık klima kapasitesi olan Arçelik LG bugün yıllık 2.5 milyon üretimine ulaşmıştır. Türkiye’deki klima pazarının yüzde 50’sine yakınına Arçelik LG sahiptir. Ayrıca özellikle Ortadoğu pazarına ve Avrupa ülkelerine de ihracat yapılmaktadır. Avrupa’ya yapılan ihracatlarda ürettiğimiz klimalara logo olarak sadece LG logosu kullanılmaktadır. Özellikle bu yıl Ortadoğu’daki savaşlar nedeniyle bu bölgeye yapılan ihracatımızda azalma yaşanmıştır. 2000 yıllarında fabrikamızda toplam 500’e yakın çalışan varken yıllık 2.5 milyon kapasiteye ulaşan fabrikamızda toplam 1000’e yakın çalışan vardır. Bunların 470’i işçi 200’e yakın sözleşmeli işçi kalanlar da beyaz yaka dediğimiz idari personelden oluşmaktadır. Şunu da belirtmek isteriz ki sözleşmeli işçi arkadaşlarımız sendika üyesi olmasına rağmen her yıl çıkışları verilip tekrar işe alınmaktadırlar. Uzun yıllardan bu yana bu arkadaşlar kadroya alınmayarak giriş çıkış yapılarak çalıştırılmaktadırlar. Fabrikamızın üst yönetimi Türk ve Güney Kore’li yöneticilerden oluşmaktadır. Örneğin genel müdürler 1 Türk 1 Güney Kore’lidir. Üst düzey müdürler de bu durumdadır.

 

ARÇELİK LG’DE ÇALIŞMA KOŞULLARI

FABRİKAMIZ ana hatlarıyla ambar, giriş kalite, bakım, eşanjör, üretim bantları ve sevkiyat bölümlerinden oluşmaktadır. Fabrikamız 3 vardiya olarak çalışmasına rağmen üretim bantları dediğimiz ve klima üretiminin esas olarak yapıldığı birinci vardiyada 500’e yakın işçi arkadaşımız çalışmaktadır. Diğer 2 vardiyada 50’ye yakın işçi arkadaş çalışmaktadır. Klima üretimini yapıldığı üretim bantları 6 banttan oluşmuş olup direnişe geçtiğimiz güne kadar 5 bant fiili olarak klima üretmekteydi. 

Üretim bantlarının hızına yetişebilmek için robot gibi çalışmak zorundayız. Giriş kartlarını bastıktan sonra üretim bantları çalışmaya başlamaktadır. Fabrika yönetiminin bantların zaman ayarlarını sürekli yükseltmeleri nedeniyle nefes alınmayacak bir tempo da çalışmaktayız. Bantların hızı bir klima için 12 saniyeye göre ayarlanmıştır. Bandın aksamaması ve klima sayısında bir düşüş olmaması için çalışma saatleri içinde su ve tuvalete gitmek kesinlikle yasaktır. Mola zamanlarında bandın başına 1-2 dakikalık gecikme durumunda bile hemen fabrika yönetimince savunmalarımız alınmaktadır. Bu yoğun tempo karşısında birçok işi arkadaşımızda bel ve boyun fıtığı ile el ve parmaklarda şişmeler olmaktadır. 

Bu yoğun, yıpratıcı tempoya karşı ücretlerimiz de sanılanın aksine düşüktür. 10-15 yıllık işçi arkadaşlarımızın ücretleri 1400 ile 1700 lira arasındadır. MESS ile yapılan satış sözleşmesinden sonra saat ücretimiz brüt 7.68 lira civarındadır. Fabrikada klima sezonunun kapandığı kış dönemlerinde yüzlerce arkadaş Arçelik fabrikasının Çayırova’daki fabrikasına zorla gönderilip burada en ağır işlerde çalıştırılmaktadır. Gitmek istemeyen işçi arkadaşlarımız hemen işten atılmaktadır.  

TÜRK METAL’DEN İSTİFA SÜRECİMİZ VE DİRENİŞİMİZ

Başta ağır çalışma koşulları, düşük ücret ve özellikle MESS-Türk Metal arasında imzalanan 2015 3 yıllık satış sözleşmesi sonrasında fabrikamızda hoşnutsuzluk artmaya başlamıştı. Fabrika yönetiminin biz çalışan işçilere yönelik uygulamalarını TÜRK METAL eliyle de uygulamaya koyması  patron yanlısı Türk Metal’e yönelik tepkilerle de ortaya çıkmaya başlamıştı. Ancak esas olarak tepkilerin örgütlü olarak ortaya çıkması geniş bir işçi grubunca tartışılmaya başlaması Bursa’daki metal işçilerinin metal patronları ve Türk Metal’i defetme mücadelesinin kazanımla sonuçlanmasından sonra biz de başarabiliriz inancı güçlenmeye başladı. Bu arada şunu da belirtmek isteriz ki bizim bırakalım toplusözleşmelerde fikrimizin alınmasını temsilcilerimizi bile seçme hakkımız yoktu. Arçelik LG’de Türk Metal’in atadığı baştemsilci 15 yıldır temsilcilik yapmaktadır. Varın siz düşünün bu temsilcinin kimin safında olduğunu. 

Fabrika içerisinde tüm bölümleri temsilen temsilcileri belirledik. Üretim bölümlerinin büyüklüğüne göre bu  temsilciler belirlendi. Yaklaşık 22 üretim temsilcimiz vardı. Bu temsilcilerin içinden de sözcülerimizi belirledik. Fabrika içinde ve dışında yürütülen çalışma sonucunda 27 Mayıs’ta topluca Türk Metal’den istifa sürecini başlattık. Gebze merkezinde topluca yürüyüş yaparak 300’e yakın işçi arkadaşla Türk Metal’den istifa ettik. Fabrikaya dönmeyi hedeflerken yönetim fabrikayı bakım gerekçesiyle 5 gün üretime ara verdiğini telefon mesajlarıyla bizlere bildirdi. Fabrikada üretime başladıktan sonra Türk Metal’den istifa eden işçi sayımız 497 işçiyi bulmuştu. Ve bizim en güçlü ve örgütlü olduğumuz an haziranın ilk haftasıydı. 

İşte tam da bu anda fabrika yönetimi biz sizin sendika seçme hakkınıza karışmayacağız taraf olmayacağız diyerek sözlü beyanda bulundu. Bu aslında bizleri oyalamaya yönelik bir tutum olmasının yanında sonraki yaşanılanlar gösterdi ki, fabrika yönetimiyle birlikte Türk Metal çok yönlü  planlı bir yıldırma ve baskıya yöneldi. Unutmadan şunu da söylemek isterim ki Arçelik LG’de yaklaşık 60 kamera mevcuttur. Ve fabrikanın izlenmedik yeri hemen hemen yoktur. Baskılara  bir iki örnek vermek istersem

1- Havayla üstünü temizleyen işçi arkadaşlarımızdan hemen yazılı savunma istenmeye başladı.

2- Bant üzerindeki ürünlerde sıkışma olunca bant ipini çeken arkadaşlardan, ‘ne o üretimi mi durduruyorsun’ diyerek savunma istenmesi

3- İnsan kaynaklarına giden arkadaşlardan bile üretim yerini terk etti diye savunma istenmeye başlamıştı. 
Yukarıdaki durumlar fabrikanın normal dönemlerinde  olağan durumlar iken istifa sürecinden sonra baskıya dönüştürülmüştü. Bu baskı ve yıldırmalar sadece Türk Metal’den istifa eden biz işçilere uygulanıyordu. 

4- Sözleşmeli olup da Türk Metal’den istifa eden arkadaşlara tekrar Türk Metal’e dönerseniz sizi kadroya alacağız dendi.

5- Koç’un başka fabrikalarında çalışan arkadaşların eşleri örneğin Çayırova’daki Arçelik’te çalışan arkadaşın eşine bile ulaşıp “Eşine söyle tekrar Türk Metal’e dönmezse seni de işten atarız” demeleri. 

6- Türk Metal’cilerin tahrik ve sataşmaları biz size göstereceğiz türünden tehditleri sonucu direniş gününe kadar 50 işçi arkadaşımız tekrar Türk Metal’e dönmüştü.

Biz fabrika içerisinde de nasıl bir sendika istiyoruz tartışmasını bütün işçi arkadaşları katacak bir biçimde yapamadık. Bu önemli bir eksikliğimizdi. Hele bir Türk Metal gitsin ötesine geçemedik.


FABRİKA DİRENİŞİMİZ

Biz Arçelik LG’de patrona patron iş birlikçisi Türk Metal’e yüzlerce fabrika içerisine doldurulan çelik kuvvete karşı onurumuzla direndik. Direnişimiz başta Hayat TV ve Evrensel gazetesi olmak üzere birçok yayın organında yer buldu. Burada direnişimizde ortaya çıkan eksikliklerimize vurgu yaparak deneyimlerimizi aktarmak istiyoruz.

Direnişe geçtiğimiz 2 Temmuz günü her türlü baskı ve tehdide karşı Türk Metal’den istifa eden ve geri dönmeyen işçi sayımız 440 işçi idi. 27 Mayıs’tan 2 Temmuza kadar ki dönemi biz yeteri kadar doğru bir tarzda değerlendiremedik. Birliğimizi yeni döneme uygun hale getirmede eksiklikler yaşadık. Ayrıca mücadelemizi diğer fabrikaların dayanışması üzerinden birleştirmede büyük eksiklikler yaşadık. Elbette patron ve Türk Metal’in iş birliği ile yürütülen saldırıları ancak şalteri indirerek geri püskürtebilirdik ancak bunu tüm işçi arkadaşlara kavratacak ve tüm işçi arkadaşlarımızı bu mücadele katma konusunda bir ön hazırlığımız esas olarak yoktu. İç örgütlülüğümüz zayıftı. Direnişe geçtiğimiz 2 Temmuz günü fabrikada 550’ye yakın işçi arkadaşımız vardı oysa direnişimiz 140 işçi arkadaşımızla sürdü. Bu temel ve belirleyici bir durumda tüm işçi arkadaşlarımızı direnişe katabilecek olanaklara sahiptik. Bunda tümümüzün deneyimsizliği daha önceden bir direniş yaşamamış olmamızın getirdiği zayıflık ve esas olarak da sınıf mücadelesinin bilgi ve deneyiminden uzak oluşumuz tayin edici bir rol oynadı. 

İçeride çelik kuvvete TOMA’ya karşı onurluca direnen arkadaşlarımızın yanı sıra vardiyası  nedeniyle fabrika dışında kalan 40’a yakın gece gündüz fabrika önünde bekleyen işçi arkadaşlar vardı. Bu arkadaşlardan 3’erli 4’erli gruplar oluşturarak tümünün evlerini bildiğimiz arkadaşlara ulaşabilir onları direnişe katabilir tüm fabrikaları dolaşarak direnişimize dayanışmayı örgütleyebilirdik. Bunları yapamadık, doğrusu aklımıza dahi gelmedi. Bu nedenle gerek fabrika içi örgütlülüğümüz gerekse de sınıf dayanışması zayıf kaldı. Elbette direnişimizle dayanışmaya gelen fabrikalar yok değildi. Özellikle direnişten çıkan ZF SACHS başta olmak üzere Kroman, Artemis işçileri gibi. Ancak bu yeterli değildi. 

Herşeye rağmen Koç gibi sermayenin en büyük grubunun fabrikasında Türk Metal gibi patron iş birlikçisi bir çeteye karşı büyük bir polis ordusuna karşı onurumuzla direndik. Polis zoruyla direnişimiz kırıldı 170 işçi olarak tazminatsız olarak işten atıldık. Bu hesap daha bitmedi bu direniş ateşi Arçelik LG’de sönmeyecek. 

www.evrensel.net