16 Temmuz 2015 04:52

Güneş Tutkunları’ndan Rahime Henden’e mektup

Paylaş

Sennur SEZER

Sevgili Rahime, 

Bu sabah kitaplarını getiren kurye ile açtım sabaha gözümü. Belge Yayınları'ndan İsyan Günlüğü, Pêri Yayınlarından Parıldayan Ay ve Belge Yayınlarından bir roman Güneş Tutkunları. Şiir kitaplarını bütünüyle sindire sindire okuyamadım. Çünkü ilk olarak Güneş Tutkunlarını okumayı seçmiştim. Başlayınca elimden bırakamadım. Nedenini , nasılını ben de bir anda söyleyemem. Belki de kitabının içtenliği ya da anlatımı benim başka bir şey okumamı engelledi.

Haliç kıyılarını iyi bilirim. Beni heyecanlandıran bu kıyılarda bir dönem var olan endüstri ile Bulgar romanlarındaki militan kızları pek hatırlatan bir kahramanı anlatman. Kızın adı Esin olmasa sanki daha mı inandırıcı olacaktı. (Ya da kızın kimliğini hâlâ mı saklıyorsun şubeden.)

İş yasalarının, örgütlenmenin iyice zora koşulduğu günlerde dostluğun, yoldaşlığın ne kadar zorlaştığının anlatımıydı belki beni çeken. Evlenip evliliğini yürütememiş genç kadınlar arasında dayanışmayı sağlayacak,  aşkı, dostluğu sınayacak hiç bir ölçek yok ki. 

İnsanın yoldaşlıktan çok  ya da yoldaşlık kadar gereksindiği duygu dostluk. Başı sıkıştığında başını omzuna koyup ağlayabileceği bir dost. Sevdasını dile getirmekten çok, sevdiğinin çaresizliğine bir çare arayan bir delikanlı. Bir ağabey gibi güvenebileceğin bir arkadaş. Azarlayacağını bilsen bile, bu azarın yanında “Üzülme hele bir düşünüp taşınalım” diyecek bir abla, bir teyze. İnsanlarımız ne kadar yalnız

Rahime...

Oysa insan bir kayıkta bile yalnız olmamalı. Esin’in yalnızlığı çarptı beni. Yoldaşlarının “Bana sevdalı değilsen yokum ben” gibi bir tavırları vardı. Kurulu düzene  karşı çıkmaya kalkışan  biraz daha kararlı olmayı bilmeli. Sevda hesap kaldırmaz zaten. Geçerli ahlak kurallarına uymaya çalışan devrimci olur mu? Bir çocuğu yaşatmayı düşünüp plan yapamayan kurulu düzeni yıkabilir mi? Romanın sonuna kadar o bebeği yaşatmak için neredeyse plan yaptım.

Sonra kızlarımızı, kadınlarımızı ne kadar donanımsız, bilgisiz  bıraktığımızı düşündüm sonra. Başından evlilik geçmiş bir genç kadın bile istemeden gebe kalabiliyorsa, kızlarımızı hayata karşı yeterince korumuyoruz değil mi. İstenilen bir bebek içinse, yasal ve sağlık olanaklarını sonuna kadar bilmeli değil miyiz...

Aslında bütün bunlar elbet sınıfsal sorunlar. Biz bir sofradaki yemeği, bir kitabı ve hayatı aynı yalınlıkla paylaşmadan, genel geçer kurallara karşı çıkmayı denemesi yararsız.

Fındık çotanaklarından fındık sakızı sızdığını öğrettin bana Rahime. İçimde ince bir sızı var. Çocuklarımızı yaşatmayı öğrenmek için daha çok çalışmalıyız. 

Fındık rengi gözlerinden fındık kokulu saçlarından öperim, Rahime.  bahara inan, sandalının küreğini yalnız çekmeye kakışma.

ÖNCEKİ HABER

Dövüş Kulübü kapanmadı Tyler Durden yaşıyor

SONRAKİ HABER

İstanbul - Ankara Yüksek Hızlı Tren hattında seferler yağış nedeniyle durduruldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa