Dövüş Kulübü kapanmadı  Tyler Durden yaşıyor

Dövüş Kulübü kapanmadı Tyler Durden yaşıyor

Serap ÇAKIR

Palahniuk’un hayal dünyasında gezinmek, çikolata kaplı bir havuz düşüne bulanmış zihinlerin hiç beklenmedik şekilde acı sosun içine dalmasına benziyor. Zekasını haşarı çocuklar gibi kullanıyor ve beklenmedik sürprizlerle, kendini büyük zanneden, parasıyla, ç.küyle, gücü ve iktidarıyla hükümranlaşanlara haddini art arda attığı sayısız tokatla bildiriyor. 

Muzır Kurul tarafından “ahlaka mugayir” sayılarak ülkemiz mahkemelerinde yayıncısını ve çevirmenini duruşmadan duruşmaya gönderen “Ölüm Pornosu” mesela. Porno kraliçesi Cassie Wright’ı merkeze koyup, porno endüstrisini yerden yere vurduğu kitabı Chuck Palahniuk’un. Yayınevlerinin başını belaya sokan ya da onları irkilten ilk kitabı da değil üstelik. Görünmez Canavarlar’la başlayan yazarlık serüveninde pek çok kez yayınevlerinin tereddüdüyle karşılaşmış ama yılmamış bir yeraltı kralı o. Porno sektörünü gizli saklı göklere çıkaran sistemin karşısına dikilirken büründüğü edepsiz, kırıcı, cesur dili onu benzerlerinden ayırıyor. 

Bahsettiği hikayelerinin esin kaynağı aslında onun duyduğu, yaşadığı ve şahit olduklarıyla birleşerek kurgulanıyor. ‘Görünmez Canavarları’ı yazarken, teleks hatlarını arayıp insanlardan en edepsiz hikayelerini anlatmalarını istiyor ve onları saatlerce not alıyormuş. Dördüncü kitabı ‘Tıkanma’ için araştırma yaparken, altı ay boyunca her hafta çarşamba ve cumaları, seks bağımlıları konuşma terapisi seanslarına katılmış ve yine aynı kitap için Alzheimer hastalarıyla gönüllü olarak çalışmış. Dövüş Kulübü’nü yazmadan önce ise ölümcül hastaların kaldığı bir bakımevinde çalışmış. Kimi zaman onlarla iç içe vakit geçirmiş ve sadece gözlem yaptığını söylemesine rağmen, onun da çoğu zaman ölümcül bir hasta olduğuna inanmışlar. Bakmış ki bu durumu anlatamıyor, Palahniuk da, kendi amaçsız yaşamında daha iyi hissetmek için ölümcül hasta destek gruplarına musallat olan adamın hikayesini yazmış: Dövüş Kulübü! Bence en iyi kitapları arasında üst sıralarda yer alan Bir Haz Markası - Beautiful You’nun esin kaynağını soranlara da şöyle söyleyebilirim. Çocukken anne ve babasının porno dergilerinden bolca malzeme toplamış. Kitabı okuyanlar bilirler kadınların hazza ulaşmasına yardımcı olan çok çeşitli seks ürünleri vardır ve bu ürünler kadınları, akıllarını kaybettirecek derecede fazla zevke ulaştırır. Penny isimli kitabın kahramanı da Beautiful You markasına savaş açar; tabii birbirinden detay pek çok cinsel içerikli deneyin ardından...
Gelelim yazarını ve karakterlerini yaşayan bir efsaneye dönüştüren kitabı Dövüş Kulübü’ne. Herkesin bildiği bir hikayedir ama ben kısaca şöyle anlatayım. Palahniuk, Görünmez Canavarlar kitabını yayınevine götürür ve kitabın kurgusu rahatsız edici bulunur. Bunun üzerine Chuck Palahniuk, kızıp, “Bakın rahatsız edici kitap nasıl olurmuş” diyerek bundan neredeyse yirmi yıl önce Dövüş Kulübü’nü kaleme alır. Kitabın efsaneye dönüşmesi ise Ünlü Yönetmen David Fincher’ın beyazperdeye bu kurguyu aktarmasıyla gerçekleşti. Brad Pitt’in Tyler Durden karakteriyle efsaneleştiği filmde Edward Norton da anlatıcı rolüyle unutulmazlar arasına girmişti. 1996’da yayımlanan kitap dünyanın en çok satan romanlarından biri oldu ve hâlâ da okunmaya devam ediyor. 

DÖVÜŞ KULÜBÜ’NÜN DEVAMINI YAZDI 

Dövüş Kulübü’nü hatırlıyor musunuz? En iyi marka mobilyalarla döşeli evinde mutlu mesut yaşaması gereken anlatıcımız, iyi de bir işi olduğu halde hayatından hiç de memnun değildi. Müthiş bir uykusuzluk çekiyordu ve çok yalnızdı. Ailesi ve arkadaşları olmayan anlatıcı, milyonlarca insanın bulunduğu koca bir kentin en yalnızlarından birisiydi. Kaybolmuştu. Onun gibi örselenmiş ruhları bulması ise Tyler Durden adında, anlatıcının tam tersi bir karakterle tanışmasının ardından başladı. Madem düzene ayak uydurulamıyor, maden bu sistemin kokuşmuşluğuyla baş edilemiyordu, o zaman bu düzen yok edilmeliydi. Düzeni yok etmek için yapılması gereken ise elbette kaos. Anlatıcı ve Tyler Durden’ın yumruklaşmasıyla dostluğa dönüşen ilişkileri, barların bodrum katında düzenlenen dövüş geceleri, en fazla elli kişinin dahil olabileceği Dövüş Kulübü hikayesi işte böyle başladı. Her gece ağızlar burunlar darmadağın hale geliyor ve kulübün üyeleri giderek genişliyordu. Mayhem Projesi ise Tyler’ın çivisi çıkmış dünyayı düzeltme ve yoluna koyma çılgınlığının adıydı. Ama anlatıcının karşı koyuşlarıyla proje başarısızlığa uğradı. 

‘İNZİVAYA ÇEKİLMEKTENSE’

Chuck Palahniuk, aradan geçen yirmi yılın ardından Tyler Durden Efsanesi’ni yeniden diriltmeye karar vermiş olacak ki, “Dövüş Kulübü 2” isimli, yaratıcı ve farklı bir kitap serisiyle okuyucularını bir kez daha sarsmanın peşinde. FilmLoverss sitesinden Hazan Özturan yazarın bir röportajını çevirmiş ve orada Dövüş Kulübü 2’yi çıkarmak için üç neden sıralıyor: “Arkadaşlarım devam hikayesini yazmam ve bunun da resimli bir roman olması hususunda çok baskı yaptılar. Bana da oldukça çekici bir proje geldi, çünkü inzivaya çekilmektense insanlarla çalışabilirdim. İkinci olarak, ben hayatım boyunca Dövüş Kulübü hakkında konuşmam gerekeceğinin pek farkında değildim, konuşa konuşa hikayeyi devam ettirmek daha mantıklı geldi ki bir noktada artık bunu konuşmaktan sıkılmayayım. Üçüncü gerekçemse, Dövüş Kulübü babalara o kadar çok yüklendi ki, anlatıcı da babasının onda yaşattığı hayal kırıklıklarını oğluna yaşatsın. Yansıtmak için çok olağanüstü bir şey olabilir diye düşündüm.”  

10 KİTAPTAN OLUŞACAK

Çizgi roman tarzında 10 kitaptan oluşacak “Dövüş Kulübü 2” serisi Palahniuk’un diğer kitapları gibi Ayrıntı Yayınları tarafından basılıyor. Kitap, Tyler Durden’ın hikayesini on yıl ileriye taşıyor ve Mayhem Projesi’nin neden başarısızlıkla sonuçlandığını anlatıyor. Çizgi romanın 0 ve 1’inci sayılarını okudum ve şu kadarını söyleyeyim daha şimdiden kitabın sonunu çok merak ediyorum. 0’ıncı sayı, Dövüş Kulübü’nün özeti niteliğinde bir çizgi roman. Ama sanmayın ki Brad Pitt ve Edward Norton’la karşılaşacaksınız. Onun yerine Palahniuk’un esin kaynağı olan gerçek arkadaşlarının yüzleri karakterize edilmiş. Pitt’in yakışıklı yüzü yerine daha sert bir sarışın Tyler var, Norton karakteri ise bana daha efendi yüzlü geldi. Şu klişe laf neydi? Denize ilk girmek gibi doğrusu, biraz ürpertiyor, sonra hemen alışıyorsunuz.  

TYLER DURDEN ÖLMEMİŞ 

Yine yazara yaraşır, duvar yazıları var kitapta. “Çocukluğun boyunca insanlar sana fazla duyarlı olmamanı söylerler. Yetişkinlik birinin sana “Daha duyarlı olmalısın” dediği an başlar.” “Diren ya da Öl = Huzur”  “Tyler Durden yaşıyor.” 

Tyler’ın ölmediğini bilmek bile doğrusu hoşuma gitti. Bu düzeni yıkabileceğini düşünen çılgın dahilere dünyanın ihtiyacı var çünkü. Tıpkı yeraltı yazarının her romanında yapmak istediği gibi. Karşı- ütopyalarla bu dünyanın düzeniyle dalga geçmek, onları küçümsemek, güç ve iktidar, para, marka, fetiş cinsellik, iş hayatının sömürücü yanı, sistemin seni yalnızlaştıran, uysallaştıran ve hapseden, aynılaştırıp kimliksizleştiren özelliğini romanlarla yıkmaya çalışmak başlı başına çılgınlık ve dahice! 
Bu kez karşımızda son on yıldır haftanın üç günü elli dakikalığına dünyayı yönetmek için dirilen bir antikahraman var. Anlatıcı kendine Sebastian diyor, olmamaya yemin ettiği türden bir baba olmanın sancılarıyla ve ilaçlara gömülü yaşıyor, Marla’yla evlenmiş, dokuz yaşında da bir oğulları var. Yeterince dibe vurduysanız, yuvanızı dağıtma ve dünyanın tekrar bir parçası olma ve bu kitabı okuma ihtimaliniz yüksek. Bakalım bu kez kim neyi kazanacak?  

www.evrensel.net