Savaş ve barış

Savaş ve barış

Battal ODABAŞI

Tolstoy’un kitabından öte, Brecht’in Cesaret Anası epik tiyatronun içinde yer alsa da, savaşı isteyen kirli ruhların öyküsünü anlatan bir tiyatro oyunudur. Cesaret ana ve rahip tipolojisi savaşı isteyen figür olarak günümüzün duyarsız kişilikleri ile örtüşür. Neden böyle bir giriş yaptım. Savaşı duyarsızlaşıp ruhsuzlaşan toplumların ürünü olarak gördüğüm için. Kapitalizm daha fazla kâr ve pazar isteğinden dolayı savaş yatırımını destekler. Oysa Türkiye burjuvazisi savaşı değil barışı isteyen bir pozisyonda durmaktadır. Toplumda öyle. Türkiye halkları da sermaye diliyle, barışı satın almıştır.
Başta HDP olmak üzere CHP ve AKP barış ve çözüm diliyle seçime girmiş, bu söylemle oy almışlardı. Barışı oylayan halk, savaş hükümetine onay vermeyecektir. MHP bile, yönetimsel/ideolojik anlamda savaşçı bir düşünceden yana olsa dahi, tabanı HDP’nin barajı aşmasını istemiş, hatta kimileri bu sebeple oy bile vermişti.
Öyleyse matematiksel olarakta, MHP’nin yüzde 16 oy aldığı düşünülürse yüzde 84’lük bir kitle barış demiştir. Barış söyleminden savaş ortaklığı üretilemez. Erken bir seçimde barış taraftarları HDP’ye daha fazla yüklenecek ve seçim sonrasında (Seçimden sonraki gün sitemde yazdığım tahlil gibi) daha büyük bir oy oranı ile siyasi hayatta yerini alacaktır.
Cesaret Ana’daki rahibin dediği gibi, “Savaşlarda ne kanun vardır ne de nizam,” oysa Türkiye burjuvazinin temsilcisi olan Sayın Ali Babacan bile yeni hükümetin, “yapısal reformları yapması” gerekliliğine değinmektedir. Öyleyse Türkiye’nin (dolayısıyla Ortadoğu) geleceğini belirleyecek olan, yeniden demokratik Türkiye’yi inşa etmektir. İslami sermaye (MÜSİAD) AKP/MHP iktidarını isteyerek kendi geleceğini yıkım üzerine yani savaş ekonomisine dayasa da (Cesaret Ana gibi), bu ruhsuzluk halk tarafından da, uluslararası demokratik güçler tarafından da(hatta ABD yönetimi bile) kabul edilmeyecektir. Alimallah böyle bir girişimde yenilmezlikle övünen Pers geleneğine sahip İran ile her dönem güçlü rol almaya çalışan Rusya’yı da tetiklemesi tüm taşların oynaması anlamına gelir. Tarihin yeni Neronlara ihtiyacı yoktur. Unutmayalım ki Neron, Roma ile yanmıştı.
Brecht’in oyununda Esslin karakterinin söylediği gibi, “Savaş sayesinde yaşayanlar bunun bedelini” öderler. İşte bu sebeple bu oyuna ve epik tiyatroya gereksinim vardır. Siyasetçilerin ve askerlerin oynayacağı gerçek bir savaşa değil, Brecht’in Cesaret Ana’sını oynayacak tiyatroculara ihtiyaç var. İyi bir tiyatro grubuna duyurulur. İlk bileti ben alacağım, sırası önemli değil.

www.evrensel.net