İran ve P5+1 ülkeleri arasında nükleer müzakerelerde anlaşma sağlandı

İran ve P5+1 ülkeleri arasında nükleer müzakerelerde anlaşma sağlandı

İran Hükümeti ile P5+1  (ABD, Rusya, Çin, İngiltere Fransa ve Almanya) ülkeleri arasında devam eden müzakerelerde anlaşmaya varıldı. İran’ın nükleer programı BM tarafından denetlenecek. Karşılığında İran’a uygulanan bazı yaptırım ve ambargolar kaldırılacak. Öte yandan İran da uranyum üretimini azaltacak.  Nükleer müzakereler 16 gündür Viyana’da devam ediyordu. İran nisan ayı başında P5+1 ülkeleriyle çerçeve anlaşmasına varmıştı. 
OBAMA KONGREYİ UYARDI
Anlaşma sonrası açıklama yapan ABD Başkanı Barack Obama, anlaşmayla İran’ın nükleer silah edinme yollarının kesildiğini söyledi. Beyaz Saray’da konuşan Obama, İran’la yapılan anlaşmanın değerlendirilmesi gereken bir fırsat olduğunu dile getirdi. Kongre’yi uyaran Obama, anlaşmanın uygulanmasını engellemeye çalıştığı taktirde veto hakkını kullanacağını vurguladı. 
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de, anlaşmanın uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayacağını ileri sürdü. 
İRAN: KİMSE İÇİN
MÜKEMMEL DEĞİL 
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de “Anlaşma hiç kimse için mükemmel durumda değil. Ama bunu başarabildik. Hepimiz için büyük bir başarıdır. Bugün, umudun bittiği gün olabilirdi ama umudun başladığı gün oldu” şeklinde konuştu.
Kritik anlaşmanın imzalanmasından sonra pek çok dünya liderinden açıklamalar geldi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İran’ı tebrik etti. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e tebrik mesajı gönderen Esad, “İran İslam Cumhuriyeti’nin milletlerin haklı davalarını daha güçlü şekilde destekleyeceğinden, bölgede ve dünyada barış ve istikrar için çalışmayı sürdüreceğinden eminiz.” ifadelerini kullandı. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, müzakerelerde anlaşma sağlanmasını alkışladıklarını söyledi. Putin, “Bölgesel ve uluslararası güvenliğin artması, Ortadoğu’da kitle imha silahlarından arındırılmış bölge tesisi ve terör tehdidine karşı bölgede geniş bir koalisyon oluşturulması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.” şeklinde konuştu.
İSRAİL: TARİHİ HATA
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise anlaşmaya ilk tepki gösterenlerden oldu. Netanyahu anlaşmanın “tarihî bir hata” olduğunu söyledi ve “İran’ın nükleer hırslarını engellemek için elinden geleni yapacağını” ekledi. Netanyahu, “İran nükleer silah yoluna koyuldu. Hedefine ulaşmasına engel olan birçok yaptırım kaldırıldı” dedi.  
İran’ın yaptırımların kaldırılmasıyla yüklü miktarda para kazanacağını belirten Netanyahu, bu sayede “Bölgede ve dünyada terör ve saldırganlığa devam edeceğini” savundu. 

ANLAŞMADA NELER VAR?
ANLAŞMAYA göre Birleşmiş Milletler (BM) müfettişleri, haklı gerekçeler gösterme koşuluyla İran’da askeri tesislere girebilecek. İran anlaşma koşullarını 65 gün içinde yerine getirmezse, yaptırımlar yeniden yürürlüğe girecek.
Anlaşmayla birlikte BM Güvenlik Konseyi’nin uyguladığı ticari yaptırımlar ile nükleer enerji alanında faaliyet gösteren özel ve tüzel kişilerin seyahat yasağı kalkacak. ABD ve AB’nin yaptırımlarının kaldırılmasının yolu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) olumlu raporundan sonra açılacak. 
Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak adlandırılan koşullara göre İran, gelecek 10 yıl boyunca sadece Natanz nükleer tesisinde uranyum zenginleştirecek. Bunun dışındaki tesislerde bulunan santrifüjler depoya kaldırılacak.
İran  15 yıl süresince yeni uranyum zenginleştirme tesisi ya da ağır su reaktörü inşa edemeyecek. Süreci UAEA denetleyecek.
İki haftadan uzun süredir yoğun biçimde devam eden görüşme maratonundan çıkan olumlu sonuçla İran’a uygulanan çeşitli yaptırımlar ve ambargolar kaldırılacak. Ancak BM’nin İran’a uyguladığı silah ambargosu beş yıl, füze ambargosu ise 8 yıl daha etkin kalacak. (DIŞ HABERLER)


 

Ortadoğu’yu nasıl etkileyecek?

İRAN’la Batı’nın nükler program üzerine vardığı anlaşma sadece imza atan tarafları ilgilendirmiyor. ABD’nin bölgedeki en sadık müttefikleri dahi anlaşma süresince tepkilerini dile getirmiş, Suudi Arabistan gibi ABD ziyaretlerini son anda bu nedenle iptal edenler olmuştu. 
Middle East Eye haber sitesi kimi yorumculara Ortadoğu ülkelerinin muhtemel tepkilerini sordu 

SUUDİ ARABİSTAN

Kristian Coates Ulrichsen (Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü): “İran’la yapılacak herhangi bir nükleer anlaşma Suudi liderleri zor bir pozisyona sokacak, Katar ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri Tahran’la belli bir normalleşme ilişkisine girecek ve ekonomik, ticari bağlarını genişleşeteceklerdir. Suudiler büyük ihtimalle Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile İran üzerine ortak bir pozisyon almakta zorluk çekecek ve sonuç olarak da daha tek taraflı politikalar yürütmek zorunda kalacak. Suudi dış politikasının pragmatik özelliği ABD ile ilişkilerdeki aralığın çok açılmasına izin vermeyecektir ve Obama yönetimi döneminin sona ermesini ve yeni başkanlık yapısının farklı bir yaklaşım almasını umacaktır.” 

SURİYE
Ibrahim Halawi (Londra Royal Holloway Üniversitesi, Siyaset Bilimi):

“İran, ABD’nin anlaşmanın ardından Ortadoğu’daki bölgesel müttefikleriyle -özellikle de Suudi Arabistan’la- ilişkisini yeniden güvence altına alma ihtiyacında olduğunun, yoksa vekalet savaşlarının genişleyerek nükleer anlaşmayı tehlikeye atabileceğinin farkında.

Arap liderlerini geçtiğimiz mayıs ayında Washington’a çağırması ve ABD Başkanının güvence söylemi yeterli değildi. Suudi Arabistan ve İsrail de dahil diğer bölgesel müttefikler, kendilerine güven verecek somut adımlar bekliyorlar. 

En kritik güvence ise Suriye’den geldi. Bu anlamda İran, nükleer anlaşmanın asgari bölgesel çatışma ve tepkiyle hayata geçirilmesinin uğruna Esad’ı dışlayabilecek bir siyasi geçişe izin verebilir. Fakat Esad’ın gidişine izin vermek İran’ın Suriye’nin geleceğiyle ilgili payından vazgeçeceği anlamına gelmez. Suriye’nin, İran ve etki alanı için -Filistin’den Irak’a kadar- sahip olduğu jeopolitik önemi Tahran’ın Suriye’den geri çekilmesinin bir sınırı olacağı anlamına gelmektedir (...)”

MISIR

Şerif Naşaşibi (Gazeteci) 

İran’ın nükleer programı üzerine varılacak bir anlaşmanın Mısır açısından yansımaları ilk olarak Kahire’nin en önemli bölgesel müttefiki Suudi Arabistan’la ilişkilerinde görülecektir. 
Yaptırımların kaldırılması İran’ın ekonomik olarak istikrar sağlamasına ve Ortadoğu’daki çeşitli krizlere yönelik müdahalesinin yoğunlaşmasına imkan verecektir. Bu da büyük ihtimalle Tahran ve Riyad arasındaki bölgesel rekabetin yayılmasına neden olacaktır. Suudi Arabistan, geleneksel olarak Arap dünyasında bir güç merkezi olan Mısır’dan bu açıdan daha büyük bir destek çağrısında bulunabilir. Suudi Arabistan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah Sisi’ye yönelik ekonomik ve siyasi desteğinin miktarı ve önemi göz önüne alınırsa, böyle bir çağrıya direnmek zor olacaktır (...)” 

İSRAİL
Ofer Zalzberg, (Uluslararası Kriz Grubu Ortadoğu Analisti):
“Çoğu kişi, bu anlaşmayı İsrail açısından kötü yorumlayabilir. Muhalefet Netanyahu’yu bu durumu aşmak için bir yol bulmak konusunda eleştirecektir; Obama ile görüşmelerin ne kadar önemli olduğundan yola çıkarak Netanyahu’nun daha ılımlı ve başarılabilir hedefler belirlemesini söyleyecekler. Netanyahu başlangıçta, ABD kamuoyuna odaklanarak, anlaşmanın gerçekleşmesi için gerekli üçte iki çoğunluğun alınmaması ve anlaşmanın reddedilmesini başarmaya çalışacak. Ardından muhalefetin suçlamalarını Obama’yı günah keçisi olarak kullanarak onun sözde saflığı ve Ortadoğu’yu yanlış anladığı üzerinden kendini koruyacaktır. Büyük ihtimalle ‘kırmızı çizgi’sinin İran’ın gözünü korkutarak bu çizgiyi geçmelerini başarıyla engellediğini iddia edecektir. İlerisi için stratejisi Kongrenin oyunu etkilemeye çalışmak, İran’la anlaşmanın muhtemel sıkıntılarına odaklanarak Kongre’nin yaptırımları geri getirmesini sağlamaya çalışacak. Sonunda ise İsrail bu yeni normalleşmeyle anlaşmak için bir yol bulacaktır: ABD ve İsrail’in çıkarları her zaman paralel olmayabilir.” 

YEMEN

Farea al-Muslimi (Carnegie Ortadoğu Merkezi): Yemen’deki savaş artık bir Yemen savaşı değil. Daha sorumluluk sahibi bir İran’la bile, İran ve Suudi Arabistan arasında daha geniş bir karşılıklı anlayışa ihtiyaç olacaktır.  Fakat umuyorum ki nükleer anlaşma olumlu bir etki yaratabilir, İran anlaşmanın bir parçası olarak Husilere daha iyi tutum almalarını söyleyebilir. 
İran’ın Husiler üzerinde gücü var fakat bu, grubu kontrol ettikleri ve yönettikleri anlamına gelmiyor. İran’ın Suriye, Lübnan ve Irak’a yönelik finansal taahhütleri çok daha fazla.  (Yemen’de) mali durum iyi değil, hatta son yıllarda Husilere çok para gönderilmedi. Fakat Husiler birini dinleyeceklerse bu İran olacaktır (...)” 
*Kısaltarak çeviren Elif Görgü


MÜZAKERE SÜRECİ NASIL GELİŞTİ?

İran ile 5+1 ülkeleri arasında 24 Kasım 2013’te İsviçre’nin Cenevre kentinde geçici bir anlaşmaya imza atıldı. Nükleer faaliyetlerin kısıtlanması karşılığında yaptırımların gevşetilmesini öngören anlaşmaya göre,

20 Temmuz 2014’e kadar kapsamlı bir anlaşmaya ulaşması hedefleniyordu.
Bu kapsamda şubat-temmuz 2014 arasında gerçekleştirilen yedi turlu müzakereler sonucunda taraflar arasında “derin farklılıklar” olduğu gerekçesiyle süreç dört ay uzatıldı. Ağustos - kasım 2014 arasında dört ay boyunca yürütülen müzakerelerde ilerlemeler kaydedilmesine rağmen kapsamlı bir çözüme ulaşılamadı ve müzakereler yedi ay daha uzatıldı. 

Taraflar 2 Nisan 2015’te İsviçre’nin Lozan kentinde “çerçeve uzlaşmaya” vardıklarını ve kapsamlı anlaşma metnini 30 Haziran’a kadar yazacaklarını açıkladı. Ancak gecikmeler nedeniyle anlaşma temmuz ayına sarktı.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Temmuz 2015 18:59
www.evrensel.net