14 Temmuz 2015 04:58

‘Teşkilatçının el kitabı’ Türk Metal’in gerçek yüzü

Paylaş

Türk Metal üyesi bir işçi
İstanbul

Değerli işçi kardeşlerim; Metal işçilerinin mayıs ayından bugüne yaptıkları eylemleri direnişleri ve mücadelelerini defalarca Evrensel sayfalarında okuduk, okudunuz. Reno da başlayıp dalga dalga yayılan ve bugün Arçelik LG’de olduğu gibi polisin zor kullanmasına kadar varan bir süreç hepimiz tarafından takip ediliyor. 

Bu sefer tekrara düşsem de ben de yazmak, Evrensel okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

Emek Partisi üyelerine yöneticilerine, Evrensel ve Hayat Televizyonu çalışanlarına yapılan, tehdit, kaçırma, saldırı gibi tüm eylemleri Türk Metal işçisi olarak ben de kınıyorum ve  Emek Partisini bu gibi tehditlerle , işçi sınıfının partisi olmaktan vazgeçirilemeyeceğini bir kez daha dile getirmek istiyorum. Ne işçi basını yani bizim gazetemiz Evrensel susturulabilir ne de Hayat Televizyonu karartılabilir. Çünkü arkalarında medya patronları değil işçiler ve emekçiler var. Biz varız.

Fabrikalardan yapılan tüm haberler, mektuplar bizden, işçilerin gerçek yaşamındandır.

Evrensel bu nedenle gerçeğin habercisidir. Evrensel ve hayat televizyonunda çalışan, özveri ile kendini ortaya koyan arkadaşlarımız da bizim bir parçamızdır.  BEN METAL İŞÇİSİYİM gazetemin  bana verdiği öz güvenle de, yazmak istediklerimi olduğu gibi aktarırım, bütün işçi arkadaşlarım da bunu yapar. Biz gerçeğiz, yaşadığımız, fabrikalarda baskıyı anlattığımız içindir doğruluğumuz. Kalemşor değil işçiyiz...
Türk Metal genel merkezi, Evrensel ve Hayat Televizyonu muhabirlerine saldırılarla ilgisi olmadığını açıklasa da, sendika genel merkezinin sendika temsilcilerini eğitim politikası bunu yalanlıyor. 
25 senedir Türk Metal üyesiyim. Başta bizim işyerimiz olmak üzere fabrikalarda nasıl korku dağlarının yaratıldığı ve bunu  bizzat sendika temsilcileri  aracılığı ile yaptığını da biliyoruz.

Nereden mi?

Yaşadıklarımızdan ve temsilcilerine verilen eğitimlerde kullanılan ‘TEŞKİLATÇININ EL KİTABI’ndan.
Elimdeki el kitabı 2010 basımı 5. kez basılmış. Sayfa 112 de ,”‘İletişim araştırmaları, kitle eğitim araçlarının etkileri konusunda, araçların değişik şekillerde etkili olduklarını ortaya koymuştur. Diğer iletişim araçlarına göre daha sınırsız kitleye mesaj ileten TV dir.....Yazılı basın, bilhassa politik olayların anlatımı ile ilgili en doyurucu ve derin bilgileri veren kaynaktır’” yazıyor. İşte bunun için temsilcileri ve yandaşları işçi olduklarını unutup saldırıyorlar... öğretilen bu... İşçilerin bilinçlenmesinden korkuyorlar. Biz sadece insanca yaşayacak  bir gelir ve demokratik haklarımızı kullanmak istiyoruz

Yine bu kitapçığın 147 ,148, ve 149. sayfaları Türk Metal teşkilatçısının kılavuzunun kimler olduğunu da ortaya koyuyor. Bunlar; Mussolini, Hitler gibi 20. yüzyılda faşizmin en azgın temsilcileridir.
Bu eğitim (güya) kitabından verilen propaganda örneklerini buradan belirtmekte fayda var. Hangi zihniyetin ürünü olduklarını anlatmak için, “Nazi Almanyası’nda tiyatro  ve sinemalar bile kontrol altında tutulmuş ve propaganda aracı olarak kullanılmışlardır’” sayfa 147. 

Sayfa 148 de ise “Yeni insan şaşılacak şekilde çabuk kanıyor demişti Mussolini. Hitler de kitlenin, yoğunlaştıkca daha duygulu ve kadınsı bir nitelik kazandığına inanmıştır. Hitler, kitleleri etkilemek için daima çok yüksek platformları tercih etmiştir” ifadeleri yeterli. 

Bu pasaj da 149. sayfada yer alıyor: “Rakip hakkında duygusal çağrışımı olan, kışkırtıcı olumsuz ifadeler kullanmak, propaganda dilinin yaygın özelliğidir. Buna güncel politik ortamdan ‘Yalı çetesi, kaçak, taklitçiler, uşaklık politikası güdenler’ gibi güncel kullanımları örnek verebiliriz. (Biz de burada kendilerini tarif ettiklerini gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz)

Propagandacı kışkırtmayı iyi kullanır ancak tehditkar değildir, bunu dolaylı yapar, yalnızca korkutmanın etkinliğinden yararlanır.”

Böyle faşist bir zihniyetle yüzlerce sendika temsilcisini eğiten bir sendika, saldırılarla benim alakam yok diyebilir mi?

Ne kadar korku motifini kullanırsanız kullanın , işçi kabına sığmıyor. Bir yeri bastırmaya çalışırken başka yerlerden patlıyor, açlık, yoksulluk diz boyu ve öğrendik ki korkunun ecele faydası yok!..

ÖNCEKİ HABER

Antep’te IŞİD tehdidi

SONRAKİ HABER

Bütçe eylül ayında 18 milyar lira açık verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa