Neden abimin katilini kimse aramıyor?

Neden abimin katilini kimse aramıyor?

Esenyurt'taki Kobanê protestoları sırasında kitlenin üzerine açılan ateş sonucu ağır yaralanan ve yaşamını yitiren Emek Gençliği Üyesi Mert Değirmenci'nin ailesi, sorumluların bulunmamış olmasından şikayetçi.

Eren YILMAZ
İstanbul

Mert Değirmenci, 18 yaşında bir işçi gençti, Emek Gençliği üyesiydi. 7 Ekim 2014 tarihinde İstanbul Esenyurt’taki Kobanê’ye IŞİD saldırılarını protesto eylemleri sırasında, Özel Esencan Hastanesinin önündeki sokakta kitlenin üzerine ateş açılması sonucu kurşunla çenesinden vurularak hayatını kaybetti. Mert’in katili dokuz aydır bulunamadı. Değirmenci ailesi ile Mert’i, Mertsiz geçen dokuz ayı ve dava sürecini konuşmak için yaşadığı evin yolunu tuttuk. 

Esenyurt’a geldiğimizde bizi Mert’in kuzeni Onur Değirmenci karşıladı. Mert’in ailesinin yaşadığı eve kadar bize eşlik etti. Apartmanın önüne geldiğimizde Mert’in küçük kardeşi Emin’i görüyoruz. Emin sokakta arkadaşlarıyla oynuyor. Değermenci ailesi Mert’in öldürülmesinden sonra taşınmış. Önceden apartmanın en alt katındaki dairede otururyorlarmış. Şimdi ise en üst katta yaşıyorlar. Burada da Mert’e bir oda ayırmışlar, eşyalarını yerleştirmişler. Ancak Mert üst kattaki bu evi hiç göremedi.

‘YAYINLAYACAKSINIZ BUNLARI DEĞİL Mİ?’
Apartmanın merdivenlerinden yukarıya çıkıp Değirmenci ailesinin zilini çalıyoruz. Bizi Mert’in annesi Sarıgül hanım karşılıyor. Salona girer girmez Mert’in fotoğrafını görüyoruz çerçevelerde. Oturur oturmaz anne Değirmenci soruyor: “Bunları yayınlayacaksınız değil mi?” Değirmenci ailesi 9 aydır öldürülen çocukları için adalet bekliyor. Mert’in katilleri hâlâ bulunmadı. Soruşturmada bir arpa boyu yol alınmadı. “Yayınlayın. Sesimiz biraz olsun duyulsun. Ben 18 yaşındaki oğlumu toprağa verdim. Çocuğumun katillerinin bulunmasını istiyorum” diyor Sarıgül Değirmenci.

YANITSIZ SORU, DERİN SESSİZLİK
Mert’in küçük kardeşi Emin “Dokuz ay benim için hiç iyi geçmedi, benim abim yoktu. Neden abimin katilini kimse aramıyor? Araba camlarından, hasar gören dükkanlardan daha mı değersiz benim abim?” diyerek söze giriyor. Çocuk işte... Aslında çok basit bir soru soruyor ama hiçbirimiz yanıtlayamıyoruz. Ardından derin bir sessizlik...

İSTANBUL’U BEDAVAYA VERSELER GELMEZDİM
Sessizliği anne Değirmenci bozuyor. İstanbul’a Mert’in öldürülmesinden bir sene önce geldiklerini anlatıyor. Kendisini İstanbul’a Mert’in çağırdığını söylüyor ve ekliyor: “Babasıyla birlikte çalışmak için İstanbul’da yaşıyorlardı. Mert bana ‘Anne kardeşlerimi de al İstanbul’a getir. Hep birlikte aile olarak yaşayalım’ dedi. Yoksa bana İstanbul’u bedavaya verseler ben yerimden yurdumdan kopup gelmezdim” Mert’i anlatıyor Sarıgül Değirmenci, biz dinliyoruz: “Benim çocuğum herkesle barışıktı. Evine, işine gücüne sahip çıkardı. Ben her gün balkondan, pencereden oğlumun gelmesini beklerdim. Benim çocuğumun kimseye bir zararı olmadı. Mert’i vurdular. Birilerinin eline silah verilmiş, kardeşi kardeşe vurduruyorlar. Binlerce Mert var. Binlerce Mert ailesi var.” 

‘DOKUZ AYDIR TEK GELİŞME OLMADI’
Sarıgül Değirmenci ile mahkeme sürecini konuşuyoruz. “Fezleke açıklıyorlar, fezlekede Kobanê olaylarından tutun YPG’ye,  İŞİD’e kadar her şeyden bahsediliyor ama Mert’ten bahseden tek bir kelime yok” diyor anne Değirmenci. Esenyurt’taki Kobanê davasında 513 tane şikayet var, mahkeme bunları değerlendirmiş ve bunun sonucunda 22 kişi yakalanmış. 
Mert’in kuzeni Onur Değirmenci bu duruma isyan ediyor. “Bunları soruşturuyorlar ama Mert’e dair hiçbir ilerlenme yok” diyen Onur, “Camı kırılanın, arabası çizilenin mahkemesi devam ediyor ama canı yananın mahkemesi devam etmiyor. Sonuna kadar bunun takipçisi olacağız, başka insanların da toprağa girmemesi için mücadele edeceğiz. Bu sadece Mert’in davası değil bütün Türkiye halkının mücadelesidir. Buradan bütün vicdanlı insanları bu mücadeleye katılmaya, Mert’in ailesine onun gibi diğer ailelere de destek olmaya çağırıyorum.” 

MERT NEYİ PROTESTO EDİYORDU?
Mert’in vurulduğu gün kuzeni Onur Değirmenci da yanındaymış. Onur, Mert’in o gün neden protestoya katıldığını, olayın nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: “Mert, hiç gitmediği topraklar, görmediği insanların özgürlüğü için sokağa çıkmıştı. İnsanların üzerine açılan ateş sonucunca çenesinden vuruldu. Vurulduğu yer özel bir hastanenin önüydü. Belki diyebiliriz ki bir insanın hastanenin acil kapısının önünde vurulması belki büyük bir şans. Gelin görün ki hastane Mert’i kabul etmedi. Mert orada inanılmaz derecede kan kaybına uğramış. Zaten ölüm nedenin de kan kaybı olduğnu söylüyorlar. Hastane de Mert’in ölümünde büyük etkenlerden bir tanesi ve hastane ile davamız devam ediyor. Savcı hastaneye sözlü ifade alınması için daha bir polis göndermemiş ve henüz bir ifade dahi alınmış değil.”  

‘GELİP ACIMIZI PAYLAŞSINLAR’
Anne Sarıgül Değirmenci, Mert’in organlarını bağışladığı kişilere sesleniyor: “Mert, yedi can kurtardı ama sadece bir aileyle irtibatı koparmadık. Bayramda gelip acımızı paylaşsınlar. Benim hiçbir şeye ihtiyacım yok, sadece gelip benim acımı paylaşsınlar.”  



 

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Temmuz 2015 16:02
www.evrensel.net