'İnsan kaçakçılığı sektörünü yaratan devlettir'

'İnsan kaçakçılığı sektörünü yaratan devlettir'

Türkiye'ye göç eden mültecilerin sayısı her geçen gün artarken, mülteciler üçüncü bir ülkeye geçmek için çoğu zaman ölümü göze alıyor. Mülteciler Derneği Yöneticisi İrem Somer, devletler arasındaki sınırların ve geçişlerdeki zorlu şartların insanları kaçak yollara sürüklediğini ifade ederek, "Bunu yaratan tamamen devletlerdir. İnsanlara sınır koyarsan 'Sen şuradan şuraya geçemezsin' dersen, şatlar koşarsan maalesef ki insanlarda başka alternatifler aramaya başlıyorlar. Bakarsanız tüm ölümlerden kaçakçılar sorumlu; ancak sınırlar insanları buraya sürüklüyor" dedi.

Ortadoğu'da yaşanan savaş nedeniyle binlerce kişi ülkesini geride bırakıp göç etmek zorunda kaldı. Gittikleri ülkelerde açlık, yoksulluk gibi bir çok tahditle yaşamak zorunda kalan mültecilerden Türkiye'ye göç edenler beslenme, sağlık, ilaç temini, giyim gibi sorunlar ile boğuşuyor. Yasal sorunlar, sığınma başvurusunda gecikme, Türkiye'de kalma sürecinin belirsizliği, statü alıp alamayacağı gibi konularda yaşanan belirsizlikler ise mültecileri yeni bir umut arayışı ile başka ülkelere göç etmeye zorluyor. Bu nedenle Türkiye'de her yıl insan tacirleri tarafından umut verilen yüzlerce mülteci çıktıkları bu "umut yolculuğunda" yaşamını yitiriyor. Türkiye'nin özellikle birçok Avrupa ülkesine açılan bir kapı olarak görülmesi nedeniyle birçok mülteci Türkiye'nin kıyı şeridindeki il ve ilçelere gelerek sahilden genellikle fiber tekne, jetski, lastik bot ve özel tekne gibi deniz araçlarla yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Genellikle Marmara ve Ege Denizi'nden yurt dışına çıkmaya çalışan mültecilerin bazıları ise yük gemileri veya tır konteynırları gibi kısa süreli de olsa yaşamsal özelliklerin çok zor sağlandığı yerlerde yakalanıyor. Avrupa'ya geçmek isteyen mültecilerin büyük çoğunluğu Sahil Güvenlik engeline takılırken, son 6 ay içerisinde Ege Denizi'nde yakalanan mülteci sayısı Ege Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın açıklamalarına göre 15 binin üzerinde. 

Türkiye'de kalan mülteciler ise yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Mülteciler Derneği Yöneticisi İrem Somer, son dönemde sayıları giderek artan mültecilerin yaşam koşullarını ve çektikleri sıkıntıları anlattı. Somer, Türkiye'nin önemli birçok noktaya sınırı olduğunu hatırlatarak, sınırların hepsinde geçişlerde mültecilerin ayrı ayrı sıkıntılar yaşadığını söyledi. 2011 'den beri Suriye'den çok yoğun bir göç olduğunu belirten Somer, Türkiye'nin mültecilere açık kapı politikası yürüttüğünü söylese de durumun böyle olmadığını belirtti. "Hangi kapının kime açık olduğu belli değil" diyen Somer, mültecilerle ilgili yasal bir boşluk bulunduğunu, bir yönetmelik olmadığını belirterek, "Bu insanların birçoğu kaçakçılarla gelmek zorunda kalıyorlar. Batı sınırlarında en ufak bir olayda ortalık galeyana geliyor ama bizim sınırlarımızda ateş açılıp ölen onlarca insan var. Bunlara daha ne kadar duyarsız kalınacak bilmiyoruz" dedi. 

'KADINLARA KARŞI GERÇEKLEŞEN ÇOK ÇİRKİN UYGULAMALAR VAR'

Sınırların tamamen takip edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Somer, başlı başına bir şiddet uygulaması olan sınırlarda özellikle kadınlara karşı "çirkin" uygulamalar olduğunu belirtti. Bunların ispatlanmasını çok zor olduğunu aktaran Somer, yaşananlara ilişkin raporlama çalışmaları olsa da mültecilerin kendilerine devlet otoritesinden doğru gelen bu şiddeti sınır dışı edilme korkusu ile raporlamak istemediğini belirtti. 

'YALNIZCA AVRUPA ÜLKELERİNDEN GELENLERE MÜLTECİ STATÜSÜ VERİLİYOR'

Türkiye'de psiko sosyal desteğin çok kötü olduğunu ifade eden Somer, mültecilere verilen hizmetin çok sınırlı olduğunu söyledi. Özellikle tercüman eksikliğinin yaşandığını söyleyen Somer, işkence mağduru mültecilerin henüz tercüman bile yokken hassasiyetlerinin anlaşılmasının imkansız olduğunu kaydetti. Mültecilere verilen statü meselesinin ise çok karışık olduğunu söyleyen Somer, "Statü meselesi neden önemli çünkü statü dediğiniz zaman onlara haklarını vermiş oluyorsunuz. Türkiye'nin ise şöyle bir konumu var. Devlet Cenevre Sözleşmesi'ni imzaladığı için yalnızca Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden gelenlere mülteci statüsü vereceğim farklı yerlerden gelenleri ise geri göndermeyeceğim ama burada kalmasına da izin vermeyeceğim diyor. Türkiye'de şu an 1.7 milyon Suriyeli 200 bin de uluslararası korumaya ihtiyacı olan mülteciler mevcut. Suriyelilere geçici koruma ilan edildi. Suriyeli olmayanlara ise şartlar koşuluyor. Bu şartlar sonucunda bazılarına veriliyor. Eğitim ve sağlık hakları olsa da yaşamını idame ettirmek için çalışma hakları zaten yok" dedi.

'GERİ GÖNDERME MERKEZLERİ'NDEKİ HAK İHLALLERİNİN TESPİT EDİLMESİ ÇOK ZOR'

Geri Gönderme Merkezleri'ne (GGM) de değinen Somer, buraların yalnızca Yabancılar Şube polislerinin kontrolünde olduğunu ve sivil toplum örgütlerinin buralara erişimin çok zor olduğunu kaydetti. Her Geri Gönderme Merkezi'nde ayrı problemler olduğunu belirten Somer, temel sorunların başında ise kapasite dar olduğu için yakalandıklarında karakolların bodrumlar ve çeşitli yerlerin İdari Gözetim ve Geri Gönerderme Merkezi'ne dönüştürülmesi olduğunu söyledi. İzmir'de Işıkkent ilçesinde bir tane Geri Gönderme Merkezi bulunduğunu aktaran Somer, burada da yeterince yer olmadığını, mültecilerin odalara hapsedildiğini ve dil olmaması nedeniyle kendilerini ifade edemediklerini söyledi. Dernek olarak buralardan gelen başvurularla ilgilendiklerini belirten Somer, adli yardım ve barolardan destek sağladıklarını söyledi. Mültecilerin kötü uygulamalar ve koşullar nedeniyle protesto amaçlı açlık grevleri ve yatakları yakmaya kadar giden çeşitli eylemler yaptıklarını söyleyen Somer, İzmir GGM'de de geçtiğimiz yıl bu nedenle bir yangın yaşandığını ancak medyanın bunu sanki keyif amaçlı yapılmış gibi gösterdiğini ifade etti. 

GGM'lerin koşullarının Türkiye'deki cezaevlerinden farksız olduğunu da belirten Somer, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin buralarda da yaşandığını ve mültecilerin odalara kapatıldığını söyledi. Somer, buraların sivil toplumdan izole edilen yerler olması nedeniyle yaşanan hak ihlallerinin tespit edilmesinin çok zor olduğunu da dile getirdi. 

 

'İNSAN KAÇAKÇILIĞI SEKTÖRÜNÜ YARATAN DEVLETTİR'

Türkiye'nin bir geçiş noktası konumunda olduğunu belirten Somer, birçok mültecinin şartlar nedeniyle Avrupa ülkelerine geçmeye çalıştığını söyledi. Mültecilerin bu nedenle insan tacirlerinin eline düştüğünü dile getiren Somer, şöyle devam etti: "İnsan ticareti çok büyük bir meslek dalı. Çok büyük ülkeleri yayılmış ve büyük bir sermayesi olan bir network durumunda. Şunu sormak lazım bu sektör nasıl oluştu. Bunu yaratan tamamen devletlerdir. İnsanlara sınır koyarsan sen şuradan şuraya geçemezsin dersen, şatlar koşarsan maalesef ki insanlarda başka alternatifler aramaya başlıyorlar. Burada da kaçakçılar devreye giriyor. Mültecilerin hayalleri kurdukları hayata götürecek kişiler oluyor kaçakçılar. Burada devletin konumu da çok karışık. Bakarsanız tüm ölümlerden kaçakçılar sorumlu ancak sınırlar insanları buraya sürüklüyor. Devletin hep bir mücadelesi var. Kaçakçılıkla mücadele, terörle mücadele, uyuşturucu ile mücadele ama görüyoruz ki çok enteresan bir tablo var. İzmir'de mülteciler devletin gözü önünde bu işin organizasyonunu yapıp gidebiliyor. Bu durumu da ilginç karşılıyoruz." (İzmir/DİHA)

www.evrensel.net