SeraPool işçisi fire vermiyor

SeraPool işçisi fire vermiyor

Uğur ZENGİN
Eren YILMAZ
İstanbul

DİSK'e bağlı Cam Keramik-İş'te örgütlenen SeraPool işçilerinin direnişi 28. günü geride bıraktı. İşçiler “İş, ekmek, özgürlük”, “Ölmek var dönmek yok” sloganlarını ilk günkü kararlılıkla atıyor. Direnişi kırmak için her yolu deneyen patron, işçilerin akrabalarını devreye soksa da, tuvaleti kapatsa da, işçileri polis ablukası altına alsa da, işten atma kağıtlarını yollasa da başarılı olamıyor. SeraPool işçilerinin ne direnişi kırılıyor ne birliği bozuluyor. “Fire vermedik” diyor SeraPool işçileri.

Patron başarılı olamıyor çünkü SeraPool işçileri yaşadıklarını unutmuyor. 14 yıllık kadın işçi anlattı: “Kum dökmem lazım. Kum torbaları ağır ve kol gücümüzle kaldırıyoruz. Kaldırdım, dökmeye başladım belimde bir acı hissettim. Beni sandalyeye oturttular. Bir daha sandalyeden kalkamadım. O halde taksiye bindirdiler hastaneye gittim.” Aynı işçi bir kere daha hastaneye kaldırılır. Hastanede yattığı süre boyunca arayan soran olmaz. İşçi, işyerine dönünce yaşadıklarını şöyle aktardı: “1 kilodan fazla kaldırırsan iş kazası kabul etmeyiz denilerek tutanak tuttular. İşten atılma korkusuyla imzaladım. Ama mümkün mü burada çalışıp da ağır kaldırmamak? Ben kaldırmazsam o iş olmaz çünkü makine çalışıyor.” 

AMBULANSIN YOLU SERAPOOL’E DÜŞMÜYOR

Ambulansın yolu ölümcül kaza dışında SeraPool’e düşmez, çünkü patron evraklara iş kazası geçsin istemez. Bir işçi “Kaza gece olsa bile fabrika şoförü aranır. Fabrika şoförü hastaneye götürür. O da tembihlidir. İş kazası olduğunu söylemez. Hatta SeraPool’de ambulans çağırdı diye işten atılan şoför oldu” diye konuştu. Başka bir işçi şöyle tamamladı: “Çalışırken bundan iyi miydik? 50 sefer lavaboya giderdik şimdi paşa paşa oturuyoruz. Geçtiğimiz ramazanda oruç açarken soğuk bulduğumuz her şeye saldırırdık. Şimdi rahat rahat orucumuzu açıyoruz. Direnişi bırakıp üretmeye başlasak yine köle olacağız. Başka fabrikaya gitsek orada da sendika olmayacak.” 

Engelli işçilerin de yaşadıkları diğerlerinden farklı değil. SeraPool’de çalışan altı engelli işçi var. Engelli işçilerden biriyle çalışma koşulları hakkında konuşuyoruz: “Ben Parkinson hastasıyım, benim mesaim 16.30’da biter. Benim gittiğim yere o saatte servis kalkmadığı için 18.30’daki servisi beklemek zorundayım çünkü patron tek kişi için servis kaldırmak istemiyor. Aradaki zamanı ise yine çalışarak geçirmek zorundayım. Üstelik fazla mesai ücreti de almıyorum. Böyle haklarım olduğundan bile sendikayla tanışana kadar haberdar değildim.”

İŞÇİLER KENDİLERİNE GÜVENİYOR

İşçiler üretimden gelen gücüne güveniyor. Sipariş üzerine çalışan havuz fabrikası SeraPool, en çok satışı yaz ayında yapıyor. Yazın fırın kapanmaz, sürekli 40 kiloluk kasalar dizilir. İşçiler izinlerinin en fazla yarısını yazın kullanabilir. Onu da patron belirler. Direnişten önce günde 36 palet seramik çıkan fabrikada bugün çıkan seramik 3-5 paleti geçmiyor. Patron eski işçileri çağırıp üretim yaptırmaya çalışsa da fabrika tam üretim yapamıyor. Bir işçi şunları dile getiriyor: “Oturmuş ekip burada tam üretim yapabilir. Biz olmadan üretim yapmaları imkansız. İşi bilen işçiler dışarıda.” Direnen SeraPool işçisi, içeride çalışan birkaç işçiye de sloganlarla sesleniyor: “İşçiler burada, köleler çalışıyor.”

Direniş öncesi terden sırılsıklam olmuş  bir halde yönetimin karşısına çıkan ancak yanıt alamayan SeraPool işçisi, şimdi “Eskiden buraya onlarca tır gelip mal alır götürürdü şimdi direniş kırmak için geliyor. Bizim gücümüz buradan geliyor. Biz üretelim diye her şeyi yapıyor. Ben buyum” diyor. 

SERAPOOL İŞÇİSİ DİRENİŞ ALANINI GENİŞLETTİ

Patron daha önce ustabaşılar aracılığıyla SeraPool işçilerinin akrabalarını aradı, “Greviniz yasal değil. Bu yolla bir şey kazanamazsınız” dedi. Sonuç alamayınca işten atmalar başladı. Ancak yine sonuç alamadı. Ardından elektriği, suyu kesti lavaboları kapattı işçilerin abdest almasını dahi engelledi. Son hamlesi ise işçileri polislerle ve TOMA’larla kuşatmak oldu. Direnişin 20. gününde polis ablukası altına alınan SeraPool işçileri, “Hayatımızda ilk defa bu kadar çok polisi ve TOMA’yı bir arada gördük” dedi. Polisin gelmesi işçileri şaşırtmadı. Polisin direniş çadırını fabrika dışına çıkartma isteğini avukatlarıyla yaptıkları görüşmeden sonra kabul ettiler. “Patronun son hamlesiydi. Bir kişiye 5 polis düşüyordu. Korkmadık. Polis de zenginlerin arkasında durdu. Terör örgütü olarak mı geldik buraya? Sadece haklarımızı istiyoruz. Biz kime güveneceğiz?” diye soruyor işçiler. Polis ablukasının ardından direniş alanını genişletme kararı alan işçiler, fabrikaya 3 kilometre uzaklıkta olan SeraPool deposu önüne de direniş çadırı kurdular. SeraPool işçisi grev yapmanın maddi zorluklarını yaşasa da, zorluklar karşısında getirdiği çözümler kararlılıklarını gösteriyor: “Eşim çalışmıyor. 500 lira ev taksiti ödüyorum. 250 lira eşya taksiti var. 1200 lira net giderim var. Eşten dosttan borç alacağım kazandığım zaman da onları ödeyeceğim. Gerekirse eşim çalışacak. Başka kurtuluş yok. Niyetimiz ciddi. Yılsak yılardık. Biz bekleriz ama o adam bekleyebilecek mi?”

‘DEMEK Kİ AKILLARI VARMIŞ’

SeraPool işçileri sanayi havzasında direnmelerine rağmen çocuk bezi fabrikası Kimberly Clark işçileri dışında fiili olarak gelip destekleyen fabrika işçisi yok. Kimberly Clark işçilerinin SeraPool işçilerini desteklemesinin tek sebebi benzer bir mücadele deneyimi yaşamış olmaları. 2014 yılında ücretlere zam yapılması talebiyle başlattıkları grevi o dönem gözlemleyen bir SeraPool işçisi anlatıyor: “Kimberly Clark işçilerinin çadırını her gün görüyorduk. Her gün servisle önlerinden geçiyorduk ama bir kere durup desteklemedik. Onları görünce ‘Bunlarda hiç akıl yok mu burada bu sıcakta bekliyorlar’ diyordum. Demek ki akılları varmış. Onlar yaşadıkları için gelip destekliyorlar. Onun dışında gelip destekleyen fabrika işçisi yok. Patrona kaç tane patron destek amaçlı gelip gitti. Ama işçiler yan yana gelemiyor.” İşçilerin gelmemesine şaşırmadığını söyleyen bir SeraPool işçisi, “Biz gitmiyorduk ki onlar gelsinler. Şu anda başka bir fabrikada direniş olsa desteğe giderim” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Temmuz 2015 09:24
www.evrensel.net