İşçi baharı

İşçi baharı

Hüseyin TOPALOĞLU*

Şu an Bursa’da başlayan ve daha da yaygınlaşma potansiyeli taşıyan metal işçilerinin eylemleri ülkede son 15 yıldır Gezi’yle birlikte en önemli toplumsal muhalefet olayı haline gelmiştir. Aslında buradaki direniş bilinçli ve örgütlü yapılan bir eylem olmadığından, 15-16 Haziran’dan ve ‘89 bahar eylemlerinden biraz daha farklıdır ve ülkedeki “sol” bu harekete hazırlıksız yakalanmıştır. Genel seçimlere çok kısa bir süre kalması nedeniyle gerek siyasi iktidar, gerekse siyasi iktidar adayları metal işçilerinin direnişi karşısında nasıl tavır sergileyeceklerini tam olarak kestirememişlerdir.

Öyle ki bu eylemin temelinde ücret politikaları, insanca çalışma şartları yatıyor gibi gözükse de; asıl önemli etken sendikal bürokrasidir. Patronla kol kola giren sendika ağlarıdır. İşçilerin isteklerini hiçe sayan Türk Metal’dir. Yıllardır işçilere, enflasyonu, ülke ekonomisinin durumunu bahane ederek düşük zam alanlardır. İşçilerin iradelerini hiçe sayarak yönetici ve temsilcileri atayanlardır.

Yıllardır işçilerin seslerine kulak tıkadılar ve artık metal işçisinin sabrı taştı. Bu çirkin gidişata dur demek için Renault fabrikasındaki işçiler harekete geçti. Buradan TOFAŞ’a, Coşkunöz fabrikasına, ardından Mako, Ototrim, Ford ve Türk Traktör fabrikasında da işçi eylemlerinin başlamasıyla üretim durdu. Buralardaki direnişler sona erse de direnişin yayılma eğilimi sürdü, Gebze ve Trakya’da art arda direnişler yaşandı. 

Direnişe katılan işçi arkadaşlarımızdan biri “Sendikayı işçinin kurması lazım, işveren kuruyor” diyor. Türk Metal’i “örümcek ağına” benzetiyor. “İşyeri temsilcilerini kendimiz seçmek istiyoruz” diyor. Fabrika yönetimlerine ilettikleri taleplerden bir diğeri, kendi temsilcilerini kendilerinin seçmek istemeleridir.
Görüyoruz ki işçiler kararlı, işçiler cesur, işçiler inanıyor ve bu gidişatı değiştirecek. Sadece metal işçileri değil, aynı dertleri yaşayan sınıfın tüm emekçilerinin gözü, kulağı, kalbi Bursa’da atıyor ve süreci merakla yakından takip ediyor, ediyoruz. Cam işçisi olarak bizlerin de son günlerde sendikal bürokrasiden, atamalardan, antidemokrasiden yana şikayetlerimiz ve bunları değiştirmeye yönelik çalışmalarımız mevcut. Bu sorunlar sadece metal işçilerinin, cam işçilerinin değil; ülkemizdeki tüm işçi sınıfının değiştirmekle-düzeltmekle yükümlü olduğu sorunlardır. “Sendikal bürokrasi” kapitalizmin geleceği, bunu yok edince oluşturulacak “sendikal demokrasi” de işçi sınıfının geleceğidir.
Bu nedenle tüm işçi-emekçi kesimini metal eylemine destek olmaya davet ediyor ve bu direnişi başlatan metal işçilerine ‘89 bahar eylemlerini hatırlatmak istiyorum.

‘89 bahar eylemleri;

1980 darbesinden sonra sessizliğe bürünen işçi sınıfının yeniden uyanışı olarak bilinen bahar eylemleri 1989’da başladı ve etkileri 1990 ve yıllarında da devam etti. Bu dönem, ekonomik olduğu kadar siyasal etkileri de olan işçi sınıfı ve toplumsal muhalefet hareketinin önemli bir yükseliş dönemiydi. Kamu kesiminde çalışan işçilerin 1989 yılı mart, nisan ve mayıs aylarında başlattıkları bu eylemler 1990’ların hak mücadelelerinin yükselişinde önemli bir rol oynadı. Toplumsal muhalefetin kendine güvenini yeniden kazanmasını sağladı. Bugün bizim için önem taşıyan, bu eylemlerin sonuçlarıdır. 

Eylemlerin sonrasında;

Bahar eylemleri öncesinde yüzde 40 civarında ücret zammından söz eden hükümet eylemler sonrasında birinci yıl için ortalama yüzde 140 oranında bir zammı kabul etmek zorunda kalmıştır. Eylemler ile işçi ücretlerinde önemli bir artış sağlanmıştır. Bu eğilim 1990 ve 1991 toplu iş sözleşmelerinde de devam etmiştir. Sonuçları itibariyle reel işçi ücretlerinde önemli bir artış sağlayan eylemler, memurların temmuz 1989 zammını ve özel sektör sözleşmelerini de olumlu  yönde etkilemiştir. 1989 yılında bahar eylemleri ülkedeki genel ücret seviyesinin yükselmesinde önemli bir katkı sağlamıştır.

Bahar eylemlerinde işçi sınıfı ekonomik kazanımlarıyla birlikte reel anlamda kayda değer birçok kazanım elde etmiştir. Eylem süreci içerisinde ‘80 darbesinin yasaklarını delmiş, önlerine dikilen eylem yasaklarını yaratıcı yöntemlerle kaldırmışlardır.

Eylemler; işçi sınıfının, faşist darbeyle uzlaşan hain sendika bürokratlarına karşı mevziler kazanmasını da sağladı. İşçiler, kurdukları komiteler sayesinde sendika yönetimlerine de baskı uygulayabildiler. Bu baskıyla birlikte Türk-İş bünyesinde bulunan sendikalardaki yaklaşık 900 kadar yöneticinin değişmesini sağladılar. Bu rotasyon konfederasyon düzeyinde bir değişim için yeterli olmayabilirdi fakat işçilerin direnişi sayesinde, Türk-İş ve Hak-İş emekçinin yanında tavır almak  zorunda kaldılar.

Sendika kurmaları yasak olan memurlar, işçi baharından alınan güç ve moral ile sendikal örgütlenme süreçlerini başlattı.

Bahar eylemlerinin devam ettiği sırada yapılan 27 Mart 1989 yerel seçimlerinde iktidar partisi olan ANAP’ın oy oranı yüzde 35’ten yüzde 21.88’e düşmüştü. Bu da “Ben yaptım oldu zihniyetinin iflası” olarak hafızalara kazınmıştı.

Bugün ne yapmalı;

Bahar eylemlerinde öne çıkan birçok işçi önderi, o dönemde çeşitli düzeylerde sendika yönetimlerine geldiler ve günümüzde ‘89 öncesindeki sendikacıların yerlerini alıp onları aratmaz oldular. 2015 bahar eylemlerinin sonunda da değişim sırası onlarda olmalı ve  işçi sınıfı bu tür sendika bürokratlarından kurtulmalıdır.

*Trakya Otocam işçisi

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Temmuz 2015 21:39
www.evrensel.net