Yayımlama özgürlüğü raporunda ifade özgürlüğü vurgusu

Yayımlama özgürlüğü raporunda ifade özgürlüğü vurgusu

AB tarafından desteklenen Sivil Toplum Programı çerçevesinde, Türkiye Yayıncılar Birliği ve İsveç Yayıncılar Birliğinin (IPA) yürüttüğü ‘Yayınlama Özgürlüğü Yolunda Projesi’ kapanış konferansı gerçekleşti.

Türkiye ve AB üyesi ülkelerin sivil toplum kuruluşları tarafından geliştirilen proje, Türkiye yayıncılığında ifade özgürlüğünü geliştirmeye katkı sunmayı amaçlıyor. 9 il ve 5 kitap fuarının dolaşıldığı yaklaşık 1 yıllık çalışmadan sonra ortaya çıkan rapordaki temel amaçlardan biri de yayımlama özgürlüğü bağlamında sürdürülebilir ortaklıklar oluşturmak.

Kapanış konferansında konuşan Türkiye Yayıncılar Birliği’nden Metin Celal, sosyal medya ile yayın ve engelleme faaliyetlerinin yayıldığını belirterek kitap yasaklamaları ve yazar tutuklamalarının genelden yerele kaydığını ifade etti. İsveç Yayıncılar Birliğinden (IPA) Ola Wallin de, IPA’nın dünyanın her yerinde sansüre karşı mücadele ederek yayınlama özgürlüğünü savunduğunu açıkladı. Wallin, IPA’nın Türkiye’de medya özgürlüğü için komite kurmayı teşvik ettiğini de sözlerine ekledi. 

‘TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BİR DEĞER DEĞİL’

Proje birikimini derleyen Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde Türkiye’de Yayınlama Özgürlüğü Raporu’nu yazan Avukat Tora Pekin, ifade özgürlüğü kısıtlamasının daha çok gazeteciler üzerinde yapıldığını açıkladı. Gazeteci Ahmet Şık’ın daha basılmadan polis marifetiyle bilgisayardan silinen kitabını hatırlatan Pekin, “İfade özgürlüğü Türkiye’de bir değer değil. İşimize geldiği gibi kullanıyoruz bu kavramı. Ahmet Şık’ın kitabı toplatıldığında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Öyle kitaplar vardır ki bombadan daha tehlikelidir’ demişti. Ancak 3 yıl sonra çıkıp ‘Bu ülkede kitaplar toplatıldı’ şeklinde açıklama yaptı” dedi. 

Değerlendirmecilerden Avukat Haluk İnanıcı ise ifade ve yayımlama özgürlüğünün demokratik yaşamın özü olduğunu ve insanın manevi varlığını beslediği için insan kavramıyla yakından ilişkili olduğunu belirttiği konuşmasına şöyle devam etti: “Demokratik toplumda pornografiyi bile suç olarak göremezsiniz. Muhafazakar zihniyet kendi ahlak anlayışı üzerinden insanları eleştiriyor. Hukuki değer toplumun üzerinde yetiştiği toplumda şekillenir. Her hukuki norm da hukuki durumu korur.”

‘İNTERNET YASAKLARINDA GEZİ DÖNÜM NOKTASI OLDU’ 

Sonuç raporunu değerlendiren Prof. Dr. Aslı Tunç ifade özgürlüğünün yasaklanmasının herkese dokunan bir durum olduğunu ifade ettiği konuşmasında, “Politik yetkinin uyguladığı yayın yasakları gazete ve televizyonlardan sonra internete de uyarlandı. Gezi’nin bu noktada kırılma noktası olduğu söylenebilir. Tapeler de bu konuda oldukça etkili olmuştur” dedi.

Konuşmasına, Almanya’da 1933 yılında Opera Binası önünde on binlerce kitabı yakan Nazi partisinin Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Dr. Paul Joseph Goebbels’in sözlerinde küçük değişiklikler yaparak başlayan Yazar Yekta Kopan, düşünce üzerinde artan ve şekillenen baskı mekanizmalarına değinerek durumun hassas vatandaşa evirildiğini açıkladı.  Yekta Kopan, sosyal medyanın kişisel yayıncılık alanı olduğunu vurguladı. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net