‘IRA’nın beyni’ Martin McGuinness: Çözüm isteniyorsa  sorumluluk hükümetindir

‘IRA’nın beyni’ Martin McGuinness: Çözüm isteniyorsa sorumluluk hükümetindir

Martin McGuinness: 'Kuzey’de iktidardayız ve 10 ay içerisinde gerçekleşecek bir sonraki seçimlerle Güney İrlanda’da da iktidar olabiliriz. Bu da halkımız arasında birliği sağlamak ve özgürlüğümüzü kazanmak için umudumuzu güçlendiren bir etken olacak.'

Arif BEKTAŞ
Londra

“Kutsal Cuma Anlaşması” olarak tarihe geçen ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ve İrlanda Cumhuriyeti Başbakanı Bertie Ahern tarafından imzalanan anlaşmadan bu yana Kuzey İrlanda’da çatışmalı dönem hemen hemen sonra erdi. 10 Nisan 1998 tarihinde imzalanan anlaşma öncesindeki, 30 yıllık çatışmalı ortam, Kuzey İrlanda’da son buldu. Yer yer karşılıklı suikastlar hala yaşanırken, özellikle İrlanda Kurtuluş Ordusu’nun (IRA) silah bırakmasıyla bu en aza inmiş durumda.
O dönemde IRA’nın siyasi kanadı olarak faaliyet yürüten Sinn Fein, bu anlaşmaya evet demiş ve IRA da silah bırakmıştı. Başından itibaren IRA’nın içinde etkili isimlerden biri olan Martin McGuinness, Sinn Fein içinde de etkili yasal bir politikacı olarak çalışma yaptı. Hala, Sinn Fein içindeki en etkili isim olarak bilinen McGuinness, sürekli bir “terörist lider” olarak anılıyordu. Ta ki geçtiğimiz yıl Kraliçe tarafından Londra yakınlarındaki Windsor Kalesi’indeki törene davet edilene kadar. Bir kaç ay önce de Belfast’ı ziyaret eden Prens Charles, orada Sinn Fein Lideri Gery Adams’la görüştü ve ilk kez elini sıktı. İngiltere Kraliyet ailesi ile özgürlükçü ve bağımsız İrlanda yanlılarının yakınlaşması, aralarındaki husumetlerin de azaldığı anlamına geliyor.
Londra’da 250 bin kişinin katıldığı ve kemer sıkma politikalarını protesto ettiği yürüyüşe katılan “IRA’nın beyni” olarak tarif edilen Martin McGuinness, ilk kez Londra’da bir büyük gösteride konuşma yaptı ve kemer sıkma politikalarına karşı savaşma çağrısı yaptı.
Yürüyüş sonrası talebimizi kabul eden Kuzey İrlanda Hükümeti Bakan Yardımcısı Martin McGuinness, gazetemize çarpıcı açıklamalar yaptı.

Son yıllarda Kuzey İrlanda’nın ve özellikle de Sinn Fein’in Kraliyet ailesi ile ilişkileri daha da yakınlaşıyor. Sizce bu Kuzey İrlanda halkı için daha mı iyi?
Barış süreci  görüşmelerinde en önemli aşamanın uzlaşma aşaması olduğunu daha önce defalarca belirtmiştim. Uzun zamandan beri var olan çatışmalı sürecin ardından barış aşamasına geldik. Yapmamız gereken ileri, doğru, olumlu örneklerle adım atmak.  Bütün güvensizlikleri aşarak daha iyi bir gelecek için çalışmalıyız.

Yıllar boyunca iki taraf için de kötü çatışmalar yaşandı. Sürekli olarak İrlanda’nın bağımsızlığını savunan Sinn Fein bu talebinden vaz mı geçti?
Hayır, Sinn Fein, cumhuriyetçi bir parti. Sosyal adalete inanan, ama aynı zamanda  politik ajandası da olan bir parti. Britanya hükümetinin ülkemizi yönetmesine son vererek, bağımsız bir İrlanda istiyoruz ve mücadelemizi devam ettiren de bu. Bunun için mücadelemiz sürecek. Kuzey’de iktidardayız ve 10 ay içerisinde gerçekleşecek bir sonraki seçimlerle Güney İrlanda’da da iktidar olabiliriz. Bu da halkımız arasında birliği sağlamak ve özgürlüğümüzü kazanmak için umudumuzu güçlendiren bir etken olacak.

Dünyanın bir çok yerinde anlaşmazlıkların sona erdirilmesi deyince, Kuzey İrlanda akla geliyor. Bildiğiniz gibi Türkiye’de de bir Kürt sorunu var sizin bu konudaki öneriniz ne olur?
İrlanda’da, İrlanda barış sürecinin inşa edilmesi ile çok uğraştım. Anlaşmazlığın merkezinde yatan sorunları çözmek için tarafların bir araya gelmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. Bizim durumumuzda, anlaşmazlığın kalbinde yatan sorunlar özgürlüğün inkarı, eşitliğin inkarı, ayrımcılık ve baskın olma haliydi. Bence barış sürecinin başarıya ulaşması için insanların zor sorunlarla yüzleşmeye hazır olması gerekir. Tabi ki; dünyanın farklı yerlerindeki anlaşmazlıkların farklı boyutları var. Ama anlaşmazlıkların çözümünde hayati önemde olan, tarafların diyaloğu, müzakereyi, tartışmayı ve bir araya gelmeyi istemeleri.

‘DİYALOG KESİLİRSE ÇATIŞMA BAŞLAR’
Sizin de bilginiz dahilinde Türkiye’den bir delege Kuzey İrlanda’ya sizin tecrübelerinizi paylaşmak ve benzeri yöntemleri Türkiye’ye uyarlamak için geldi. PKK son bir kaç yıldır ateşkes ilan etmesine karşın hala yer yer çatışmalar devam ediyor. PKK’nin Barış istemi karşısında Türkiye hükümetine ne önerirsiniz?

Çatışmalarda, ateşkes gibi önemli iyi niyet tutumlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. İster Kürtler ve Türkler arasındaki anlaşmazlık, ister Bask ülkesinde isterse de İrlanda’da olsun, taraflar çözüm için masaya oturmak istiyorsa, burada sorumluluk mevcut hükümetlere düşer. Eğer taraflar konuşmuyorsa ve diyalog yoksa, belirli bir aşamadan sonra çatışmaların yeniden başlama tehlikesi her zaman vardır. Bunun olmasını, ne ben, ne de kimse ister. İrlanda barış süreci, dünya çapındaki hükümetlerin sorumlulukları konusunda bir ders olmak zorunda diye düşünüyorum. Tony Blair’in, İrak Afganistan ve George Bush ile olan macerasından bağımsız olarak Blair, güçlü bir Britanya Hükümeti’nin başında iken, Kuzey İrlanda sorununun asıl muhatabının kendi hükümeti olduğunu kabul eden ilk başbakan oldu. İhtiyacımız olan, akıllı, geleceği düşünen, daha iyi bir gelecek vizyonu olan ve çatışmanın bir daha olmaması için kendi sorumluluğunun farkında olan bir hükümet.

Bush ve Blair’in Ortadoğu’da başlattıkları savaşın ardından ortaya çıkan IŞİD’e karşı, Suriye’nin kuzeyinde Kürt güçleri büyük bir mücadele verdi ve başarılı da oldu. Buradan siz gelişmeleri nasıl gözlemliyorsunuz?
Ben hem Irak hem de Afganistan savaşına karşı çıktım. Ve IŞİD’in bu savaşlardan dolayı güç kazandığını ve bunun bir felaket olduğunu düşünüyorum. IŞİD’e karşı savaşan Kürt savaşçılarına özellikle de kadın savaşçılara gıpta ediyorum. Özellikle IŞİD gibi alçak bir örgüte karşı cephenin en önünde yer alan cesur kadın savaşçılara.

www.evrensel.net