3 direnişin gösterdikleri

3 direnişin gösterdikleri

İbrahim KIZILYAR
DİSK/Gıda-İş Marmara Bölge Temsilcisi

Divan Turizm AŞ işçileri yaklaşık 5 ay önce DİSK Gıda-İş’te örgütlenmek için fikir birliğine vardılar ve yüzde 70 gibi bir güç biriktirerek sendikalaşmayı başlattılar. Gıda-İş’in yüzde 1 işkolu barajının altında olduğunu bildikleri gibi maddi imkanlarımızın da bulunmadığı açıklığıyla bilinmekteydi. Tek seçenek; zorluklara göğüs gererek fiili bir duruşla işçinin üretimden gelen gücünü kullanması olarak belirlendi. "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz" şiarı kısa süren bir örgütlenme yolu üzerinde sınıf çatışmasına dönüştü. Üyelerimiz atılan arkadaşlarına sahip çıktılar ve üretimden gelen güçlerini kullandılar. Fabrikada üretim durdu. Sendikamız merkeziyle görüşmeler başladı. Aslında işçinin iradesi barajların yetki prosedürlerini çöpe attı. Fakat Koç’lar sınıfsal savaşın küçük de olsa bir mevzisini kaptırmamayı hesap ederek saldırıya geçtiler. Üretimden gelen gücünü kullanan işçileri işten atarak hamlelerini yenilediler.

Divan işçilerinin fabrika önündeki mücadelesinin dördüncü ayında SeraPool işçilerinin DİSK’e bağlı Cam Keramik-İş Sendikası’nde örgütlenme faaliyeti daha büyük bir patlamaya dönüştü. Üretim yapan işçilerin yüzde yüze yakını üretimi durdurarak atılan bir işçiyi sahiplendiler ve sendikalaşmanın altyapısını oluşturdular.

Bursa merkezli metal işçilerinin hareketini artıran, ateşini yükselten birçok nedenin Divan içinde de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Birçok fabrikada sendikalaşmak için yeni bir yol, fiilen mücadele ederek kazanmanın dışında başka seçenek kalmamıştır. 

Bursa merkezli metal işçilerinin yarattığı eylem tarzının SeraPool işçisinin elinde bir meşale olarak yanmasının cesareti de vardı elbette. İşçiler kendileri seçimleri; baraj, yetki belgesi gibi engelleri yıkma gayretine dönüşmekteydi. Metal iş kolunda yetkilendirilmiş TİS yapılıp yasalaştırılmış Türk Metal gibi sendikalar başını ezmeye çalışan işçi yığınlarının öfkesini biriktiren sebepler arasında. Divan ve SeraPool işçilerinin sendikalaşmak için patlaması, fabrikada üretimi durdurması kavrayışı besleyen gerçeklerdi. Yıllardır işçileri tahakkümü altına almış Türk Metal gibi bir sendikayı söküp fabrika dışına atan metal işçilerinin takındığı sınıfsal tutumun, bundan sonra sendikalı sendikasız işçinin tutumuna ışık tutacağını söylemek abartı olmaz. 

"İşyerinde yüzde 51’i üye yap, Çalışma Bakanlığından tespit evraklarını al, yetkili sendika olursun" prosedürünün fiilen geçerliliğini yitirdiğini Çan Ortak Girişimi’nin Tuzla’daki işyerinde yaşananlar bir defa daha gösterdi. Baraj sorunu olmayan Petrol-İş’te örgütlenen, yasal sendikalaşma işlemlerinin  tümünü harfiyen yerine getiren işçiler, işten atmaların ardından Divan ve SeraPool işçileri gibi çadırda direnişe devam ediyor. 

Kendi sınıfsal talepleri için kendi sendikalarında örgütlenmek isteyen Divan, SeraPool ve Çan Ortak Girişimi işçilerinin İstanbul’un değişik havzalarındaki direnişi, bu dönemin özelliklerini gösteren direnişlerdir. İşçiler üretim sahasında örgütlenerek mücadeleyi beraber yürütebileceği sendikayı buluyor veya örgütlenmeye çalışıyor. Baraj yetki ve benzeri hukuki prosedürler önemsenmiyor artık. Patronlar ve onlarla işbirliği halinde olan on binlerce, yüz binlerce üyesiyle böbürlenen sendika merkezlerini, TİS’leri, yetki belgelerini yırtıp atıyor, geçersiz kılıyor. Metal işçilerinin, Divan, SeraPool ve Çan Ortak Girişiminde atılan işçi arkadaşların eylem biçimleri, mevcut  sendikalarından hesap sorma mücadeleleri, işlerin eskisi gibi gitmeyeceğini gösteren öneme sahiptir. Üretimden gelen gücüyle örgütlenen işçiler kendi sınıf sendikalarının temellerini atmak istiyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Temmuz 2015 12:51
www.evrensel.net