AB’nin Yunanistan’a  şantajı devam ediyor

AB’nin Yunanistan’a şantajı devam ediyor

“Yunanistan’a yönelik muamele öğreticidir. Avro Grubu’nun ve Avrupa kurumlarının en temel demokratik değerlerle pek de bağı olmadığını ortaya koymaktadır. Troyka’nın teknokratları demokrasiden vampirin ışıktan korktuğu kadar korkuyorlar.”

Avrupa basını ve finans sektörü, Yunanistan’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. 

Avrupa Birliği (AB), referandumda hayır sonucu çıktığı takdirde bunun avrodan ve sonunda da AB’den çıkmak anlamına geldiğini söylüyor ve halka referandum öncesi şantaj uyguluyor. Bunun doğru olmadığının en açık örneği İngiltere. AB’nin bir üyesi olan İngiltere avro para birimini kullanmıyor ve böyle bir durum Yunanistan için de geçerli olabilir. 

Asıl sorun “sol” hükümete haddini bildirmek ve AB’nin kurallarını ve işleyişini zorlaştırdığı için yenilgiye uğratmak. Öte yandan AB de referandumda çıkacak sonuçtan da bir hayli endişeli. 

SYRIZA’YA YÖNELİK NEFRET SÖYLEMİ

Fransa basınında referandum öncesi Yunanistan’a yönelik nefret söylemleri yaygınlaşmış durumda ve SYRIZA hükümetinin AB’ye karşı duruşu Fransa basınında olumlu karşılanmıyor.
İngiltere basını gelişmelere, Fransa ve Almanya’dan biraz daha farklı yaklaşıyor. Avro Bölgesi’nde bulunmadığı ve borç veren ülke konumunda olmadığı için hükümet sözcülerinde Yunanistan’a yönelik “sözde bir empati” var ve çıkacak her hangi bir sonucun Yunanistan için zor olacağını vurguluyor. Sağcı ve hükümet yanlısı Daily Telegraph gibi gazetelerin bile Yunanistan’a “anlayışla yaklaşması” İngiltere’de 2017’de beklenen “AB içinde kalmak veya çıkmak” konusunda gerçekleşecek referandum öncesi bir hazırlık olarak algılamak mümkün. 


KEMER SIKMA YERİNE DEMOKRASİ

Sahra WAGENKNECHT*
Junge Welt

5 Temmuz’da Yunanistan’da halk alacaklıların kendilerine kısıtlama dayatmasını kabul edip etmemeyi oylayacak.  Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, halktan ‘hayır’ demesini istedi ve eğer çoğunluk farklı görüş belirtirse istifa edeceğini açıkladı. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise halktan  ‘evet’ oyu vermesini isteyip ‘hayır’ demenin Avrupa’ya da hayır denmesi anlamına geleceğini iddia ediyor. 
Juncker’in bu söyledikleri hem skandal hem de tam anlamıyla sembolik. Avrupa fikrinin -bir zamanlar- herkes için demokrasi, barış ve refah gibi değerler üzerinde yükseldiği düşünüldüğünde şimdiki acımasız tasarruf politikası dayatması ahlaki bir iflas ilanından başka bir şey değil. Troyka ve alacaklıların, başarısızlığı açığa çıkmış kemer sıkma politikasını sorgulayıp demokratik kontrol talebini öne süren bir Avrupa ülkesinin hükümetine yönelik bu davranış utanç verici. 

Daha Aleksis Çipras başbakan olmadan Avro Bölgesinden atılma tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Güvencesizliğin kışkırtılmasıyla ülkeden sermaye kaçırılması teşvik edildi, ekonomi yokuşa sürüldü ve böylece sol hükümetin pazarlık gücü zayıflatılmak istendi. Halbuki Avro Bölgesi’nde kalınıp kalınmayacağı konusunda karar sahibi sadece ve sadece Yunanistan’dır.  Avrupa Merkez Bankası, Avrupa sözleşmelerini çiğneyerek Yunanistan’ı Avro Bölgesi’nden atarsa Yunan hükümetinin, yapacağını açıkladığı gibi buna hukuki yollarla itiraz edilmesi en doğru olandır. 

Lanetli şantaj politikasının zirvesini yaşamaktayız. Jean-Claude Juncker ve Martin Schulz gibi bürokratlar eğer  para birimi olarak avrodan vazgeçer veya borçlarını ödemezse Yunanistan’ı sadece Avro Bölgesi’nden değil AB’den bile atacakları tehdidini savuruyorlar. Halbuki Avro Bölgesi ile AB üyeliği arasında herhangi bir bağ yoktur.  Bilindiği gibi birçok ülke avroyu para birimi olarak kabul etmemesine rağmen AB üyesidir. 

Yunanistan’a yönelik muamele öğreticidir. Avro Grubu’nun ve Avrupa kurumlarının en temel demokratik değerlerle pek de bağı olmadığını ortaya koymaktadır. Troyka’nın teknokratları demokrasiden vampirin ışıktan korktuğu kadar korkuyorlar. Aleksis Çipras Yunan halkının alacaklıların kısıtlama dayatması konusunda karar vermesini sağlayacak referandum  kararıyla demokrasi ve sosyal devleti savunduğunu göstermiştir.  Umalım ki Yunanlar Troyka’nın Merkelci  teknokratlarının dayatmalarına ve yeni sosyal talan şantajına açıkça hayır derler. 

* Sol Parti Federal Meclis Milletvekili
(Çeviren: Semra Çelik)


FARKLI BİR AVRUPA İÇİN ‘OXI’

Paule MASSON
Humanite

Yunanistan, IMF’nin borcunu ödeyemeyecek. Olanağı yok. Teknokratların 8 yıllık katı kemer sıkma planları işte bu sonuca yol açtı. Avrupa Yunanistan’a yardım etme konusunda başarısız oldu ama gözü dönmüş şefleri ağır silahları çekerek suçu Helen halkının sırtına yıkıyor. Tembel öğrencilerin en ustaları Angela Merkel, tıpkı bir ders verir gibi iğrenç bir şantaj yapıyor: “Eğer avro başarısız olursa, Avrupa başarısız olur”. 

Avrupa inşasının ikiyüzlülüğünü sergilemek açısından her şey bu belirtilen çelişkide yatıyor. Pazar günü gerçekleşecek referandumda Yunanlılar ya boyun eğmeye ya da dağılmaya davet ediliyorlar. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Clade Juncker papağanlar orkestrasına katılarak art niyetini o da gösterdi: referandum da “hayır” kullanmak Avrupa’ya hayır demekmiş. Bak sen şuna, daha önce duymuştuk bu zil sesini! 2005’de Fransa’da AB Anayasaya referandumu esnasında ‘Hayır’ın kazanmasının felaketlere yol açacağı belirtiliyordu. Onların dünyasına eleştiri diye bir şey yok, kimse onlara “çıt” dememeli. Oysaki eğer Yunanistan’da “oxi”(hayır) kazanırsa, bu küçük ülke KDV’nin yükseltilmesini, küçük emekliliklere yapılan yardımların iptal edilmesine, orta gelirli maaşlar üzerine yapılan baskılara hayır demiş olacak. Başbakan Aleksis Çipras, başka bir sözleşme için böylelikle daha güçlü oluruz derken aslında bundan başka bir şey demiyor. Yunanlar avro para biriminden çıkmak istemiyor. Hükümeti de bunu söylemiyor. Ama bu referandumla farklı bir Avrupa inşasının sorusunu gündeme getiriyorlar. [....]

(Çeviren: Deniz Uztopal)


ARIADNE İPLİĞİ İÇİN ‘HAYIR’

Patrick APPEL-MULLET
Humanite 

Avrupa hiyerarşileri ve tefecileri Yunanistan’ın içine ittikleri labirentten çıkmamasına karar vermişlerdi. Kemer sıkma planları birbirini izliyor ve benziyordu. Her viraj ülkenin sonsuz bir borç altında ezilmesine, atılan her adım ise finansın olağanüstü gücünü daha da güçlendiriyordu. Yeni çağın bu minotoru karşısında gelen Papandreu’lar, Samaras’lar diz çökmüşlerdi. Taa ki Aleksis Çipras ve SYRIZA’ya kadar. Onlar Ariadne ipliğini, halkın iradesinin, demokrasinin ve siyasetin öncülüğünün ipliğini bırakmadılar. Haftalardır Yunanların çoğunluğu buyruklara, hakaretlere ve tehditlere direniyor. 

Pazar gününün referandumu zayıfın güçlü olana karşı, kitlenin tefecilerin kibirliğine karşı silahıdır. Çıkacak bir “hayır” Juncker’leri, Lagarde’ları ve diğer Merkel’leri, IMF’ye borç ödeme zamanı yaklaştıkça baskıyı artırıp diktaya çevirmelerine rağmen, tekrar masaya oturmayı zorunlu kılacaktır. Bu sonuç, Çipras’ın emekçi halklar için çalışmasına devam etmesini ve IMF’nin illa da korumaya çalıştığı zengin ve spekülatörlere daha fazla ödetmesini sağlayacaktır. Ve halk onurunun ilanı, siyasetin finans üzerindeki zaferi, sonsuza kadar boyun eğmeye karşı umudun zaferi olarak algılanacaktır. Sorun sadece Ege denizi kıyılarıyla sınırlı değildir, Avrupa sorunudur. Avrupalı oligarkların halklarını sürüklemek istedikleri yıkım zincirinin ilk halkasının parçalanması olacaktır. Bugünkü sayısında Çipras’ı kovmak isteyen Le Monde gazetesinden, Yunanistan’ı Avrupa’dan atan Nicolas Sarkozy’ye kadar basın dünyasında kin ve nefret söylemleri satırlara egemen oldu. Tek farklı ses Humanite’den geliyor. [...]

(Çeviren: Deniz Uztopal)


YUNANİSTAN’IN UTANÇ VERİCİ DURUMU BİZİ ENDİŞELENDİRMELİ

The Daily Telegraph 
Başyazı

 
Para birimi ve ekonomi politikaları hakkındaki karar verme yetkisini bile uluslar üstü bir kuruma teslim ettiği şu günlerde, demokrasinin binlerce yıl önce Yunanistan’da doğmuş olmasının hiç bir önemi kalmadı.
Bu geç aşamada bile Yunanistan’ın avro bölgesinde kalması olağan, fakat geçtiğimiz hafta sonu olanlardan sonra bu tabii ki daha da sorunlu. Herhangi bir tahmin yürütmek de mümkün değil çünkü bundan önce yürütülen tahminler bir çok kez yanılmıştı. Fakat şunu kesinlikle biliyoruz. Avrupa maddi yardım programı bitmek üzere ve Yunanistan IMF’ye borcunu ödeyebilecek durumda değil.

Yunanistan’daki panik hissediliyor: Gecen cumartesi günü bankmatiklerden 500 avro çekildi ve Avrupa Merkez Bankası Yunanistan’da bankalara verilen acil fona limit koyunca, Çipraş Hükümeti sermaye kontrolleri getirmek zorunda kaldı. Bankalar bu durum sonucu kapatılmak zorunda.

Yeni dönemdeki para yardım karşılığı sunulan şartları kabul etmek konusunda, Yunan Parlamentosu geçen cumartesi günü ulusal referandum ilan etti. Fakat Avrupa Birliği ve IMF bunun boşa yapıldığını söylüyor, çünkü teklif edilen şartlar artık geçerli değil. Tanıdık bir Avrupa tehdidi bu, Yunanlara ya şartları kabul edin ya da olacak kargaşaya hazır olun mesajı veriyor.

AB kurulduğundaki büyük hayal bu muydu? Son dört, beş senedir Yunanistan’ın başına gelenlere bakılırsa ve onları belaya sürükleyen taşa, yani AB’ye kelepçeli kalmak istemeleri en büyük sürpriz.
Bunlar İngiltere açısından pek de önemli görünmeyebilir çünkü nasılsa biz avro para birimine üye değiliz. Fakat eğer Yunanistan borcunu ödeyemezse bunun sonuçları bizim ülkemizde de hissedilecektir, özellikle de Londra’da finans sektöründe. Fakat, daha geniş bir mesaj var.

Bir kurum olarak, Avrupa Birliği üye olan ülkelere güvenlik, istikrar ve refah vadediyor. Karşılığında bu ülkelerin özerkliğinin bir kısmını paylaşıyor. Fakat Yunanistan için tam tersini getirdi. Herkes biliyor ki baştan katılmamalıydı Avro Bölgesi’ne, ve katıldıktan sonra da bu hatayı daha da vahimleştirerek sürekli borç almamalıydı.

Güçlü bir tarihe sahip gururlu bir ülkenin bu şekilde utandırılması diğer AB üyesi ülkelere ders olmalı, çünkü kendi kararlarını verecek bir güçleri yok ve halk tarafından seçilmemiş bürokratlara ve finansçılara muhtaçlar.

Binlerce yıl önce Yunanistan’da doğan demokrasi, para birimini ve ekonomik düzenleme gücünü uluslar üstü bir kuruma devrederek demokrasi kavramını işlevsiz hale getirdi. avrodan çıkarak bu bedeli ödemeli mi sorusu artık sadece Yunanistan’ın cevaplayacağı bir soru değil.

(Çeviren: Çınar Altun)

www.evrensel.net