Çan Ortak ve SeraPool’da işçi sağlığından eser yok

Çan Ortak ve SeraPool’da işçi sağlığından eser yok

Duygu AYBER
İstanbul

İstanbul’da farklı platformlardan kadınlar ile İSİG Kadın Meclisi, Tuzla’da sendikalı oldukları için işten atılan Çan Ortak işçileri ve Kavakpınar’da sendikal hakları için üretimi durduran SeraPool işçisi kadınları ziyaret etti.

İlk olarak Çan Ortak’ta Petrol-İş Sendikasına üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan işçileri ziyaret eden kadınlar adına konuşan Özlem Bilgili, “Kötü çalışma koşullarınız, ücretlerinizin yetersizliği, sendikal haklarınız hakkında yaşadığınız ihlalleri biliyoruz. Haklarınız için direnişte olmanız ve bugün sizin yanınızda olduğumuz için biz de kendimizi şanslı hissediyoruz.” dedi.

Direnişteki Çan Ortak İşçisi Fikriye Akgül fabrikadaki çalışma koşullarını ve kadın işçilerin yaşadığı zorlukları anlattı. Savaş sırasında kullanılabilecek biyolojik kimyasal silahlara karşı koruyucu özelliği olan kıyafetler dikilen bölümde çalışan Akgül, “Karbonlu kumaşları dikiyoruz. Zaman zaman karbon tozundan göz gözü görmüyor. Havalandırma sistemi yok. Boğazımızda hiç bitmeyen bir yanma hissi var. Sık sık baş dönmesi, baş ağrısı, eklem ağrıları yaşıyoruz. İstinasız her gün 4-5 işçi işyeri yakınındaki sağlık ocağına bu şikayetle gidiyor” dedi.

Kadınlar, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve işten atılanların sendikalı olarak iş başı yapması talepleriyle direnen SeraPool işçisi kadınları da ziyaret etti. Çan Ortak da olduğu gibi SeraPool’da da işçi sağlığı ve iş güvenliğinden söz etmek mümkün değil. Çalışırken gözüne hava hortumu çarpan da var sinir sıkışması yaşayan da... 23 yıldır SeraPool’da çalışan Şenay Alkaya, patronun direnişi kırma çabalarına karşı sonuna kadar direneceklerini söylüyor ve polis ablukasına tepki gösteriyor. Cam elyafla (aspes) kaplı kamara fırın bölümünde çalışan Çalkaya, işçiler için herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığını vurguladı. “Kansere neden olabilecek cam elyafla adeta dans ediyordum çalışırken. Eldiven kullanıyoruz ama işe yaramıyor. Sıcaklığı geçiriyor. Maske var, ama toz maskesi, korumuyor. 50 derece sıcaklıkta maskeyi de takınca yüzümüz yara oluyor. Havalandırma yok. Maliyeti yüksek diye yapmıyorlar” diye konuştu. Çalkaya, “Ağır kaldırmaktan hepimizde boyun ve bel fıtığı var. Hasta olmayanımız, iş kazası geçirmeyenimiz yok” dedi. Çalkaya ayrıca, 1995 yılında Şafak isminde genç bir işçinin çamurhane bölümünde elektrik çarpması sonucu yaşamını yitirdiğini ve olayın üstünün kapatıldığını iddia etti. 

Hatice Çalışkan ise “Fabrikadaki hakaretler beni iyice sinirli biri yaptı. Eve gittiğimde oğlum bana ‘Sen kötü anne oldun artık’ diyor. Eşim ‘Değişmeye başladın’ dedi. Karşılık verince ceza alıyoruz. Ağır işleri tek başımıza yaptırıyorlar” dedi.

www.evrensel.net