İzmir'in Çernobili davasında ceza yok

İzmir'in Çernobili davasında ceza yok

Metehan UD
İzmir

İzmir'in Çernobil'i olarak nitelendirilen Gaziemir nükleer atık davasında mahkeme çevrenin kirlenmesini görmezden geldi ve şirketin ara depolama lisansı olduğunu gerekçe göstererek sanıklar hakkında ceza vermedi. Kararı değerlendiren EGEÇEP Avukatı Arif Ali Cangı " Bu lisansın verilmiş olması çevrenin kirletilmesine engel olmaz, bunu suç olmaktan kaldırmaz. Biz bunu  Yargıtay'a taşıyacağız" dedi. 

Gaziemir'de bulunan eski bir kurşun fabrikasının bahçesine gömdüğü nükleer atıklar ile ilgili 2008 yılında başlayan dava sürecinde sona gelindi. İzmir Adliyesi 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya EGEÇEP ve ÇEHAV adına avukatlar Arif Ali Cangı, Halil Dönmez, Hande Atay ve Berrin Esin Kaya katılıdı. Sanıklar duruşmaya katılmazken, avukatları duruşmada yerini aldı ve çok sayıda çevre savunucusu da davayı izledi. 

Üç ayrı dosyanın birleştirildiği davanın bugünkü yapılan 10 duruşmasında "Toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterecek, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek şekilde çevreyi kasten kirletme" suçundan yargılanan fabrikanın sahip ve yöneticileri Hasan Yavaş, Ayşegül Yavaş Budau, Aynur Ekener, Öznur Kolcuoğlu, Yıldırım Mustafa Irvana ve Şennur Yavaş hakkında kararını açıkladı. 

'SUÇ HALEN İŞLENİYOR'

Duruşmada avukatlar mahkemenin vereceği kararın çevre mücadelesi açısından örnek teşkil edeceğini ifade ettiler. Avukat Arif Ali Cangı, işlenen suçun çevreye zararının sabit olduğunu ifade ederek "Dosyada bulunan belgelere göre atıklar 2003 yılında geri dönüşüm merkezine gönderilmeye başlanmıştır. 2007 yılında da ilk radyoaktif madde tespit edilmiştir. Bu atıkların daha öncesinde çevreye bırakıldığı anlamına geliyor. 2010 yılına kadar suç işlenmeye devam etmiştir. Halen kirliliğin yarattığı etki çevreyi etkilemektedir. Suç halen işlenmektedir. Atılı tüm suçlar oluşmuş ve tüm sanıklar cezalandırılmalıdır" dedi. 

'ÇOCUKLARIN DA GELECEĞİNİ ETKİLİYOR'

Avukat Hande Atay da uluslararası hukukta çevre suçlarının insanlığa karşı işlenmiş suç  olarak kabul edilmesinin tartışıldığını ve bu dosyada verilecek kararın emsal bir karar olacağını ifade etti.  Çocukların geleceğini de etkileyen bir çevre suçu olduğunu dile getiren Atay sanıklar için tüm gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirtti ve sanıkların cezalandırılmasını talep etti. 

Duruşma savcısı Zeynel Çiçek beraat talebini yineledi. 

SANIK AVUKATLARI 'FITRATINDA VAR' DEDİ

Savunma yapan sanık avukatları ise bu tür kazaların bu işin doğasında olduğunu dile getirerek müvekkillerinin beraatını istedi. Çevreye zarar vermenin kabahat suçlarına girdiğini ifade eden avukatlar müvekkillerinin zaten para cezası aldığını da belirtti. Suç ve suçun unsurlarının oluşmadığını dile getiren avukatlar çevreye verilen zararın kasıtlı olmadığını da iddia ettiler. Büyütülecek bir şeyin olmadığını ve hayati bir zararın gerçekleşmediğini de söyleyen avukatlar bunun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından da tespit edildiğini beyan ettiler. 

'DEPOLAMA LİSANSI VARSA ÇEVRE KİRLENMEMİŞTİR'

Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti şirkete 2005 yılında verilen ara depolama lisansının çevreyi kirletmesine engel olduğuna kanaat getirerek sanıklar hakkında ceza vermedi. Yine mahkeme heyeti 2005 yılından önce nükleer atık bırakma işlemiyle ilgili de çevreye zarar verme suçlarının Türk Ceza Kanunu'na 2005 yılında girmesini gerekçe göstererek suçta şahsilik ilkesiyle ceza vermedi. 

'LİSANSI VERENLER DE SUÇLU'

Mahkemenin kararını gazetemize değerlendiren Avukat Arif Ali Cangı mahkemenin ortada olan bir kirlenme suçunun faillerini cezalandırmadığını dile getirerek "Mahkemenin kararındaki gerekçe mahkeme sahasında 2005 yılında Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından atık depolama lisansı verilmesine dayanıyor. Atık depolama lisansının verilmiş olmasını bu atıkların buraya atılmasının suç olmaktan çıkardığı görüşünde mahkeme. Oysa bu lisansın verilmiş olması çevrenin kirletilmesine engel olmaz, bunu suç olmaktan kaldırmaz. Biz bunu  Yargıtay'a taşıyacağız. Ortadaki suç herkesçe malum ama suçun failleri cezalandırılmamış durumda. Diğer yandan depolama lisansının olması suçu ortadan kaldırıyorsa kirlenme devam ettiği için bu lisansı verenlerin sorumluluğu ortaya çıkıyor. Bundan dolayı kamu görevlileri hakkında dava açılması, soruşturma başlatılması gerekiyor. Ne yazık ki kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılması için de izin verilmedi" dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Temmuz 2015 16:35
www.evrensel.net