Renault’da gündem sendikal örgütlenme

Renault’da gündem sendikal örgütlenme

Muzaffer ÖZKURT
Bursa

MESS’in dayattığı sadaka zammını ikiye katlayan Renault işçileri, şimdi örgütlülüklerini ve birliklerini daha da güçlendirmenin yollarını arıyor. Patronun, en ufak zayıflık görmesi halinde işçi kıyımının kendi fabrikalarında da yaşanacağına dikkat çeken Renault işçileri, başka bir sendikaya geçmek ya da yeni bir sendika kurma kararı için diğer fabrikaların öncü işçileri ve sözcüleriyle irtibata geçilerek ortak karar alınmasını ve bu karar uygun adımlar atılmasını istiyor.
Alınan zammın ardından fabrika içinde dağınıklık yaşandığını anlatan bir Renault işçisi, “İyi kötü para meselesini hallettik. Türk Metal hiçbir şey alamazlar diyordu. Biz bunu da tersine çevirdik, alınabildiğini gösterdik. Bir de biz zaten yola para için çıkmamıştık ki. Türk Metal’i göndermek istiyorduk. Bunun için bir an önce sendikal örgütlenmenin halledilmesi gerekir” dedi.

HANGİ HAKLA GİDİYORSUN?
Sendikal örgütlenme konusunda işçiler arasında birliği bozan ve dağıtan yaklaşımlar olduğunu dile getiren işçi, şöyle devam etti: “Örneğin ortada bir karar yok. Adam gidiyor Birleşik Metal-İş ile görüşüyor. Ortada işçilerin ortak bir kararı yok. Hadi götürdün diyelim ne olacak. İşçiler bölünecek. Ya da MİB’in çağrısıyla bağımsız sendika toplantısına katılan işçiler var. Ya sen hangi hakla gidiyorsun bu toplantıya? Kimi temsil ediyorsun? Kaç kişiyi peşinden götüreceksin. Hiç kimseyi. Herkes bir yerden çekiştirirse bu işçiyi bölmekten başka bir sonuca yol açmaz. Ne yapacağımızı bölümlerde işçilerle tartışmamız ve çoğunluk ne derse ona göre hareket etmemiz gerekir. Yani ne yapacaksak yapalım örgütlü yapmalıyız. Aksi her durum patrona ve Türk Metal’e yarar.” Bir başka işçi, Birleşik Metal-İş’e giden arkadaşıyla arasında geçen konuşmayı şöyle aktardı: “Bana dedi ki ‘Biz gidip Birleşik Metal-İş’e üye olacağız.’ Oğlum dedim, ortalık karışır. Karışırsa karışsın dedi. Bu sorumsuzluktur. Sadece Renault işçilerine değil bence bütün metal işçilerine karşı sorumsuzluktur.”

BU ŞANS DEĞERLENDİRİLMELİ
Direk görüştükleri işçilerden, basında ve sosyal medyada yer alan haberlerden, pek çok fabrikada işçilerin de bundan sonra yapacaklarına karar vermek için kendilerini beklediklerini öğrendiklerini ifade eden işçi, “Bu bizim için büyük bir şans. Kırk yılın başı Türk Metal’i gönderme fırsatını bulduk. Üstelik bu yolda yalnız da değiliz. Biz bir karar verir ve yola çıkarsak diğer fabrikaların işçileriyle de birleşebiliriz. Sözcülerimiz bu durumu hemen aşağıda tartışmaya açmalı ve diğer fabrikaların gerçekten işçileri temsil eden sözcü ve temsilcileriyle irtibata geçerek ortak bir karar almalı. Süreç uzadıkça bizim aleyhimize işliyor. Uzun süre dayanışmada sendikasız olarak kalamayız. Fabrikada patron temsilcilerinin tehditleri başladı. Artık elimizi çabuk tutmalıyız” diye konuştu.

MEVCUT SENDİKALAR GÜVEN VERMİYOR
İşçiler bir yandan da mevcut sendikaları de değerlendiriyor. Türk Metal’in adını bile anmayan işçiler, Çelik-İş’i de Türk Metal’den farklı görmüyor. Bir işçi şunları anlattı: “TOFAŞ’ta işçi atıldı ne oldu? Hiçbir şey. Çelik-İş bir şey yapmadı. Sonra Ototrim’den işçi atıldı. Onlar da Birleşik Metal-İş’te örgütlüydü. Onlar ne yaptı? Şube binasında basın toplantısı. Yapılması gereken bizim yaptığımız gibi üretimi durdurmaktır. Şalteri indireceksin. Ya da şalteri indirecek bir örgütlenme yapacaksın.” Türk Metal’den istifa eden fabrikalarda örgütlenme çalışması yürüten sendikaların parça parça işçileri kopararak üye yapmaya çalıştığını dile getiren işçi, izlenen bu yolun işçilerin fabrikalarında kurdukları mevcut örgütlülükleri dağıttığını anlattı. İşçi, “Özellikle büyük fabrikalara bakın. TOFAŞ işçilerinin bir bölümü Çelik-İş’e geçti. Ford’da da Birleşik Metal-İş’e geçen işçiler oldu. Ama çoğunluğu da sağlayamadan bir noktada tıkandılar, devamı gelmedi. Böyle yaparlarsa da gelmez” diye konuştu.

SÖZCÜLER GÜVEN TAZELEMELİ
İşçiler sendikal örgütlülük açısından Türk Metal tarafında duran, Birleşik Metal-İş’e gitmek isteyen ya da MİB’in çağrısına uyan işçilerin, sözcülere saldırarak ya da sözcülerle ilgili kimi dedikodular yayarak itibarsızlaştırmaya çalıştığını anlattı. Bu tutumun işçiler arasında güvensizliğe yol açtığını söyleyen Renault işçisi, buna yol açan sözcüleri de eleştirdi. 8 temsilcinin patron temsilcileriyle görüşme yaptığını ancak bilgilendirme konusunda eksik kaldıklarını ve olan bitenden haberdar olmadıklarını belirten işçi, en küçük üretim birimi olan ÜET’lerde belirledikleri temsilcilerin de devre dışı kaldığını, direniş döneminde kurdukları komitelerin neredeyse işlemez hale geldiğini kaydetti. Direniş sonrası yeniden seçim yapılacağının açıklandığını hatırlatan bir başka işçi de şunları anlattı: “Patron izin vermemiş, ‘Yasal değil, Türk Metal bize dava açar’ demiş. Ama biz Türk Metal’in örgütlü olduğu kimi fabrikalarda temsilci seçimlerinin yapıldığını biliyoruz. Olmadı dışarıda yaparız. Yapılmayınca güven zedeleniyor. Seçim yapılsa eminim bu temsilciler yeniden seçilecek. Ama güven tazelenmiş ve dedikoduların önüne geçilmiş olunacak.” Temsilci seçimlerinin yenilenmesi ve komitelerin işletilmesi halinde daha fazla işçinin işin içine gireceğini, bunun da güvensizliği gidereceği gibi birliği de güçlendireceğini ifade etti.

İŞTEN ATMA AYAKLANDIRIR
İşçiler arasında en fazla konuşulan konulardan biri ise temmuz ve ağustos aylarında işten atmaların yaşanabileceği. Alınan zam ya da temsilciler konusunda tartışmalar olsa da tüm işçiler işten atmalara karşı birlik olmak konusunda hem fikir. Bir kişinin bile işten atılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Renault işçileri, “İster bayramda ister yıllık izinde yapsınlar. İzinden döneriz üç vardiya direnişe başlarız. Herkes bu konuda kararlı. Çünkü bir kişinin işten atılmasına izin verirsek peşinin geleceğini hepimiz biliyoruz” dedi.

ÇALIŞMA KOŞULLARI GİDEREK AĞIRLAŞIYOR
İşçiler direnişe çıktıklarında ücretler kadar çalışma koşullarından da yakınıyordu. Zira Bursa’da hangi işçiye sorulursa sorulsun en ağır koşulların Renault’da olduğu söyleniyor. Ancak Renault patronunun uzun vadede planları işçiler açısından hiç de iç açıcı değil.
2 ay önce yüzde 100 performans gözüken işçi verimliliğine ilişkin verilerin, fabrika yönetimi tarafından hesaplama sistemini değiştirerek yüzde 80’e çekildiğini anlatan bir Renault işçisi, “2007-2008’de bir üretim biriminde 45 kişi vardı şimdi 27-28 kişi var. O zaman 60 araba üretiyorduk şimdi 62.7 araba üretiyoruz. Üstelik teknolojide de bir yenilenme olmadı. Bu artışı bizi daha ağır çalıştırarak sağladılar. Şimdi bir de kağıt üzerinde performansımızı düşürdüler. 62.7 araba üretirken performansımız yüzde 85-87 gibi gözüküyor. Patronun hedefi yüzde 100. Yani üretim birimlerindeki işçi sayıları daha da azalacak, mevcut işçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaşacak. Şu anda tuvalet hakkı yok. Yemekten önce ve sonra 7-8 dakika ihtiyaç molası, yarım saat de yemek molası var. Başka bir şey yok. İleride olacakları düşünmek bile istemiyorum” diye konuştu.
Bir diğer sorunun da sürekli yaptırılan fazla mesailer olduğunu dile getiren işçi, şöyle devam etti: “Yeni işe giren bakıyor koşullara hemen ayrılıyor. İlla ki birileri eksik oluyor. Bu nedenle sürekli fazla mesai yapıyoruz. Ben az yapanlardanım, 7 ayda 500 saat fazla mesaiye kalmışım. İşçilerin hepsi bu koşullara tepkili.”

www.evrensel.net