29 Haziran 2015 07:22

Okullara bir minare dikmedikleri kaldı

İstanbul Şişli’deki okullar, bedelsiz bir şekilde dini vakıflara terk edildi. Duruma tepki gösteren Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, “Okullara bir minare dikmedikleri kaldı” dedi.

Paylaş

Tolga Alp TURGUT
İstanbul

İstanbul Şişli’deki okullar, bedelsiz bir şekilde dini vakıflara terk edildi. Duruma tepki gösteren Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, “Okullara bir minare dikmedikleri kaldı” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı,  Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği arasında imzalanan protokolle yürürlüğe giren ‘Okullar Hayat Olsun’ projesi ile spor, kültür, sosyal etkinlikler için okullar, velilerin ve mahallelilerin hizmetine açıldı! Proje bahane edilerek İstanbul Şişli bölgesindeki Kuvayı Milliye, Mahmut Şevket Paşa ve Halide Edip Adıvar başta olmak üzere pek çok okul İnsan ve Medeniyet Hareketi, Günışığı, Anadolu Gençlik Vakfı gibi dini grup, cemaat ve vakıflara ücretsiz tahsis edildi. Çocuklarını kurslara yazdırmak için okula giden veliler, afişlerinde spor, yüzme ve sanat kursların olmadığını, aylık 100-300 TL ücretle ‘Kur’an’dan sureler, namaz eğitimi ve Peygamberin hayatı’ derslerinin verildiğini öğrendi.

MEB’E SORUYORUZ

Antalya’da gerçekleştirilen 19. Milli Eğitim Şûrası’nın ‘Dini Eğitim Şûrası’na dönüştüğünü ve 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığının, Diyanet İşleri Başkanlığını geçtiğini söyleyen Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, “Okullar Hayat Olsun projesini değerlendirmek için 3 gündür müsteşarlıktan randevu istiyoruz olumlu ya da  olumsuz bir yanıt alamıyoruz. AKP Hükümeti okulların inanç kurumu olmadığını anlamak istemiyor. Laik eğitimi bitirmek istiyorlar” dedi. Konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığına dava açtıklarını kaydeden Karaca, “Dini inancımız kullanılıyor. Zaten müfredatlarda var olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri yaz kurslarıyla arttırıldı. Cemaat ve tarikatlar her mahallede kendilerine tahsis edilen okulları sübyan mektebine dönüştürdü. Okullara bir minare dikmedikleri kaldı” dedi. Milli Eğitim Bakanlığına seslenen Karaca şu soruları sordu: “Çocukların ihtiyacı sadece dini bilgiler öğrenmek midir? Eğlenmeye, kültüre, sanata ihtiyaçları yok mudur? Spor faaliyetlerini neden sadece belediyeler düzenliyor? Milli Eğitim Bakanlığının işi dindar toplum yetiştirmek midir yoksa çağdaş, laik, beden ve ruh sağlığı yüksek gençler yetiştirmek midir?”

‘HEM SUÇLULAR HEM GÜÇLÜLER’

Şişii’deki Kuvayı Milliye İlkokulunda din eğitimi veren Günışığı Vakfı, uygulamayı protesto eden Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube hakkında resmi internet sitesinde açıklama yaptı. Açıklamada Eğitim Sen mensubu öğretmenlerin okul velisi gibi lanse edildiği iddia edilirken, “Eğitim-Sen zihniyetinin bu ülkenin değerleri, örf, adet ve gelenekleriyle nasıl kavgalı olduğunu görmüştük. Başörtülü öğrencilere takındığı tavra, Kur’an kurslarını kapatan yasakçı zihniyetle yaptığı işbirliğine, darbecilerle lise ve üniversitelerde kol kola 28 Şubat sürecinde nasıl zorbalıklar yaptıklarına şahit olmuştuk. Görünen odur ki; geçen sürede Eğitim-Sen, müspet anlamda hiçbir ilerleme kaydedememiş, zorba ve yasakçı zihniyet savunuculuğuna hala devam etmektedir. Çocuklarımızın, velilerimizin akıllarına hakaret ederek velilerin kandırılmış olduğunu ileri sürmektedir” ifadelerine yer verildi.

‘ÇOCUKLAR LEĞENDE Mİ YÜZECEK?’

Eğitim Sen 3 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu iddialara yanıt verdi. Eğitim Sen’in yaz okullarına karşı duruşundaki temel nedenin spor faaliyetleri bahanesiyle devlet okullarında bilim dışı, gerici, ırkçı ve dinci bir eğitimin verilmesi olduğunu anlatan Tosu, “Aileler çocuklarını devlet okuluna gönderdiklerini sanıyor. Ancak orada devlet okulunda kendini gizleyen gerici bir örgütlenme faaliyeti var. Dolayısıyla veliler kandırılıyor” dedi. Kuvayı Milliye İlkokulu için yapılan protesto eyleminde Şişli Okuluma Dokunma İnisiyatifi üyesi ve okulun velisi birçok kişinin olduğunu söyleyen Tosu, “Günışığı Vakfı yüzme kursunu bu okulun neresinde verecek? Çocukları leğenlerde mi yüzdürecekler. Ne yüzme ne de sportif etkinlik yok din ağırlıklı dersler var. Peki eğitimi verenler kimler? Cemaatin ‘abiler, ablalar’ dediği militanları. İmam hatip mezunu dahi olmayan pedagojik formasyonu bulunmayan kişiler. Burada çocuklarımız istismara açık. Türkiye’de IŞİD’e militan yetiştirildiğini görüyoruz, duyuyoruz. Çocuklarımızın böyle ortamlara teslim edilmesini istemiyoruz” dedi. İşin rant boyutuna da dikkat çeken Tosu, “Okulları bedelsiz teslim alıyorlar. Ama kayıt yaptıranlardan 100-300 TL arasında ücret alıyorlar. Burada açıkça din tüccarlığı yapılıyor. Eğitim Sen’in toplumun örf, adet ve değerlerine karşı olduğunu söylüyorlar. Biz toplumun inançlarına saygıyılız. Dinin siyasallaştırılmasına ve ranta dönüşmesine karşıyız. Bu ülkede yoksul halk çocuklarına ‘gidin Kur’an kursuna, imam hatibe dininizi öğrenin’ diyenler kendi çocuklarını kolejlerde, yurt dışında okutuyor. Eğitim Sen olarak biz parasız, bilimsel, demokratik, laik ve ana dilde eğitim ilkelerimiz doğrultusunda mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. 

YÜZME KURSU KAMUFLESİ

Şişli’de Günışığı Derneği, Kuvayı Milliye İlkokulunu ‘yaz etkinlikleri’ adı altında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden tahsis etti. Okula asılan afişte yüzme ve tenis eğitimi verileceğini gören veli Mürşide Akdağ, görüştüğü yetkililerle arasında geçen konuşmayı aktardı: “İki kızım var ikisini de yüzmeye yazdırmak istiyorum. Büyük kızım tenis de oynamak istiyor. Spor kursumuz yok. Hocalarımız bahçede çocuklara top oynatıyor dediler. ‘Kur’an, sure, namaz ve Peygamberimizin hayatı’nı konu alan dersler verdiklerini, aylık 100 TL ücret istediklerini söylediler.” Durumu İlçe Milli Eğitime soran Akdağ, ‘Okul müfredatında bu konular var. Bir sorun yok” yanıtını aldı.

VELİLER NE YAPSIN?

Pazarlama işinde çalışan veli Deniz Kelleci, “Benim satış yapabilmek için koşuşturmam lazım. Çalışırken çocuklarımı yanımda çanta gibi taşıyamam. Çocuklarımı kimseye de bırakamıyorum. İTÜ’nün Maçka’daki yüzme etkinliğine yazdırmak istedim 1 kişi 350 TL, servisle birlikte 600 TL. Sadece büyük kızımı Kurtuluş’ta basketbola gönderebildim. Haftada 4 gün için aylık 70 TL ödeyeceğim. Yani anlayacağınız insanları Kur’an kursuna mecbur bırakıyorlar” dedi. Hemşirelikten çocuklarına daha iyi bakmak için istifa ettiğini anlatan veli Mürşide Akdağ, “Ben ilkokuldayken bahçemizde kum havuzumuz, oturmak için banklarımız, şiirler okuduğumuz tiyatro sahnemiz, salıncaklarımız, tahterevallilerimiz vardı. Şimdi MEB okullardan finans desteğini çekmiş. Beton bir bahçe düşünün ne ağaç var ne çiçek, simsiyah boyanmış demir parmaklıklar. Çocuklar hapis gibi dört duvar arasında. Kızım her gün eve gelip ‘Anne okulda sıkılıyorum’ diyor. Onlar bizim her şeyimiz. Mutlu olsunlar, eğlensinler, kendilerini de geliştirsinler istiyoruz” dedi.

OKULDA SAKALLI TİPLER!

19 Haziran Cuma günü bilgi almak için okula giden veli Deniz Kelleci, “İkinci sınıfa giden kızımı yüzme kursuna yazdımak istiyordum. Bütün çocukların okuldan çıkarıldığını gördüm. Takip ettim. Baktım çocuklar camiye götürüldü. Sonra gittim sordum. ‘CD dağıtılıyordu onu almak için götürdük’ diye cevapladılar” dedi. Okuldaki öğretmenlerin MEB onaylı olmadığını ve kursun herhangi bir eğitim planının bulunmadığını öğrenenen Kelleci, “Okulda sakallı tipler vardı. İmam hatip mezunu olduklarını, din eğitimi verdiklerini söylediler” dedi.

ÖNCEKİ HABER

AGD okullarda din eğitimi vermek için başvuru yaptı!

SONRAKİ HABER

Belediye İş İzmir Şubeleri #izmirküllerindendoğacak kampanyası için çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa