Troyka Yunanistan’ı  dize getirmeye çalışıyor

Troyka Yunanistan’ı dize getirmeye çalışıyor

30 Haziran’da Yunanistan’ın IMF’ye ödemesi gereken 1.5 milyar doları bulup vermesi lazım, ama bunu yapma olanağı yok. Tüm geçen hafta boyunca bir yandan Yunan hükümeti diğer yandan başta IMF’nin Başkanı Fransız Christine Lagarde bir plan üzerinde anlaşmaya çalışıyorlar.

Çipras hükümeti halkın öfkesini artırma ve kendi partisinde bölünmeleri güçlendirmeyi göze alarak Troyka’nın dayatmaları yönlü bir tasarruf planı önerdi. Planda 8 milyarlık bir tasarruf öngörülüyordu. Troyka bu planı reddetti. Az çok kalmış sosyal hakları yok etmede daha da ileri gidilerek en azından 11 milyarlık bir tasarruf talep etti. Bunu da Yunan hükümeti reddetti. Ama Troyka’nın bu dayatmasının amacının, Çipras hükümetini devirme eğilimi olduğu fikrini güçlendirdi ve Fransa’nın en önde gelen gazetelerinden Le Monde gazetesi bu hafta birkaç defa üst üste Çipras sonrası hükümet olanaklarını gündem eden yazılar yayımlamaya başladı. 

Almanya’da Ulrike Hermann, Troyka’nın dayatmalarının Yunan halkını daha fazla sefalet ve yoksulluğa sürüklemek istediğini yazdı. The Guardian gazetesi ise artık Yunanistan’ın Avro Bölgesi’nden çıkmasının ülkenin lehine olacağını iddia etti. 


ÇİPRAS HÜKÜMETİNİ NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?

Le Monde

Perşembe günü öğle saatlerinde, Yunanistan ve alacaklıları (IMF, Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası) hâlâ bir uzlaşma bulamamışlardı ve iki taraf da saat 13.00’te başlayan Avro Bölgesi maliye bakanlarının toplantısına tavırlarını ortaya koyan bir belge sunacaklardı. 

Alman Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’e göre “Yunanistan ve alacaklıları eskisine göre birbirinden daha fazla uzaklaşmıştı”. Yunanistan hükümetinin resmi çizgisi anlaşma eğiliminde ve iki tarafının önerileri arasındaki farkın bir anlaşmaya varılamayacağı kadar derin olmadığı yönünde. Hükümet “Son saniyeye kadar anlaşmak için çaba sarf edeceğiz” diyor. Yalnız Yunanlılar gelişmelerden gitgide daha fazla kaygılanıyorlar. Görüşmelere yakın bir Yunan yetkiliye göre hükümet mümkün olan bir uzlaşma planı önerdi ama diğer tarafın tavrını daha da sertleştirmesi Yunanlıları aşağılama isteklerini ortaya koyuyor. Ona göre, Çipras’ın imzalaması için alacaklılar artık kimi konularda ısrar etmekten (emekli maaşlarından kesintiler, KDV’nin yükseltilmesi) ya vazgeçmeli ya da borcu gözden geçirmeyi hedefleyen bir anlaşma önermeleri lazım. Şimdilik hâlâ müzakereler devam ediyor, yalnız önümüzdeki günlerde bir anlaşmanın sağlanamadığı durumda, Yunanistan’ın IMF’ye borcunu ödeyememesinin yanı sıra ülkede siyasi olarak karışık bir sürecin başlayacağı açık. Muhafazakar Muhalefetin Lideri ve Eski Başbakan Antonis Samaras şimdiden bir ulusal birlik hükümeti projesi önerdi. Bunda Aleksis Çipras yok, ama kendisi de yok. Ona göre gelecek hükümetin başında bir teknokrat olmalıdır. Bunun olabileceği koşullarda ortada bir olası başbakan ismi şimdiden dolaşmaya başladı: Yannis Stournaras, şimdiki Yunanistan bankasının genel yönetmeni ve Avrupa’da ise çok beğenilen birisi. 

SYRIZA partisi içinde ise şimdiden 2 Ağustos’ta olabilecek bir erken seçim gerçekleştirme eğilimi daha ağır basıyor. Ama Yunanlı Anayasa Uzmanı Nikos Alivizatos’a göre, “Başbakanın ve hükümetin değişmesi için bir erken seçime gitmek zorunlu değil”. Ona göre “Eğer Cumhurbaşkanının onayıyla tüm siyasi partiler bir isim üzerinde anlaşırsalar, bir gün içinde bir ulusal birlik hükümeti kurulabilir”. Örneğin, 10 Kasım 2011’de Yunanistan Bankasının Genel Yönetmeni Lucas Papademos, istifa eden Başbakan Georges Papandréou’nun yerini seçimsiz alabilmişti. 

Genel seçimlerden 1 yıl sonra yeni bir seçime gitmek ise başka bir mesele. Seçimlerin olması için her şeyden önce Aleksis Çipras istifa etmeli. 30 gün içinde seçimler gerçekleşene kadar başa geçecek hükümetin siyasi olarak Brüksel’le müzakereleri sürdürme hakkı olamaz […]. Yalnız Aleksis Çipras’ın öne sürdüğü çözüm erken seçim değil. Çevresindekilerin açıklamalarına göre son haftalarda halkın görüşünü almak için bir referandum tertiplemeyi önerecekmiş. Zira referandum demek tartışmaların yoğunlaşması demektir, böylelikle kendisine verilen yetkilerin çerçevesini de netleştirmek istiyor. Yunanlılar ise yeni bir siyasi istikrarsızlık dönemin yaşanmasından büyük kaygı duyuyorlar. 2009 krizinden bu yana, 5 yılda Yunanistan’da tam 5 başbakan değişti. 

(Çeviren: Deniz Uztopal)


YA KIRK KATIR YA KIRK SATIR

Ulrike HERMANN
TAZ

Avro Grubu Çipras’ın diz çökmesini sağlayacak şekilde iyi bir plan yapmış olsa da zaferden söz etmek yanlış. Bu hafta içinde yapılan Yunanistan zirvelerinin hepsi sonuçsuz kaldı. Ancak Avro Grubunun Yunanistan’a yönelik mesajı oldukça açık: Ya kırk katır, ya kırk satır! Çipras’ın hükümeti, grubun önerdiği her şeyi yerine getirmek zorunda. Sunulan paketin ambalajına bakarsanız pek korkunç görünmüyor ama “uzlaşmaya” sunulan içeriği tartışılmaz. Bu nedenle uzlaşmadan söz etmek yanlış. Uzlaşma değil dikte ettirme, dayatma demek en iyisi. 

Aylardan beri Yunanistan ve alacaklılar hep aynı soru üzerine tartışıyorlar: Ekonomisi üçte bir küçülmüş olan bir ülkenin tasarruf yapması mümkün mü? Ya da devlet sürekli kısıtlama ve tasarruf politikası izlerse kriz daha da derinleşmez mi? Beklenilen Yunanistan tasarruf yaparak, kısıtlamaya giderek bütçesini düzeltip borçlarını ödesin ve üstüne üstlük bir de bütçede artı olsun. 

İlk bakışta alacaklılar çok alicenap görünüyorlar, bu yılın bütçe artısının yüzde 1’le sınırlı kalmasını kabul ediyorlar. Gelecek yıllarda ise bütçedeki artı göze batacak şekilde artmak, neredeyse Almanya bütçesiyle eşitlenmek zorunda. Angela Merkel, sürekli olarak pragmatik davranıyormuş gibi pazarlasa da Troyka’nın idealleri herkesin anlayacağı gibi tam anlamıyla hayalperest.

Çipras, Yunanistan ekonomisini çökerteceği gerekçesiyle alacaklıların tasarruf planlarına isyan etmekte haklıydı. Ama sürdürdüğü politikanın başarısızlıkla sonuçlanacağı da gün gibi açıktı. Avro Grubu, Yunanistan’ı yavaş yavaş öldürmeyi kafasına koymuş durumda. Her ay bir yandan Grexit tehditi savrulurken diğer yandan Yunanistan’ın yeni tavizleriyle ‘kurtarma’ müjdesi verilecek. 

Yunanistan’ın AB’den çıkacağı/çıkarılacağı riski olduğu sürece kimse Yunanistan’a yatırım yapmayacak ve ekonomisi giderek daha da küçülecek. Yunanlılar için bu pazarlığı uzatmak akıl kârı değil. Çünkü her seferinde Troyka’nın talepleri artıyor. Avro Grubu oyununu, Çipras’ın diz çökmesini sağlayacak şekilde oynadı. Çipras da diz çökerek bütçede yüzde 1’lik artıyı sağlayacak tasarruf ve kısıtlama paketini kabul etti. 

Şimdi kazanan Avro Grubu mu oldu? Bu pazarlıkta kazanan ve kaybedenden söz etmek saçmalık.  Çipras tasarruf paketiyle bütçede yüzde 1’lik fazlayı sağlayabilir mi? Tabii ki hayır, giderek sürekli küçülen bir ekonominin kâr elde etmesi mucize olur. Troyka bunu bile bile uzlaşmaya yanaşır mı? Bu da ayrı bir soru. Avro Grubu, hiçbir kazancı olmamasına rağmen Yunanistan’ın AB’den çıkması riskine oynuyor. Unutulan, Grexit’in Avrupa Birliği’nde patlama yaratacağı, Yunanistan’ı yeni ülkelerin izleyebileceği.  İşte bu nedenle Avrupa’daki çılgınlıktan söz edebiliriz. 

(Çeviren: Semra Çelik)


YUNANİSTAN’A ŞANTAJ YAPILIYOR

Costas LAPAVITSAS
The Guardian

Birkaç gün önce Yunan hükümeti Troyka’yla olan çıkmazı çözmek için uzun listeli bir teklif sundu. […]. Bu teklifler 2015-16’da 8 milyar avro kaynak sağlıyor ve hemen uygulana bilinir. Genel bir şaşkınlık içerisinde olan kurumlar, öncülüğünü IMF yapıyor, aynı hedef için daha ağır uygulamalar yapılmasını bekliyordu. Bunların içerisinde çok yüksek KDV uygulaması, şirketlere daha az vergiler ve daha fazla emeklilik için tasarruf öneriliyordu. Eğer bu öneriler karşılık bulursa hükümet yüksek vergilerin bazılarını işçi ve yoksullardan uzak tuttuğunu iddia edemeyecek.       

Bu altyapılı bir anlaşma sağlanırsa bütün Yunanistan çok zor durumda kalacak. Borç konusunda hiç bir rahatlama veya ciddi bir yatırım programı olmadan ülke acımasız bir kemer sıkma uygulamalarına maruz kalacak. Bir kez daha Troyka kurumları 2010’da GSYH’nin daralması, işsizliğin artması, yoksulluğun yaygınlaşması ve de başarısızlıklarla sonuçlanan siyasetleri dayatmaya çalışıyor. Bu uygulamalar ülke için büyük bir facia olur ve SYRIZA hükümetin küçük düşmesi anlamına gelir.

Pembe gözlüklerle Avrupa Birliğine bakmayanlar için borç verenlerin tavırlarında sürpriz bir durum yok. Borç verenler kemer sıkma uygulamasını Yunanistan’da kaldırmamakta kararlıydı ve kemer sıkma uygulamalarının etkili olduğunu aptalca inanıyorlar. Buna ek olarak, Avrupa statükosuna meydan okuma girişiminde bulunduğu için Avrupa Birliği sol hükümete bir yenilgi yaşatmak istiyor. Yunanistan’ın hatası ne olursa olsun Avrupa, çok ağır ve küçümseyen bir yüz gösterdi.

Asıl soru şu: Çipras hükümeti bu olağanüstü dayatmaları kabul edecek mi? Şantaja boyun eğecek mi? Ocak 2015’de genel seçimlerinde, Avro Bölgesinde kalarak kemer sıkma politikalarını kaldırma ve Yunanistan’a radikal bir değişim getireceği sözü verdiği için Çipras hükümeti kazanmıştı. İşin aslı çok daha farklı görünüyor artık çünkü borç verenler Avro Bölgesini kullanarak sıcak parayı ve fonları azalttı. Aynı zamanda, kemer sıkma politikalarını devam ettirmek isteyen alacaklılar ve diğer iç mihraklar  -ki bunlar genel olarak zenginler ve finansal elitlerden oluşuyor- utanmadan Yunanistan’ın Avro Bölgesinden ayrılma konusunu paniğe çeviriyorlar. Paranın gücüne karşı, Çipras hükümetinin stratejisi gevşiyor.
Yunanistan ve Çipras hükümeti Avro Bölgesinin acımasız gerçekleri ile artık yüz yüze geldi. Ortak para biriminde kalabilmek için, alacaklılar şantajla Yunanistan’ın boyun eğmesini ve ülkeyi çökertecek önergeleri kabul etmesini dayatıyor. Son beş yılda olduğu gibi, eğer bu dayatmaları kabul ederse, Yunan toplumu ekonomide yavaş büyüme, yükselen işsizlik, yerleşen fakirlik ve gençlerin göçünün yaygınlaştığını görecek.

Yunanistan için başka bir alternatif daha var, o da Avro Bölgesinden ayrılmak. Avro bölgesinden ayrılırsa, ortak para biriminin kısıtlamalarından kurtulur. Böylece ekonomik ve toplumsal kalkınmayı sağlayacak siyasi kararları gerçekleştirebilir. İlk hesapta sıkıntılar yaratsa da, alışma sürecinden sonra taze bir umut veren bir yol çizilebilir.

Sonuç olarak kararı Yunan halkı verecek. Sıkça haberleri yapılan anketler Avro Bölgesine yoğun destek olduğunu söylese de, işçiler, fakirler ve harap olan alt-orta sınıflar kızgın ve çaresiz. Bu insanlar sosyal adaleti yerleştiren farklı bir kalkınma yolu çizdirebilir. Bu açıdan Çipras’ın stratejisini tekrardan gözden geçirmesi ve Yunan halkına güçlü bir şekilde yeniden önderlik etmesi önemlidir. Önümüzdeki günlerde Çipras’ın etkili olduğu Sol Platformdan bir girişim bekleniyor. Yunanistan’ın hızla bir kamu tartışması yapması lazım ve siyasi kararlarını tekrardan şekillendirmesi gerekiyor. Yunanistan bunları aşacak güce sahiptir ve aşacaktır da.

(Çeviren: Çağdaş Canpolat)

www.evrensel.net