60 yaşındaki Sinoplu YPG’li IŞİD saldırısında katledildi

60 yaşındaki Sinoplu YPG’li IŞİD saldırısında katledildi

Sinoplu, Arnavut YPG savaşçısı olan Karker Kobanê’nin IŞİD saldırısında katledildiği ortaya çıktı. 

ANF’nin haberine göre Sinoplu, Arnavut YPG savaşçısı olan Karker Kobanê’nin IŞİD saldırısında katledildiği ortaya çıktı. Bir süre önce gazeteci Rojin Akın’a konuşan, Karker Kobanê, “Gelip devrimi birlikte inşa edelim” çağrısında bulunmuştu.

11 Haziran’da ANF’de yayınlanan Rojin Akın’ın haberini aşağıda yayınlıyoruz

Kobanê kent merkezindeki 48. caddenin sonlarında, kanton binasının hemen karşısında; havan topları, araba enkazları, roket, bomba ve çeşitli mühimmatların istiflenmiş olduğu bir avlu var...

Kobanê kent merkezindeki 48. caddenin sonlarında, kanton binasının hemen karşısında; havan topları, araba enkazları, roket, bomba ve çeşitli mühimmatların istiflenmiş olduğu bir avlu var. Burası, savaştan önce spor sahası olarak kullanılıyormuş. Bugün ise savaş müzesi için etraftan toplanan mühimmat ve atıkların geçici bir süre için istiflendiği bir avlu. Avlu, havan toplarının ucuna yerleştirilmiş oyuncak bebekler ve yapma çiçeklerle ilk etapta rengarenk bir bahçe görünümünde ama renkler savaşın vahşetini gizleyemiyor. Derin bir acının sindiği bir bahçe burası...

Biz, acaba şu havan topunun etkisiyle kaç kişi yaşamını yitirdi, şu oyuncak bebek hangi çocuğundu, diye bakınırken, yanımıza yaklaşıyor Karker Heval. Merhabamıza "dem baş" diyerek karşılık veriyor. "Burada ne yapıyorsunuz" diyorum, o da "Ez tevle YPG'e bume" diyor ve gülerek anlatmaya başlıyor: Adım Karker Kobani, 60 yaşımdayım, Sinopluyum yani Diyojen’in memleketlisiyim."

"YPG'ye katıldım" diyor merak ettiğim şeyleri tahmin ederek. Ne yalan söyleyeyim şaşırıyorum; Kobanê direnişinde yer alan çok sayıda Türkiyeli tanımıştım ama 60 yaşlarında, Sinoplu bir Arnavut... 1. Dünya Savaşı öncesinde gerillacılık yapmış bir babaannenin torunu, Karker Heval. Aslen Priştineli, 2. mübadele döneminde Sinop'a sürgün edilmişler. Orada doğmuş, babasının maden ocağında işe başlamasıyla Zonguldak'a taşınmışlar. 

Karker Heval ilkokulu Zonguldak'ta okur. Baba, maden işçisi ve sendikalı olunca erken yaşta, grevler ve mitinglerle tanışır. 13 yaşlarındayken babasını maden kazasında kaybeder ve İstanbul'a halasının yanına taşınır. Hem okur hem de bir lokantada bulaşıkçılık yapar. İstanbul'da devrimci gençlerle tanışır. Zaten halasının oturduğu mahalle devrimcilerin yoğun olduğu bir mahalledir. Devrimci bir tanıdığın vasıtasıyla bu sefer bir kitapçıda işe başlar. 76 yılında Rizgari hareketinin kurucu üyeleriyle tanışır ve onlarla hareket eder. '77'nin kanlı 1 Mayıs'ında da Ala Rizgari kortejinde yerini alır. '78'de Rizgari davasından tutuklandığında İsmail Beşikçi'yle aynı koğuşta kalır. "Cezaevi, benim için büyük bir akademiydi" diyor, Karker Heval. Okumalar, tartışmalar, platformlarla bir akademiye çevrilmiştir cezaevi. '91'in sonlarında cezaevinden çıkar ve tekrar İstanbul'a gelir, nakliyat işleriyle uğraşır. Bir şubesi Antep’te olmak üzere uluslararası bir nakliyat şirketi kurar. Ancak devrimciliği de elden bırakmaz. Rizgari hareketi içerisinde yer alırken Apocular hakkında zaten bir fikri vardır. İşi dolayısıyla Antep'e, Siverek' e gidip gelirken Siverek ve Hilvan'da çalışmalar yürüten Batmanlı Cemil ile tesadüfen tanışır. Aslında Karker Heval'in hayatı Kürtlerle hep tesadüf eseri kesişir. Babasının maden işçisi olması, ezilen-ezen çelişkisi, ulusların kendi kaderini tayin hakkı gibi konular hep Karker Heval'i şekillendiren meseleler olur. Kürt, Kürdistan, bağımsız Kürdistan hep ilgisini çekmiştir. "Apocular'ın talepleri, eleştiri-özeleştiri gibi mekanizmalar diğer örgütlerde de vardı ama çözümlemede tıkanıklık yaşanıyordu, Apocular'da çözümleme de işliyordu" diyor, Karker Heval. "Özünde insan vardı bu hareketin" diyor. HEP-DEP sürecinde çalışmalarda aktif yer alır, hep sahada çalışır. "Boşluk varsa orayı doldur" diyerek, ekonomik açıdan gayet avantajlı bir durumdayken gazete ve dergi dağıtımcılığı yapar. "Gençlerin çoğu beni tanır” diyor, gittiği her yerde gençlikle çalışır, inisiyatif alır, geliştirir.

Ve 15 Eylül 2014... İnsanlık düşmanı DAİŞ çetelerinin Kobanê'ye saldırdığı gün... Öcalan'ın Kobanê için başta Kürt halkı ve tüm insanlığa yaptığı seferberlik çağrısıyla Suruç'a gelir. Alizer-Mahser ve Musa Anter köylerinde insan zinciri ve çetelerin Türkiye üzerinden Kobanê'ye geçişine karşı sınır nöbetlerini örgütlemede aktif yer alır. Halk kürsüleri kurar, eğitimler verir. "Kürt Halk Önderi'nin çağrısıyla geldiğimiz için biz, Önderliğin misafirleriydik ve onun bize sunduğu paradigmaya uygun hareket etmeliydik. O yüzden tek bir anı boş geçirmemeye çalıştık” diyor. Toprak evleri (kümbet) tamir edip müzeye, kütüphaneye (Arin Mirkan Şehitler Müzesi ve Kader Ortakaya Kütüphanesi) çevirirler. Tabii tüm bu işlerle uğraşırken Kobanê'ye geçmenin de yollarını arar. YPG'lilerin kulağına gelmiştir Karker Heval'in kim olduğu ve neler yaptığı. Bunun üzerine Kobanê'ye davet ederler onu. 3-4 gün gezer Kobanê'yi. Her tarafta patlamamış bomba, havan topu ve mayın vardır. Bu durum Karker Heval'i harekete geçirir. Yetkili bir arkadaşla görüşüp, etraftaki bomba, havan topu, mayın vb. savaştan geriye kalan enkazları bir yere toplayıp savaş müzesini oluşturmaya talip olur. Tek ihtiyacı Türkçe bilen bir arkadaş ve bir arabadır. Hemen organize edilir ve genç YPG’li Fedai'yi yanına alarak işe koyulur. Fedai'nin Türkçe ve Kürtçe biliyor olması Kobanêliler ile iletişim kurmasını da kolaylaştırmış. Kobanêliler artık onları tanıyor ve etrafta gördükleri mayın, bomba gibi mühimmatları onlara bildiriyor, onlar da gidip topluyor. Bugüne kadar 800'ü aşkın patlamamış bomba, 120'lik, 80'lik ve 60'lık havan topları, 4 tona yakın mayın, 200'ü aşkın el bombası toplamışlar Kobanê kent merkezinden. "Önder Apo'nun geliştirdiği paradigmayı okur ve anlarsanız her şeyin erbabı olabilirsiniz" cevabını veriyor, "Bu işin eğitimini aldınız mı" diye sorduğumda. Her cümlesinde Öcalan'a bir atıf var mutlaka.

Karker Heval, 'Tarih anda yaşanır' diyor Önderlik. Bulunduğumuz anda, Kobanê'de bir savaş yaşandı. Ben, şu anda bu savaşın şahidiyim, bir parçasıyım ve içindeyim. Önderlik paradigmasına karşı DAİŞ faşizmini örgütleyen güçlere karşı burada olmalıydım. Kendi irademi parti iradesiyle bütünleştirerek katılmam gerektiğine karar verdim. Burada iki felsefe savaştı. Önderlik felsefesi ve emperyalizm felsefesi. Emperyalizmin felsefesi Kobanê'de, Rojava'da mezara gömüldü. İnsanlıkla hiçbir ilişkileri yok bu çetelerin, YPJ/YPG savaşçıları, insanlıkla hiçbir ilişkisi olmayan bu faşist DAİŞ örgütü ve destekçilerini tarihin çöplüğüne gömüyor. Burada bir devrim yaşanıyor. 40 yıldır sokaklarda sosyalizm-devrim diye bağırdık. Şimdi sosyalizmi burada inşa edeceğiz. Gelin sosyalizmi birlikte inşa edelim. Nasıl bir sosyalizm, nasıl bir halk devrimi istiyordunuz, gelin birlikte yapalım. Kobanê şu an en muhteşem anını, inşa sürecini yaşıyor. Tanık olmak, tarihe not düşmek isteyen, devrimi ben de örgütleyeyim diyen herkese Kobanê'nin kapısı açıktır" diyerek yanımızdan ayrılıyor ve 35 derece sıcakta, savaş müzesi için topladığı atıkları istiflemeye devam ediyor.

www.evrensel.net