Fatsa’da bilirkişi, madeni ‘iyi bildi’

Fatsa’da bilirkişi, madeni ‘iyi bildi’

Özer AKDEMİR
İzmir

Ordu’nun Ünye-Fatsa ilçeleri arasında üretime geçmek için gün sayan altın madeni ile ilgili bilirkişi raporu belli oldu. Şirketin hazırladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporundaki neredeyse tüm bilgileri “Doğru, yeterli, kabul edilebilir” olarak değerlendiren ve referans gösteren bilirkişi raporu, adeta bir şirket güzellemesi gibi. Madene karşı mücadele yürüten yöre köylüleri, bilirkişi raporuna itiraza hazırlanıyor.  
Fatsa’ya bağlı Bahçeler Mahallesi yakınındaki Altıntepe’de işletilmek istenen altın madeni daha şimdiden yörede yarattığı doğa katliamı ile gündemde. Madenin hazırladığı ÇED Raporuna 2013 yılında “olur” verilmesinin ardından yöre halkı bu raporun yürütmesinin durdurulması için mahkemeye başvurdu. Mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti, raporunu sundu.

‘ŞİRKETİN DEDİĞİNİ DOĞRU KABUL ETMİŞLER’
Bütün bu risk ve endişeleri incelemesi gereken bilirkişi heyetinin hazırladığı 19 sayfalık raporda sadece şirketin ÇED Raporundaki bilgileri referans göstermesi şaşkınlıkla karşılandı. Madene karşı açılan davanın avukatı Alp Tekin Ocak, “Oysa, bilirkişilerin alanda incelemeler, analizler, gözlemler yapıp bu ÇED Raporundaki bilgilerle kıyaslaması gerekirdi. ÇED’deki tüm bilgileri doğru kabul etmişler. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.
ÇED Raporunun ve bunu doğru kabul eden bilirkişi raporunun resmi kurumların alanda yaptığı incelemeleri bile doğru düzgün değerlendirmediğini aktaran Ocak, “Raporda çevredeki neredeyse bütün köylerin içme suları ‘içilemez’ olarak değerlendirilmiş. Buna karşın İl Halk Sağlığı Müdürlüğün bir yıl önceki analizlerinde bütün sular 1. kalite görülüyor” dedi.

SİT ALANI RUHSAT DIŞINA ÇIKARILMIŞ AMA
Bilirkişi raporunda dikkat çeken birkaç nokta arasında Yukarı bahçeler köyünün içme suyunun, madencilik faaliyeti sonrası içilemez hale gelebileceğine ilişkin senaryo oldu. Bilirkişiler bu durumda köyün içme suyunun Bahçeler Köyünden karşılanacağını öngören şirket ÇED’ini yeterli buldu. Yine ruhsat alanı içerisinde Kayatepe Açık Ocağı olarak görülen yerdeki Kalkholitik, Tunçe ve Roma dönemlerine ait arkeolojik buluntular nedeniyle alanın ruhsat sahası dışına çıkarıldığı bilgisine yer verilirken, hemen yanı başında yapılan madenciliğin bu arkeolojik sit alanına etkileri konusunda da tek kelime edilmedi.

ŞİRKETTEN ‘TİTİZ’ OLMASI İSTENMİŞ!
Siyanürle yapılan altın işletmeciliğinin yöredeki canlı yaşamına, doğaya ve koruma altındaki doğal - kültürel varlıklara etkisini değil, şirketin ÇED raporunu değerlendiren bilirkişilerin vardıkları sonuç da ‘çok beğendikleri’ anlaşılan ÇED raporuyla aynı doğrultuda olmuş. Bilirkişiler ÇED Raporundaki inceleme, hesaplama ve değerlendirmeleri yeterli bulurken, “Çevreye olabilecek etkilerin kapsamlı bir şekilde incelendiği” değerlendirmesini yapmışlar. Bilirkişiler sonuç olarak, madenciliğin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin düzenli bir şekilde izlenmesi ve “titizlikle yürütülmesi” durumunda kabul edilebilir olduğu görüşünü mahkemeye iletti.

ORMANIN İÇİNDE EN VAHŞİ YÖNTEMLE...
196 hektarlık bir alanda yapılmak istenen altın işletmeciliği dünyanın en vahşi yöntemi olarak kabul edilen açık havada siyanür yığın liçi yöntemiyle yapılacak. Tarım (729 dönüm) ve ormanlık (523 dönüm kestane, 613 dönüm kayın ormanı) bir alanda bulunan altın madeni için hazırlık aşamasında 1000 dönümün üzerindeki bir alandaki ağaçların tamamı kesilirken, daha ne kadar ağaç kesimi yapılacağı belirsiz. Eğimli ve gevşek bir toprak yapısı üzerinde inşa edilen atık havuzu ve maden işletmelerinin, heyelana yol açabileceği endişesi, daha üretime geçmeden maden alanında yaşanan irili ufaklı toprak kaymaları ile gözler önüne serilmişti. Madende kullanılacak siyanürün ve diğer kimyasalların etkisinin yöredeki yeraltı-yerüstü sularına, bitkilere ve atmosfere etkileri de halkın en çok endişe belirttiği konular arasındaydı.

www.evrensel.net