'Tecrit son bulsun süreç devam etsin'

'Tecrit son bulsun süreç devam etsin'

Seçim süreciyle birlikte başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP’li yetkililerin, çözüm sürecini adeta rafa kaldıran tutumu ve ‘Kürt sorunu yoktur’ açıklamalarıyla birlikte, İmralı Heyeti’nin de 5 Nisan’dan bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşmesine izin verilmedi. Görüşe izin çıkmaması ‘Öcalan’a tecrit uygulanıyor’ tartışmalarını da yeniden gündeme getirdi. Birçok kentte çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce kişi Öcalan’a uygulanan tecride son verilmesi için eylemler yaparken, Öcalan’ın avukatları, PKK yetkilileri ve demokratik kitle örgütleri de hükümete çözüm sürecini tehlikeye atan politikalardan vazgeçerek, sürecin en önemli muhatabı olan Öcalan’la görüşmelerin yeniden başlaması çağrısı yaptı.

ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ
Öcalan üzerindeki tecridi protesto eylemlerini sürdüren KJA ve Demokratik Gençlik Konfederasyonu (DEM-GENÇ) üyeleri, dün Mardin’in Midyat ilçesinde yürüyüş düzenledi. DBP Midyat ilçe binası önünde toplanarak, HDP binasına yürüyen yüzlerce kişi Öcalan’ın posterlerini taşıdı. Yürüyüşün sonunda konuşan DBP Midyat İlçe Eş Başkanı Birgül Toprak, AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın savaşta ısrar ettiğini belirterek, “Öcalan’ın koşulları derhal düzeltilmeli ve tecrit kaldırılmalı. Öcalan özgür koşullarda demokrasi mücadelesini yürütmeli. Önderliğimizin özgürleştirmesi, istediği herkes ile görüşmeler yapabilmesi, fikirlerini ifade edebilmesi gerekir” dedi.

MANİSA’DA MEŞALELİ YÜRÜYÜŞ
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde de Öcalan’ın üzerindeki tecride dikkat çekmek için meşaleli yürüyüş düzenlendi. HDP Turgutlu ilçe binası önünde bir araya gelen gençler, ‘Önderliğimize tecrit, barışa tecrittir’ yazılı pankart ve ‘Tecrit sürece ihanettir’yazılı dövizler taşıdı.

SESSİZ KALMAYIN
Urfa’da DEM-GENÇ üyesi yüzlerce genç, Ali Şelli Parkı’ndan Topçu Meydanı’na yürüdü. ‘Toprağına, şehidine, önderliğine sahip çık’ pankartı açan gençler yaptıkları açıklamada, “Önderliğimizin tecrit altında tutulduğu bir yerde barış ve kardeşlikten bahsedilemez. Toplumun tüm kesimlerine sesleniyoruz; Barışın mimarı önderliğimize uygulanan tecride sesiz kalmayın” denildi.

TECRİT, SÜRECE İHANETTİR
İstanbul’da, Fatih Saraçhane Parkı’nda Öcalan için düzenlenen eyleme de yüzlerce genç katıldı. Öcalan’ın posterlerini ve PKK bayrakları taşıyan gençler adına yapılan açıklamada, Öcalan’a uygulanan tecrit ‘özgürlüğe darbe ve sürece ihanet’ olarak nitelendirildi.
Erzurum ve Mersin’’de yapılan eylemelrle de tecrit protesto edildi. Mersin’deki eylemde konuşan Leyla Yıldız, “AKP iktidarı, Kürtlere ve Öcalan’a yaklaşımını değiştirmeli. Türkiye için barışı sağlayacak tek kişi Öcalan” dedi.

İZMİR’DE POLİS ENGELİ
İzmir’de yapılmak istenen yürüyüşler ise polislerce engellendi. Polisin yürüyüşü engellemek için barikat kurması üzerine gençler Göksu-Buca yolunu trafiğe kapattı. Menemen’de de yürüyüş polislerce engellendi. Bir süre Barış ve Demokrasi Parkı önünde bekleyen kitle burada açıklama yaptı. Açıklamada, “Tecride sessiz kalmak barışa sessiz kalmaktır” dendi.

‘ÖCALAN’IN KOŞULLARI DÜZELMEDEN ÇÖZÜM OLMAZ’
KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Abdullah Öcalan’ın özgür koşullarda müzakere yapmadığı bir görüşmeyi kesinlikle bir çözüm süreci olarak kabul etmeyeceklerini söyledi.
ANF’ye konuşan Bayık, “Çözüm süreci denen olgu açısından artık eski süreç bitmiştir. Önder Apo ve hareketimiz yıllarca Türk devletinin yetkilileriyle, hükümetin görevlendirdiği yetkililerle görüşmeler yapmıştır, diyalog yapmıştır. Konuşulmayan bir şey kalmamıştır. Oslo’da da İmralı’da da her şey konuşulmuştur. Bu görüşme ve diyaloglarla çözüm süreci için adım attırmak istemiştir, ama hiçbir adım atılmamıştır. Hareketimizin sürdürdüğü tek taraflı çatışmasızlık dışında çözüm süreci adına hiçbir şey yoktur. Bu görüşmeler hükümet açısından esas olarak beklentiler yaratarak, zaman kazanıp oyalayarak Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etme politikası çerçevesinde ele alınmıştır. Nitekim 2008’den bu yana hiçbir adım atılmamıştır. Böyle bir çözüm süreci olabilir mi” şeklinde konuştu. Öcalan’ın da böyle bir çözüm sürecini kabul etmediğini belirten Bayık, “Önder Apo’nun, baş müzakerecinin, özgür koşullarda, müzakere etmediği bir yerde sonuç çıkması mümkün değildir. Daha doğrusu Önder Apo’yla özgür koşullarda diyalog ve müzakere etmeyen bir siyasal zihniyet zaten çözüm konusunda samimi değildir. Önder Apo’ya, baş müzakereciye böyle yaklaşan bir hükümetin, siyasi partinin çözüm sürecinde samimi olduğu düşünülemez” dedi.

ÖCALAN’IN VASİSİ DİNÇ: TECRİT, YANGINI KÖRÜKLEMEKTİR
Abdullah Öcalan’ın vasisi ve avukatı Mazlum Dinç, Öcalan’a yönelik tecridin anayasal suç olduğunu belirterek, müvekkilinin en temel haklarının dahil siyaset malzemesi haline getirildiğine belirtti. Dinç, Öcalan’ı tecrit altında tutmanın hem Türkiye hem de Ortadoğu’daki yangını körüklemek anlamına geleceğini belirtti.
ANF’den Zeynep Kuray’a konuşan Dinç, beş mahkumun İmralı Adası’na sekretarya olarak getirildiğine dair yaratılan algının da gerçek dışı olduğunu belirtti. Öcalan’a uygulanan tecridin yeni olmadığını, Türkiye’ye getirildiği 1999 yılından bu yana bunun devam ettiğini vurgulayan Dinç, İmralı heyetiyle ayda bir yapılan görüşmelerin de tecrit gerçeğini değiştirmediğini söyledi. Öcalan’ın anayasada ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinde güvence altına alınmış en temel haklarının dahi engellendiğine, siyaset malzemesi haline getirildiğine dikkat çeken Dinç, “Yasal olarak avukat-müvekkil görüşleri engellenemez. Buna rağmen Asrın Hukuk Bürosu avukatları 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana Öcalan ile görüştürülmüyor” dedi. Bu keyfi engelin kaldırılması için şimdiye kadar 400 başvuru yaptıklarını ancak hepsinin “gemi bozuk” veya “hava bozuk” gibi ciddiyetsiz gerekçelerle reddedildiğini belirten Dinç, “Kendilerince Sayın Öcalan’a yönelik tecridi, Kürt halkına ve Kürt hareketine karşı bir şantaj olarak kullanıyorlar. Ortada başlayan bir süreç olmasına ve Sayın Öcalan’ın bu sürecin baş müzakerecisi olmasına rağmen, koşullarında her hangi bir düzeltme, bir iyileştirme yok” dedi.
Öcalan’ın AKP’nin samimiyetsizliğinden rahatsızlık duyduğunu kendisine defalarca aktardığını belirten Dinç, “Devam eden ateşkese rağmen, AKP’nin savaşı Rojava’ya kaydırdığını, diğer bir taraftan kuzeyde kalekol, karakol ve güvenlik barajları inşa ederek savaşı körüklediğini belirtiyordu. Yine aynı şekilde hasta tutsaklar gibi insani ve vicdani bir mevzunun bile bir pazarlık meselesi haline dönüştürülmesinin AKP’nin bu sürece oyalama mantığıyla yaklaştığını ortaya koyduğunu vurguluyordu. Sayın Öcalan sorunun daha fazla acıya sebep olmaması için AKP’nin bir an önce müzakereyi başlatması ve çözüm noktasında üzerine düşeni yapması gerektiğinin altını çiziyordu” dedi. Sürecin devam etmesinin Öcalan’ın özgürlüğüne bağlı olduğunu vurgulayan Dinç, “Bu ağırlaştırılmış tecrit Ortadoğu’daki yangını körüklemek anlamına geliyor. Bir an önce Sayın Öcalan üzerinde tecride son verilmeli ve müzakerelerin eşit bir şekilde başlaması için Öcalan’ın sağlık-güvenlik-özgürlük koşullarının sağlanması gerekiyor” dedi. (HABER MERKEZİ)

‘SÜREÇ İKTİDAR HIRSINA KURBAN EDİLMESİN’
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatlarıyla, 5 Nisan 2015’ten bu yana da İmralı Heyeti ile görüştürülmemesine Diyarbakır’daki kurumlardan da tepki geldi.
KESK Diyarbakır Dönem Sözcüsü Mesut Kılıçarslan, çözüm süreciyle bölgenin nefes aldığını belirterek, “Çözüm süreci kaldığı yerden devam etmeli ve taraflar yeniden masaya oturmalı” dedi. AKP’nin süreci iktidar hırsıyla askıya aldığını ve barışı iktidar savaşına heba ettiğini söyleyen Kılıçarslan, “Çözüm masasının devrilmesi durumunda Türkiye’de, Suriye ve Irak’taki gibi bir savaş ortamı oluşabilir” dedi.
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Servet Özen “KCK’nin baş müzakereci olarak gördüğü Sayın Öcalan’la İmralı Heyeti’nin görüştürülmemesi müzakere sürecinin devam etmemesi anlamına geliyor. Süreç bir an evvel kaldığı yerden devam etmeli. Aksi takdirde Ortadoğu coğrafyasındaki kaotik ortam Türkiye’ye de sıçrayabilir” dedi.
Öcalan’a uygulanan tecridin, çözümün tecrit edilmesi anlamına geldiğini söyleyen MAZLUM-DER Diyarbakır Şube Başkanı Ali İhsan Gültekin “Derhal bir gözlemci heyetin İmralı’ya gidip, Öcalan’la görüşmesi ve sürecin kaldığı yerden daha güçlü bir şekilde devam etmesi gerekiyor” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman da, Öcalan’ın Ortadoğu halkları için çok önemli bir aktör olduğunu belirterek, toplumda gelişen barış umuduna rağmen AKP’nin savaş dilini kullandığını söyledi. Koluman, “Seçim sonuçları artık savaş politikalarının tutmayacağının kanıtıdır” dedi. (Diyarbakır/DİHA)

www.evrensel.net