Çocuk öldüren  istikrar*

Çocuk öldüren istikrar*

Büyüyen ekonomi, dolar milyarderleri, artan kârlar ve rekabet gücü, güçlü ve yeni Türkiye... AKP Hükümeti içinde patronlar için de övünme meselesi olan bu gelişmelerin bağlandığı yer ise her zaman ekonomik ve siyasi istikrar oldu. Bu istikrarın emekçilere yansıması ise çocukları bile iş cinayetinde öldüren bir çalışma düzeni oldu. Geçtiğimiz üç yıl içinde en az 150 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Ölen 150 çocuk işçi için açılan dava ve yargılanan patron sayısı ise çok az. Yargılananlar ise adeta cezasızlıkla ödüllendiriliyor. 

Patronlara bu cesareti veren ise bizzat hükümet oldu. Haziran 2014’te Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski bakan yardımcısı ve 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP Konya milletvekili seçilen Halil Etyemez, Cenevre’deki ILO Konferansı 103. Oturumu’nda söz aldığında “Çocuk işçilik artık Türkiye’nin gündeminden çıkmıştır” dedi. Etyemez’in bu konuşmayı yaptığı yıl içinde 20 çocuk işçi hayatını kaybetmişti. Yılın sonunda bu rakam 50’yi geçecekti. 2013 yılında ise bu sayı 74’tü.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik ise 9 Ocak 2015’te çocuk işçi ölümleriyle ilgili sorulan sorulara Mecliste cevap verirken, basına yansıyan onca habere karşın 2001 yılından beri “15 yaş altında yalnızca bir çocuk” öldüğünü ileri sürdü.

COCUK ÖLDÜRMENİN BEDELİ: 24 TAKSİTLE 30 BİN LİRA

13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ın Adana’da çalıştığı plastik fabrikasındaki enjeksiyon makinesine başını sıkıştırıp hayatını kaybetmesi bu ölümlerin en akılda kalanlarından oldu. 2 yıl önce olan iş cinayetinde Yıldız’ı hastaneye götüren Patron Ali Koç, doktorlara trafik kazası olduğunu söyledi. Gerçek yaraları şüpheli bulan doktorun polise haber vermesiyle açığa çıktı. Ancak bu patronun tek yalanı olmadı. Koç, çıkarıldığı mahkemede Ahmet’in makinelere yaklaşmaması gerektiğini bildiğini ve büyük ihtimalle merakından yaklaştığını söyledi. Temmuz 2013’te savcı, Ali Koç hakkında taksirle adam öldürmeye neden olmaktan beş yıl hapis cezası istedi. Ancak beşinci duruşmanın sonunda hakim, Koç’un cezasını bu tip davalarda çok tanıdık olan ‘iyi hal’den önce beş yıldan iki yıla düşürdü daha sonra da 24 taksitte ödenmek üzere 30 bin TL para cezasına çevirdi. 

4+4+4 ÖLÜMLERİ ARTIRDI

17 yaşındaki Oğuzhan Çalışkan, Kocaeli Gebze’de bulunan STFA Endüstri Meslek Lisesi öğrencisiydi. Oğuzhan, 2014 yaz döneminde okuduğu endüstri meslek lisesi tarafından Türkiye’nin en büyük boya fabrikalarından Filli Boya’da bir aylık zorunlu staja gönderildi. Stajyer öğrenci yönetmeliklerine göre asla tehlikeli ve ağır iş yaptırılmaması gereken ve hatta çoğunlukla yalnızca gözlem yapması gereken Oğuzhan’ın ilk günden itibaren bedava işçi gibi kullanıldığı ortaya çıktı. “Kazadan birkaç gün önce eve geldi, elleri tamamen yara ve morluk içindeydi. Tüm gün en az 500 kablo çektiğini söyledi” diye anlatıyor Dilek Çalışkan. Oğuzhan beden eğitimi öğretmeni olmak istiyordu ama stajı sırasında elektrik çarptığı için hayatını kaybetti.

Oğuzhan, AKP’nin 2012 yılında hayata geçirdiği 4+4+4 adı verilen eğitim sisteminden sonra hayatını kaybeden en az 5 meslek lisesi öğrencisinden biri oldu. Çocuk hakları örgütleri ve muhalefet milletvekilleri, 4+4+4 sisteminin ortaokul bitirme yaşını geriye çekmesinin ve hükümetin çalışma yaşını 14’e kadar, ağır iş kollarında ise 16’ya kadar indirmesinin çocuk işçiliği teşvik ettiğini söylemişti. Ancak bu eleştirilere kulak tıkandı. 4+4+4’ün hayata geçtiği 2013 yılında, iki meslek lisesi öğrencisi öldü. 17 yaşındaki Faruk Dumlupınar, zorunlu stajını Denizli’de bir asansör firmasında elektrik işleri yaparak geçirdi. Okul başladığında, firma Faruk’u sigortasız olarak çalıştırmaya devam etti. Faruk, 12 Eylül tarihinde 30 yıllık bir asansörü tamir ederken hayatını kaybetti. Asansör kabini ile tavan arasında kalarak hem ezilmiş hem de yüksek elektrik akımına maruz kalmıştı.

11 gün sonra, 17 yaşındaki Ali Karkaş’a Manisa’da oto tamir atölyesinde yapmakta olduğu zorunlu staja giderken araba çarptı. Saatler süren ameliyatların ardından Ali aynı gün hayatını kaybetti.
Nisan 2014’te İnegöl’de, 16 yaşındaki Meslek Lisesi Öğrencisi İbrahim Can Duran eğitiminin bir bölümü olarak doğrama atölyesinde çalışırken malzeme yüklü TIR’dan devrilen iki ton demirin altında kaldı.
Oğuzhan’ın ölümünden birkaç hafta sonra, 2 Eylül 2014’te 15 yaşındaki Enes Alkan, çıraklık yaptığı oto tamir atölyesinde tamir ettiği arabadan sızan yakıtın alev alması sonucunda yandı ve komada kaldığı hastanede bir süre sonra hayatını kaybetti. Kurtköy Meslek Lisesi öğrencisiydi.

‘HAKİM SURATIMA KAHKAHA ATTI’

Erdinç Eroğlu, iki yıldır 16 yaşındaki oğlu Eren’in ölümünden sorumlu olanları adalet karşısına çıkarmaya çalışıyor. Eren 15 yaşında okulu bırakıyor. Ailesi Eren’in okumasını çok istiyor ama babası Erdinç Eroğlu okulu bıraktıktan sonra kendini bir yandan da grafiker olarak geliştirirken diğer yandan çeşitli işlerde çalışıyor. En son İstanbul Yenibosna’da TDS Dijital Baskı Merkezi ve Reklam Hizmetleri adlı şirkette işe başlıyor. Eren, işe başladıktan sekiz gün sonra 31 Ekim’de, Özel Doğa Hastanesinin yan duvarındaki tabelayı tamir etmeye çalışırken hastane binasının çatısından geçen yüksek gerilim hattına kapılarak hayatını kaybetti.

Baba Eroğlu’ya göre suç tek bir kişinin değil; Doğa Hastanesi, TDS reklam şirketi, İstanbul Belediyesi ve elektrik şirketinin de yargılanması gerekiyor. Erdinç Eroğlu, tüm bu kişi ve kurumları Eren’in ölümünden sorumlu tutarken, taraflar suçlamaları reddediyor ve sorumluluğu üzerlerinden atıyor. Olaydan bu yana hastane binasındaki tehlikeyi gidermek için hiçbir önlem alınmadığı iddia ediliyor. Baba Eroğlu, ilk duruşmaya oğlu Eren’i savunmak için bir avukat gibi hazırlandığını anlatıyor: “Benim konuşma sıram geldiğinde dedim ki: ‘Hastane hâlâ kanuna uygun bir yapı değil, daha fazla ölümün yaşanmaması için tehlike giderilene kadar kapanması gerek’. Hakim suratıma kahkaha attı.” (İŞÇİ SENDİKA SERVİSİ)

(*) Craig Shaw ve Zeynep Sentek'in haberinden derlenmiştir.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2015 18:17
www.evrensel.net