Trans But 6. Onur Haftası’nda galasını yaptı: Üç’er dakikalık kimliklerin fragmanları

Trans But 6. Onur Haftası’nda galasını yaptı: Üç’er dakikalık kimliklerin fragmanları

Cansu PİŞKİN
İstanbul

2014’te FACE İnsan Hakları Yarışması’nda Trans X İstanbul filmiyle Özel Mansiyon kazanan Maria Binder’in son filmi Trans But, 6. Trans Onur Haftası etkinliği kapsamında ilk gösterimini Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yaptı.Daha önce 34. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmesi beklenen film, “Bakur” filmine uygulanan sansür nedeniyle İstanbul LGBTİ Derneği tarafından iptal edilmişti.

Türkiye’de İnsan Hakları ve Trans*lara parçalı bir bakış atan Trans But, “Her şey yıkılırken insan hayata nasıl devam eder?” sorusundan yola çıkan bir belgesel araştırma. Yönetmen Binder, ‘Bir cinayet işlendiğinde, geriye ne kalır? Trans* hayatı nelerden ibarettir? Günlük nefret ve şiddetle nasıl baş edilir?’ izlerinin peşinde hayatta kalma içgüdüsünü takip ettiği araştırmasında, Nazım Hikmet, Foucault, Benjamin ve Zeki Müren’in sözlerinden esinlenerek Trans hayatların parçalarını topladığını söylüyor. 

Binder’ın, nefret suçu, nefret söylemi ve  nefret cinayetlerine karşı yaptığı ikinci filmi olan Trans But, 18 trans kadının hayat hikayelerinin 3’er dakikalık fragmanlarından oluşan 60 dakikalık bir film. 
Bu filmde biraz farklı bir bakış göstermek istediğini aktaran Binder, “Bütün transların farklı hayatları ve ayrı bir hikayesi var. Farklı farklı bakışlardan bu konuyu anlatmak istedim. Bu yüzden filmin ismi ‘Trans But’ yaptım. Kimliklerin fragmanları anlamında. Bütün küçük filmler farklı bir hikaye anlatıyorlar” diyor.

‘ASLINDA NEŞE İLE MÜCADELENİ YAPACAKSIN’

Bütün transların hayatının nefret suçunun, nefret söyleminin bir parçası olduğunun altını çizen Binder, filmi yaparken sadece nefret üzerinde yoğunlaşmak istemeyip, onca haksızlıklara ve ölümlere rağmen büyük bir sabırla ve güçle mücadelelerine dikkat çekmek istemiş. Yönetmen, filmde bu yüzden 3 farklı ana yasaya (ölüm mücadele ve yaşamak) yer verdiğini söylüyor. Ölüm bizim hayatımızın bir parçası diyen Binder şöyle devam ediyor: “Ölüm çok önemli, mücadele çok önemli ve bütün bu kötü şeyler üzerine nasıl yaşıyorsun? Filmdeki ana sorum bu. Bu yüzden okuduğum şeyler üzerinden yola çıktım. Foucault gibi; şöyle diyor bir sözünde ‘mücadele etmek için üzgün olmaya gerek yok’. Aslında neşe ile mücadeleni yapacaksın.”

3 yıldır Türkiye’de yaşayan Binder, Almanya’da LGBTİ’lerin daha rahat olduğunu fakat orada da nefret söyleminin ve nefret suçunun hedefinin göçmenler ve siyahiler olduğunu söylüyor. “Türkiye’de polis ölen kişinin trans olduğunu görünce nasıl araştırma yapmıyorsa, katil bulunsa bile haksız tahrik indirimi veriyorsa Almanya’da bu sitem siyah insanlar ve göçmenler için işliyor. Bir yerde nefret suçu nefret cinayeti varsa orada bir yasaya ihtiyaç vardır” diyerek ekliyor, ‘Bize bir yasa lazım’  

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Haziran 2015 11:53
www.evrensel.net