Mücadeleci sendikacılık için  uluslararası dayanışma

Mücadeleci sendikacılık için uluslararası dayanışma

Sendikal konferans, “Kapitalizmin derinleşen çelişkilerinin arttığı günümüzde işçi sınıfını birleştirmenin bir aracı olarak uluslararası dayanışmanın gerekliliği bizi bir araya getirdi. Sendikal bürokrasiye karşı mücadele veren işçi örgütlenmesine mücadeleci perspektiften bakan sendikaların çabalarını birleştirmek için yola çıktık” sözleriyle açıldı.

Bilge ÇOBAN
Bülend KARADAĞ
Sao Paulo

Sendikal mücadelede sınıf sendikacılığı yaklaşımını benimseyen sendikaların oluşturduğu International Labour Network of Solidarity and Struggles (Dayanışma ve Mücadelenin Uluslararası Emek Ağı) Brezilya’nın Sao Paulo kentinde bir araya geldi. İlki 2013 yılında Paris’te gerçekleşen kongreye bu yıl Brezilya’da CSP (Conlutas) ev sahipliği yaptı. Kongreye aralarında Arjantin, Paraguay, Peru, Kolombiya, Filistin, Türkiye, Tunus, İtalya, İspanya ve Fransa’nın da bulunduğu 25 farklı ülkeden 83 sendika ve 200 sendikacı katıldı. 

Açılış konuşmasını yapan Fransa’dan Union Syndicale Solidaires (Sendikal Dayanışma) temsilcisi Christian Mahieux, dayanışma ağını kurma nedenlerini “Kapitalizmin derinleşen çelişkilerinin arttığı günümüzde, işçi sınıfını birleştirmenin bir aracı olarak uluslararası dayanışmanın gerekliliği bizi bir araya getirdi. Sendikal bürokrasiye karşı mücadele veren işçi örgütlenmesine mücadeleci perspektiften bakan sendikaların çabasını birleştirmek için yola çıktık” diyerek açıkladı.

GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGINLAŞIYOR

Açılış konuşmasıyla birlikte kongre ülkelerin sunumları ve çeşitli iş kollarındaki sendikaların güncel deneyimlerini aktarımlarıyla devam etti. Taşeronlaştırma ve esnek çalışmanın  yaygınlaştırılması, güvencesiz çalışma koşullarının işçilere dayatılması konuşmacıların vurgu yaptıkları temel sorunlardı. Portekiz’den katılan Çağrı Merkezi İşçileri Sendikası (STCC) adına konuşan Paula Lopes, Portekiz’de özellikle 2009 krizinden sonra  taşeronlaştırma ve geçici çalışmanın yaygılaştığını, 6 aylık hatta 1 haftalık sözleşmelerin işçilere dayatıldığını vurguladı. Çağrı merkezlerinin bir meslek olarak tanınmadığı Portekiz’de, sendikal örgütlenmenin zorluklarına dikkat çeken Lopes, “Çağrı merkezleri alanında başlangıçta kadın çalışanlar ağırlıktaydı. Fakat ekonomik krizle birlikte yaşanan işsizlik erkeklerinde bu sektörde ucuz iş gücü olarak çalışmaya başlamasına sebep oldu” dedi.

Benzer koşullara dikkat çeken Brezilya CSP Conlutas temsilcisi, Brezilya’da ekonomik koşulların giderek kötüye gittiğini, hükümetin bu durumu, işverenlerin de desteğiyle güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşmasının önünü açacak yasa değişiklikleriyle aşmaya çalıştığını söyledi. Bugün taşeronlaştırmanın tüm sektörlerde yaygınlaşmasını sağlayacak olan bir yasa tasarısının meclis ilk oylamasından geçtiğini, bunun üzerine sendikaların bir günlük uyarı grevi yaptığını, şimdi tasarının ikinci meclis oylamasından geçmemesi için mücadele ettiklerini belirtti.  

BAĞIMSIZ SENDİKA KONFEDERASYONU MÜCADELESİ

Kapitalizmin krizi, sendikal bürokrasi ve işveren yanlısı sendikal anlayışla mücadele, sosyal hakların gaspı, sendikal haklara saldırılar, göçmen işçilik, kadının sendikal mücadeledeki yeri, konferans süresince gündeme gelen diğer önemli başlıklar arasındaydı. 

Bu kapsamda İtalya’dan SI COBAS Temsilcisi Roberto Notse, sendikal bürokrasinin İtalya’da uzlaşmacı bir sendikacılık anlayışı izlediğini, işyeri kapanması tehditleri altında her türlü sözleşmeye imza attıklarını belirtti. Birçok sektörün birleşmesiyle bir araya gelen konfederasyonlarının bu dönem lojistik sektörüne ağırlık verdiklerini, uzlaşmacı sendikal anlayışın örgütlemekten imtina ettiği yüzde doksanının göçmen işçilerin oluşturduğu bu sektörde örgütlenme yürüten tek sendika olduklarını belirtti. 

Kolombiya öğretmenler sendikası temsilcisi ise ülkelerinde büyük sendikal konfederasyonların uzlaşmacı politikalarına karşı sınıftan yana sendikaların yan yana gelerek bağımsız bir konfederasyon kurma çabasında olduklarını, sendikal mücadelenin hem içeride sendikal bürokrasiye karşı hem de sınıf düşmanı hükümet politikalarına karşı sürdüğünü belirtti. 

BURSA METAL DİRENİŞİ TARTIŞILDI

Toplantıya Türkiye’den katılan Gıda-İş Sendikası temsilcisi ise, Bursa metal işçilerinin günlere yayılan direnişinin sendikal bürokrasiye en iyi yanıt olduğunu vurguladı, metal işçilerinin greviyle birlikte Gıda İş’in örgütlenme mücadelesi yürüttüğü Divan Pastanesi, Fatih Sultan Mehmet Hastanesi işçilerinin direnişleri anlatıldı. 

Ortadoğu’dan gelen sendikalar ise savaş koşulları altında sendikal hakların var olmasının çok güç olduğuna dikkat çektiler. Filistin’den Posta İşçileri Sendikası adına kongreye katılan Imad Temiza, Filistin’de iki mücadelelerinin olduğunu, ilkinin İsrail’e karşı bağımsızlık mücadelesi, ikinci olarak ise düşük ücretlere, yüksek vergilere karşı çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için mücadele ettiklerini söyledi. 

SURİYE’DE SENDİKAL HAK KALMADI!

Suriyeli katılımcılar ise Suriye’de savaş koşulları altında hiçbir özgürlüğün yaşam bulamadığını, işsizliğin, yoksulluğun yoğun savaş koşulları altında derinleştiği ülkede en temel sendikal hakların varlığından bile bahsetmenin mümkün olmadığına vurgu yaptı. Kongre dünyada ekonomik durum ve sendikal mücadele, göçmen işçiler ve kadın ana başlıklarıyla hazırlanan sonuç deklarasyonu öneri tartışmaları üzerinden son buldu. 


SINIF SENDİKACILIĞI AKIMI YARATMA MÜCADELESİ

Herbert Claros (CSP Temsilcisi/Brezilya): “Bugün işçileri uluslararası alanda temsil eden bir çok örgüt var. Bizim oluşturduğumuz bu uluslararası dayanışma ağının en temel farkı ise uluslararası bürokrasinin bir parçası olmamasıdır. Çünkü mücadeleci sendikaların ve sendikacıların bir ağı bu. Maalesef bugün bir çok ülkede sendikaların, işçi düşmanı hükümet politikalarına  karşı gerçekten mücadeleci bir hatta olduklarını söylemek çok güç.

Bu dayanışma ise ağı bu mücadelenin bir ifadesidir. Mesela Türkiye’de son dönemlerde yaşanan örnekte olduğu gibi. Benzer bir gelişme Güney Afrika’da da yaşandı. Metal sektöründe çalışan işçiler hükümet politikalarına yakınlığı ve desteğiyle tanınan COSATU’dan ayrılarak onların bürokratik yapılarından çıkarak kendi sendikalarını kurdular.  Bu durum hemen hemen dünyanın her yerinde böyle. Bugün burada toplanan sendikalar olarak, her ne kadar kendi aramızda fikirsel farklılıklar olsa da bizi bir araya getiren şey mücadele ve bu mücadele üzerinden de uluslararası birlikteliğimizi kurmaya çalışıyoruz.


EMEK HAREKETİ YÜKSELİYOR

Julio López, (Paraguay İşçi Sınıfı Konfederasyonu-CCT Genel Başkanı):
“ 70 sendikanın bağlı olduğu yeni bir konfederasyonuz. Merkez sendikaların bürokrasiden ayrılarak kurulmuş bir konfederasyonuz. Şu anda Paraguay işçileri, halkı,  hükümetin vahşi saldırıları altında. Neoliberal politikaların derinleştirilmek istendiği bir saldırıyla karşı karşıyız. Bu saldırı kendini özelleştirme politikaları olarak gösteriyor. 

Elektrik, havaalanı, iletişim, posta, su gibi temel kamu kurumları özelleştirilmek isteniyor. Diğer taraftan özellikle sendikal bürokrasinin sosyal diyalog kanallarının dışına taşmayan sendikal anlayışı bu saldırıları püskürtecek bir noktada değil. Geçen yıl işçilerin tepkisi ve sendikalara ısrarı sonucu özelleştirme karşıtı bir genel grev yaşandı. Bu greve köylülerin katılımı özellikle dikkat çekiciydi. IMF gibi uluslarası örgütlerin tarım üretimine getirdiği sınırlamalar, Paraguay hükümetinin tarımda uluslarası sermayeyi destekleyen politikaları birçok soya köylüsünü yerinden etti.

Şehirlere göç eden köylüleri ise kapsayacak bir istihdam politikasından söz edilemez. Bu sebeple Paraguay’da yoksulluk giderek derinleşiyor. Buna karşın işçilerin, Paraguay halkının isyanı da büyüyor. Örneğin bugün gündemimizde ücretlerin artırılması, sendikal özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ve özelleştirmelerin durdurulması talepleriyle  politikalarına karşı ağustos 2015’de CCT’nin de çağrısıyla yeni bir genel grev örgütleme çabası var. 24 Haziran’da havaalanlarının özelleştirmesine karşı 3 günlük bir greve hazırlanıyoruz. 9 Temmuz’da sağlık sektöründe bir grevimiz olacak.” 


TÜRKİYE METAL DENEYİMİ ÇOK ŞEY KATTI
Joao Reis ( Site-Sul /Metal Sektörü Temsilcisi): 

“Portekiz’de özellikle 2009 yılı ekonomik krizinden sonra güvencesiz çalışma koşulları yaygınlaştı. Bazı sektörlerde yoğun işten çıkarmalar olurken diğer sektörlerde zorunlu ücretsiz izne çıkarmalar yaşandı. Kuşkusuz bu durum sendikal mücadelenin önüne bir engel ve işyerlerinde sendikanın altını boşaltıyor. Mesela son dönemde sendikasız işyerleri ve atipik işlerin sayısı giderek artmaya başladı.  Benim de çalıştığım metal sektörü krizden önce yoğunluklu olarak gençlerin çalıştığı bir sektördü. Fakat şimdi orta yaşlıların da çalıştığı bir sektör haline geldi. Krizin etkisiyle yaşanan işten atılmaların bir yansıması bu. Genelde merkez sendikalar ise işçilerin işlerini güvence altına almak adına beklemeyi ya da işverenlerle uzlaşmayı tercih ediyorlar. Kuşkusuz bu sendikalar uzlaşmacı sendikal anlayışa denk düşüyor. Örneğin bir metal fabrikasında sendika ile işveren anlaşma yaparak 300 işçinin çalıştığı fabrikada 2 yılın sonunda sadece 50 sinin sözleşmesini süresiz sözleşme haline getirdiler. Diğer işçilerin ise sözleşmeleri sadece 15 günden 1 aya kadar. Bu anlamda Türkiye’deki metal işçilerin grevi takip etmeye çalışıyoruz. Renault’da başlayan grevin diğer fabrikalara da yayılmıştı. Bu deneyimin metal işçilerinin mücadelesine çok şey katacağını düşünüyorum, bu deneyimden öğrenmek istiyoruz” 


HÂLÂ DARBE YASALARI UYGULANIYOR
Raul Marcelo (Devia Ilabaca-Şili):

“Şili’de hâlâ diktatörlük döneminde çıkarılan yasalar yürürlükte. Şu an iktidarda olan  Michelle Bachelet hükümeti seçim öncesi, eğer seçilirse iş yasasında köklü değişikliler yapma vaadinde bulunmuştu. ancak bugün yapılmak istenilen değişikliklerin diktatörlük yasasının temel özelliklerini ortadan kaldırmayacağını öğrendik. Dolayısıyla sendikalaşma hakkı ve özgürlükleri önündeki engeller hâlâ büyük bir sorun. Öte yandan belirtmek isterim ki diğer ülkelerde özellikle krizden sonra ortaya çıkan kemer sıkma politikaları Şili’de uzun yıllardır uygulanmakta. Güvencesiz çalışma, düşük ücretler Şili’nin korkunç bir gerçeği haline geldi. Şu anda 3 gündür süren öğretmenlerin genel grevini yaşıyoruz. Öğretmenler vasıf olarak diğer işçilerden eksik olmayan bir emek ortaya koymalarına rağmen bir madenciden bir avukattan daha az kazanıyorlar. Ama bundan da öte talepleri yasalarla sendikaların çok güçsüz hale getirildiği için öğretmenlerin toplusözleşme hakkı yok. Toplusözleşme hakkı için grevdeler.” 

www.evrensel.net