AVRUPA GERÇEĞİ

AVRUPA GERÇEĞİ

  • Alman Spiegel Online’den Sebastian Heinzel’in bildirdiğine göre, New York’un bir gettosunda yaşayan 26 yaşındaki Haiti kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olan Herold Noel, Irak’a “kahraman” gidip “gazi” dönen binlerce askerden biri.


    Alman Spiegel Online’den Sebastian Heinzel’in bildirdiğine göre, New York’un bir gettosunda yaşayan 26 yaşındaki Haiti kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olan Herold Noel, Irak’a “kahraman” gidip “gazi” dönen binlerce askerden biri. İşgal sırasında, Bağdat Havaalanı’na ulaşan ilk birlikte askeri araçlara yakıt dolduran tankerin sürücüsüymüş. Havaalanına vardıktan kısa bir süre sonra evine döneceğini umarken, bu kez çatışmaların yoğun olduğu Felluce’ye gönderilmiş. Omzundan yaralanmış. Tedavi için, önce Almanya’ya sonra ABD’ye götürülmüş. Yaşadıklarından dolayı psikolojik travma geçirdiği için askerlikten atılmış. Uzun bir süre devletten yardım alamamış; evsiz kalmış; çocuklarıyla birlikte perişan halde yaşamış.
    ABD ordusunun Irak’taki vahşeti, Noel’in şu sözlerinde saklı: “Biz hiç kimseyi tutsak almadık, arkamızdan gelenler cesetleri sayıyordu.” (Spiegel Online, 4 Kasım 2006)
    Bu vahşetin bir parçası olan Noel, şimdi korku, panik ve yoksulluk içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ve en korkuncu da; “Gözlerimi her kapattığımda öldürülmüş bir çocuğu görüyorum” diyor. Felluce’de askeri araçların paletleri altında kalan çocukları anlatıyor.
    “Travma sonrası stres bozukluğu” geçirdiği için bir süre tedavi altına alınmış. “Tedavi için gittiğim California’da, travma sonrası stres bozukluğu geçiren bütün askerlere ilaç olarak uyuşturucu verildiğini gördüm. Çünkü başka ilaçlar tesir etmiyordu” diyor. Savaş karşıtı gaziler arasında yerini alan Noel, şimdi “Bazen soruyorum; Irak’ta neden yaşamak için çabaladım. Amerika rüyam bitti. Bana verilen mesaj, ‘Neredeyseniz, orada yaşayacaksınız. Yani, gettoda” diyor.
    Herold Noel, “Irak Sendromu” yaşayan gazilerden sadece biri. “Kahraman asker” diye Irak’a gönderilen; sonra kollarını, bacaklarını Irak sokaklarında bırakıp, Almanya üzerinden “yarım insan” olarak evine dönmeyi başarabilen binlerce gazi var ve en önemlisi de bunlar artık ABD için “birer saatli bomba.” (Spiegel Online)
    Resmi rakamlara göre Irak’a gönderilen askerlerin 3 bin 200’ü tabut içinde, 25 bini tekerlekli sandalyede ABD’ye ulaştı. Yine rakamlara göre son dört yıl içerisinde bir milyondan fazla ABD askeri, Irak’ta görev yaptı. Geri dönenlerin bir bölümü işsiz, evsiz, yoksul bir halde, hem de psikolojik depresyon altında yaşamını sürdürüyor.
    ABD Gazilerle İlişkiler Bakanlığı’na göre, şu anda 200 bin evsiz gazi bulunuyor ve bunların büyük bir bölümü Vietnam işgaline katılmış. Irak işgaline katılıp da, sokakta kalanların sayısı her geçen gün artıyor. “New England Journal of Medicine” tarafından 2004’te yayınlanan bir raporda, Irak’tan dönen askerlerin yüzde 15-17’si travma sonrası stres bozukluğu geçirdiği tespit edilmiş. Başka bir araştırmada bu oran yüzde 18-20 olarak tespit edilmiş. Bu, diğer savaşlara katılanların ortalamasının çok üzerinde.
    Bu demektir ki, ABD’nin her tarafında “Irak Sendromu” geçiren binlerce gaziler bulunuyor ve bunların her an ne yapacağı belli değil.
    Bunların bir kısmı savaş karşıtları cephesine katılarak, işgalin ne kadar haksız olduğunu anlatmaya başladı. 17 Mart’ta ABD’de yapılan savaş karşıtı eylemin en önünde gaziler ve yakınlarını kaybedenlerin aileleri yürüdü.
    ABD’deki eylem kitleselliğinin yanı sıra sembolik açıdan da ayrı bir anlam taşıyordu. Çünkü 17 Mart Amerika’daki savaş karşıtı hareket açısından önemli bir tarihi ifade ediyor. 17 Mart 1967’de Vietnam işgaline karşı 70 bin kişinin katıldığı gösteri, işgalin bitiminde önemli bir rol oynamıştı.
    Geçmişle bugün arasında bu tarihsel bağlantıyı kuran ABD’li savaş karşıtları, aradan 40 yıl geçtikten sonra aynı gün, aynı sloganlarla Irak işgalinin son bulması için çağrıda bulundular.
    İşgalin dördüncü yılı vesilesiyle hem Avrupa hem de ABD basınında yapılan değerlendirmelerin çoğunda bu kez, Irak’ta katledilen yüzbinlerce insanın durumundan çok, savaşta ölen, yaralanan ABD’li askerlerin durumu öne çıkıyor.
    İşgalin son bulması için elbette işgal edilen ülkedeki direniş önemlidir. Ancak bu çoğu zaman tek başına yeterli olmayabilir. Bu direniş, başta işgalci ülkenin içinde baş gösteren huzursuzluklar ve dünyanın diğer ülkelerindeki tepkilerle birleştiği takdirde bir anlam kazanmış olacaktır.
    İşgalin dördüncü yılında Irak ile Vietnam arasındaki en önemli benzerlik hiç şüphesiz, ABD içerisinde baş gösteren tepkilerin düzeyidir. İşgalin faturasının ağır olduğu, geri çekilmeyi talep edenlerin sesi daha gür çıkıyor.
    Sürüldükleri Irak’ta kollarını, bacaklarını bırakan gaziler ve yaşamını yitiren askerlerin aileleri, yüreklerindeki büyük acıyı ve düş kırıklığını şimdi öfkeye dönüştürmekteler.
    Ve elbette yüreklerindeki acıyı öfkeye dönüştüren ABD’li emekçilerle, onlarla aynı acıyı paylaşan Iraklı emekçilerin elleri ve beyinleri birleştiğinde, Bush çetesi eninde sonunda yenilgiyi kabul etmek, geri çekilmek zorunda kalacaktır.
    Yücel Özdemir
    www.evrensel.net