JİN û JîN

JİN û JîN

  • 10 Mart’ta Muş Eğitim Sen Şubesi tarafından düzenlenen 8 Mart etkinliğinde, salonu dolduran 500 civarında kadın ve erkek katılımcı ile birlikte olduk. Bir gün önce de Muş DTP Kadın Komisyonu tarafından bir etkinlik düzenlenmiş.


    10 Mart’ta Muş Eğitim Sen Şubesi tarafından düzenlenen 8 Mart etkinliğinde, salonu dolduran 500 civarında kadın ve erkek katılımcı ile birlikte olduk. Bir gün önce de Muş DTP Kadın Komisyonu tarafından bir etkinlik düzenlenmiş. Muş, son derece gelenekçi yapıya sahip küçük bir il. Bu nedenle Eğitim Sen Kadın Komisyonu önemli bir iş yapmış. Etkinlikten kısa bir süre önce, Varto’da hamile bir genç kadının, ev araması sırasında güvenlik güçleri tarafından dövülerek hastanelik edilmesi de bölge gerçeğinin bir parçası idi.
    Etkinlikteki konuşmamda, “Kadınlar olarak, yalnızca erkeklerle eşitlik istemiyoruz. İnsanlığın bütün sorunları için kadınlar olarak bizim bir sözümüz ve yüksek sesle konuşan bir eylemimiz var” dedim. Bağlar Belediyesi’nin düzenlediği “Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var” başlıklı kadın konferansı, kadınların sözünü söylemesinin başka bir biçimiydi. Birbirimizden habersiz seçtiğimiz bu tema, demek ki bu yıl kadınların ortak hissiyatından biri: Kadınlar, sadece mağdur değil önemli bir değişim gücü.
    1857’de 10 saatlik işgünü, insanca yaşayacak ücret ve eşit haklar için direnişe geçen, sözünü yüksek sesle söyleyen dokuma işçisi kadınlar, patronlar ve güvenlik güçleri tarafından cezalandırılarak 129’u yakılmıştı.
    Bu yıl da barış için sözünü yüksek sesle söyleyen kadınlar cezalandırılmak istendi. 8 Mart kutlamalarında, çok sayıda gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. Van’da 9 Mart’ta Eren Keskin’in, Suruç’ta 5 kadının gözaltına alınması, Cizre’de gözaltındaki 92 kişinden 31’inin tutuklanması, bu cezalandırmaların bazılarıydı.
    8 Mart kutlamaları katılımın kitleselliği, yaygınlığı ve renkliliği ile dikkat çekti. İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Van, Tunceli, Silopi, Adana, Kızıltepe, Yüksekova, Mersin, İzmir’de düzenlenen mitinglere onbinlerce kadın katıldı; Malatya’dan Samsun’a, Kayseri’den Edirne’ye, Amasya’dan Trabzon’a onlarca il, yüzlerce ilçe ve beldede basın açıklamaları, paneller, şenlikler düzenlendi.
    Bu senenin 8 Martı’nda, kadınlar ülkenin dört bir yanında emek sömürüsüne, kadına yönelik şiddete, savaşa, militarizme karşı bayrak açtı. En çok da kadınlar barışı söyledi, barışı çağladı. Dünya politikasında barışı isteyen kadınlar, Irak işgaline karşı topladıkları imzaları her yerde ABD büyükelçiliklerine sundular. Türkiye’de ise kadınlar, “Kadının rengi barış” pankartları arkasında yüründü.
    Büyük bir gerilim ve savaş tehdidi altında Newroz’a giriyoruz. Onlarca kentte, il ve ilçede Newroz kutlamaları yapılıyor. Diliyorum ki Newroz kutlamaları sağduyu içinde ve barış atmosferinde geçer; barış talebini provoke etmek isteyenler başarılı olamaz. Newroz’un barış içinde kutlanması; yöneticilerin, gerilim politikalarından vazgeçip halkın sesine kulak vermesi, operasyon ve çatışmaları durdurması, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ortak talep.
    Cumartesi Anneleri’nin kayıplara karşı eylemleri, Barış Anaları İnisiyatifi’nin eylemleri, barış ve demokrasi mücadelesinin önemli ayakları. 1990’lı yıllarda, en zor koşullarda Newroz alanlarının özgürleştirilmesinde kadınların büyük emeği vardı. Bugün de Newroz’un, milyonların sesi ile barış taleplerinin milyonlarca çiçek gibi ülkenin her yerini süslemesinde, kadınların katılımı çok önemli kuşkusuz.
    Muş’ta, katılımcıların güçlü duygusal katılımı ile şöyle seslenmiştik, tekrarlayalım: Kürt kadınları da Türk kadınları da barış istiyor. Savaş denen filizkıran fırtınasının genç bedenleri biçmesini istemiyoruz artık! Her gün genç ölülerimizi toprağa vermek istemiyoruz. Dağlardan duyacağımız sesler, silah sesleri değil kuş ve kuzu sesi olsun! Barış istiyoruz; su gibi, ekmek gibi!
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net