Patronların Başbakan’ı var işçiler ne olacak?

Patronların Başbakan’ı var işçiler ne olacak?

Antep’te tekstil işkolu başta olmak üzere birçok sektörde yaşanan durgunluk hem işçi hem de patronlar cephesinden tartışmaları beraberinde getirdi.


Antep’te tekstil işkolu başta olmak üzere birçok sektörde yaşanan durgunluk hem işçi hem de patronlar cephesinden tartışmaları beraberinde getirdi.
Antep’i çevreleyen bütün illerin teşvik kapsamında olmasına karşılık Antep’in teşvik dışı kalması patron ve örgütlerinin en çok tepki gösterdiği konuların başında geliyor. Her ne kadar patronların açıklamalarıyla gündeme gelse de, teşvik sorunu en çok işçilerin canını yakıyor.
Yalnızca tekstil işkolunda 50 binden fazla işçinin çalıştığı Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde son birkaç ay içinde 10 binden fazla işçinin işten atıldığı, 5 binden fazlasının da ücretsiz izne gönderildiği tahmini yapılıyor. Üretimi tamamen ya da kısmen duran işyerleri de düşünüldüğünde Başpınar’da tekstilde çalışan işçi sayısının 30 binlere kadar düştüğü tahmin ediliyor.
20 Mart’ta Antepli işadamlarının derdini dinleyen Başbakan sorunlarını çözme sözü verdi.
Patronlar Mısır’a işçiler nereye?
Sıkışınca fabrikalarını alıp teşvik kapsamındaki illere taşıyabilen, hatta yatırımlarını işgücü ve diğer maliyetlerin daha ucuz olduğu Suriye, Mısır gibi ülkelere götürmenin önünde hiçbir engelin olmadığı patronlar için en çok başvurulan çözüm yolu ise işten atmalar, çalışma koşullarının ağırlaştırılması, ikramiye ve mesai ücretleri gibi birçok hakkın bir çırpıda gasp edilmesi. “Artık dayanılacak gibi değil” diye tarif ettikleri bu uygulamalar karşısında kendi seslerinin hiç duyulmamasına tepkili olan işçiler, “Patronlar sıkışınca ta Mısır’a bile gidebiliyorlar, ya biz nereye gideceğiz, biz ne yapacağız?” diye soruyorlar.
10 yıldır Sanko’da çalışan bir işçinin anlattıkları, Antep’in en büyük fabrikasında işçilerin hangi koşullarda çalıştığını özetler nitelikte. Fabrikada 2 yıl kadar önce giriş çıkış yapıp, ihbar tazminatı ödenmeden 10 yıllık kıdeminin gasp edildiğini ve yeniden asgari ücretle işe başlatıldıklarını söyleyen Sanko işçisi, “İkramiye sayısını 2’ye düşürüp onun da birini aylıklara böldüler. Evim kira, 3 çocuk okutuyorum. Ben iyi kötü geçimimi sağlayabiliyorum. Ama nasıl? Bir göz odası olan bir evde 70 YTL kiraya oturuyorum. Her şeyimiz iç içe. Ancak böyle karnımız doyuyor. Adam gibi bir evde oturmaya kalksam herhalde açlıktan ölürüz” diyor. “10 yıldır Sanko büyüdükçe büyüdü ama ben yerimde bile sayamıyorum. Alım gücü bakımından 1998’de aldığım ücret şimdi aldığım ücretin iki katı değerinde” diye tepkisini dile getiren Sanko işçisi, hafta da en az bir gün, bazen 2-3 gün 16 saat çalıştıkları bilgisini veriyor. İşçi sözlerini şöyle tamamlayor: Üstelik Sanko’dan çok daha kötü olan işyerleri var. Elimizden bir şey gelmiyor, birlik olamadığımız için hiçbir şey yapamıyoruz. Ama bu adaletsizliğe artık daha fazla dayanacak halimiz de kalmadı”.
Teşvik olursa haklar verilecek mi?
Daha önce Sanko’da 12 yıl çalışmış olan ve şimdi 100 kişinin çalıştığı başka bir tekstil fabrikasında çalışan M.T. adındaki işçi de, Antepli patronların teşvike ihtiyacı olmadığını ama çevre illerin teşvikli olmasının ister istemez olumsuz etkilediğini belirterek, “Teşvik verilmesine verilsin de, bizim haklarımızı kim verecek? Patronlar teşvik alınca bizi daha iyi koşullarda mı çalıştıracaklar, daha iyi bir ücret mi verecekler? Teşvik yok diye, kriz diye bizden aldıkları hakları, ikramiyelerimizi geri verecekler mi?” diye soruyor.
“Eğer hükümet gerçekten işsizliğin önüne geçmek istiyorsa, 12 saat çalışmanın önüne geçsin. Başpınar’da fabrikaların birçoğu 12 saat çalışıyor. Güya 8 saat çalışılan SANKO, NAKSAN, AKTEKS gibi fabrikalarda da durum farklı değil bu fabrikalarda pazar tatili diye bir şey yok, mesai adı altında 12 saat, 16 sat çalıştırılıyor işçiler. Yani bu fabrikalarda da az işçiyle çok iş yapılıyor. Hükümetin önce bunu çözmesi gerekir” diyen M.T, patronların Başbakan’la görüşmesine ilişkin de “Patronların sorunlarını dinleyecek başbakanları var ama bizim derdimizi dinleyecek kimse yok” dedi.
11 yıldır Akteks’te çalışan bir işçi, “Devlet teşvik vermiyor diye faturayı işçilere kesiyorlar. Bu haksızlık. Teşvik alınca ya da çok kazandıkları zaman bunu bize yansıtıyorlar mı? Hayır. Ama işler biraz ters gidince bedelini biz ödüyoruz. Bizi kurbanlık koyun gibi görüyorlar” şeklinde konuşuyor.
‘Tam bir işkence’
DİSK/Tekstil Sendikası’nın örgütlü olduğu işyerinin Başpınar’da durumu en iyi olan işyerlerinden biri olarak bilindiğini ancak aldıkları ücretin ikramiyeler de dahil toplam 550 YTL’ye geldiğini, son aylarda 200’den fazla işçinin işten atıldığını, yeni alınan işçilerin taşeron olarak işe alındığını ve çıplak asgari ücret dışında hiçbir haklarının olmadığını ifade ediyor.
Yentur’da çalışan bir işçi de tekstildeki durumun fabrikaya nasıl yansıdığını şu sözlerle anlatıyor: “5 ay önce 40 kişiyi işten attılar. Özellikle eski işçileri tasfiye ediyorlar. Şimdi işler durgun olduğu için 8 saate düşürdüler. Normalde 12 saat çalışılıyor. Yeni aldıkları işçileri 3 ay boyunca deneme süresi adı altında 12 saat asgari ücret karşılığında çalıştırıyorlar. bir bölümde işçi sayısını yarı yarıya düşürüyorlar ama aynı üretimi istiyorlar. Resmen pestilimizi çıkartıyorlar. Tam bir işkence.” (Gaziantep/EVRENSEL)
Sendikalar eriyor
Yaşananlar, patronlar tarafından örgütlü işçiden kurtulmak için fırsata dönüştürülmüş durumda. Günden güne üye kaybettiklerini belirten sendikacılar, karşı bir hamle geliştiremedikleri itirafından bulunuyor.
Ali Seyvan (Teksif Şube Başkanı): Antep’in çevresindeki bütün illerin teşvik kapsamında olması Antep sanayisini resmen köşeye sıkıştıran bir durum. Özellikle tekstil işkolu bundan çok kötü etkileniyor. Tekstil, Gaziantep sanayisinin büyük bir bölümünü oluşturuyor. İmkanı olan firmalar üretimini teşvikli olan diğer illere ve başka ülkelere taşıyorlar, olmayanlar ise ya üretimi daraltıyor ya da kapanmayla yüz yüze geliyorlar. Bu sorunun çözülmesi lazım. Bu durum bizi de olumsuz etkiliyor. Birkaç yıl öncesine kadar 4 binden fazla üyemiz varken şimdi örgütlü olduğumuz iki işyerinde (Sanko, Kristal) 1500 civarında üyemiz kaldı. Sanko üretiminin bir bölümünü Adıyaman’a taşıdı. Kristal’de işçiler ücretsiz izine gönderiliyorlar, aynı zamanda gönüllü çıkış veriliyor. Son sözleşmelerde 4 olan ikramiye ikiye indi, ücretlere çok düşük bir zam yapıldı. İlimizde tekstilde örgütlü olan 3 sendikanın toplam 4 bin civarında üyesi kalmıştır en fazla.
Muzaffer Subaşı (DİSK/Tekstil Şube Başkanı): Son birkaç ayda 10 binin üzerinde işçi işten atıldı, 5 binden fazla işçi ücretsiz izne gönderildi. Birçok işyeri gibi bizim örgütlü olduğumuz işyerleri de bundan olumsuz etkileniyor. Akteks’te sözleşme görüşmelerimiz bu yüzden tıkanıyor. Geçen yıl örgütlendiğimiz, aylarca süren bir mücadele sonucunda yetki aldığımız Nurak’ta tam sözleşmeye oturacakken fabrika kapandı. 2 buçuk aydır kapalı olan Nurak’taki üyelerimiz perişan durumda ve fabrikanın durumunun ne olacağı belirsiz. Bu durumda nasıl mücadele edeceksiniz. Antep’i çevreleyen 4 il teşvik kapsamında. Bir tarafında da Suriye var ve orada da teşvik var. Yalnızca teşvik kapsamındaki illere değil, vergi ödemeden, ucuz işgücüyle üretim yapmak için Suriye gibi başka ülkelere de kaçıyorlar. Geçen yıl örgütlendiğimiz ve bir süre önce yetki aldığımız başka bir işyeri işçilerin büyük bir çoğunluğunu işten atarak üretimi başka bir ülkeye taşımaya başladı. Bütün bunlar teşvik yüzünden. Bu eşitsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması lazım. Bundan en çok işçiler zarar görüyor.
Mehmet Türkmen
www.evrensel.net