Kanını içerim!

Hacettepe Üniversitesi öğrencisiyken 1991 yılında gözaltında işkence ile öldürülen Birtan Altınbaş davasında ikinci kez karar verildi. İşkenceci 4 polis, 8 yıl 10’ar ay hapis cezası aldı, yurtdışına çıkışları yasaklandı.


Hacettepe Üniversitesi öğrencisiyken 1991 yılında gözaltında işkence ile öldürülen Birtan Altınbaş davasında ikinci kez karar verildi. İşkenceci 4 polis, 8 yıl 10’ar ay hapis cezası aldı, yurtdışına çıkışları yasaklandı.
Mahkemenin polisler hakkında verdiği 4 yıl 5 aylık cezayı az bulan Yargıtay’ın kararı bozması üzerine yeniden görülen dava, dün sonuçlandı. Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, sanık polisler İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı ve Hasan Cavit Orhan ile avukatları ve Altınbaş’ın avukatları katıldı. TİHV Başkanı Yavuz Önen’in de izlediği duruşmayı, çok sayıda kişi ve gazeteci de takip etti.
Son savunmasını yapan Altınbaş’ın avukatı Oya Aydın, kapkaç veya trafik gibi basit suçlarda bile sanıkların tutuklandığını hatırlatarak sanık polislerin tutuklanmasını ve işkence ile adam öldürme suçundan ceza almalarını istedi.
İbrahim Dedeoğlu’nun avukatları Recep Onaran ve Halil Armutlu, Dedeoğlu’nun amir olmasından dolayı sorgulamaya katılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla işkence yapmadığını iddia ederek beraat talebinde bulundu. Avukatlar, beraat verilmezse de “görevi kötüye kullanma” suçundan ceza verilmesini istediler. Sadi Çaylı ve Süleyman Sinkil’in avukatı Mehmet Ener de müvekkillerinin Altınbaş’a el bile sürmediklerini, sadece polislik görevlerini yaptıklarını savundu.
Karar açıklandı
Son savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, polis Naif Kılıç’ın beraatını, 9 Ekim 2005 tarihinde ölen sanık polis Ahmet Baştan’ın davasının da düşürülmesini kararlaştırdı. Diğer sanıklar; emniyet amiri İbrahim Dedeoğlu ile polisler Süleyman Sinkil, Sadi Çaylı ve Hasan Cavit Orhan ise “kasten adam öldürmek” suçundan 8 yıl 10 ay 20’şer gün hapis cezasına mahkum edildi. Mahkum polislerin yurtdışına çıkışları da yasaklandı.
‘Kanını içerim’
Mahkeme salonunda, “Kesinlikle işkence yapmadım, elimi bile sürmedim, ben operasyoncuyum” şeklinde savunma veren Hasan Cavit Orhan, karar açıklandıktan sonra duruşma çıkışında CİHAN Haber Ajansı muhabirini, “Senin kanını içerim” diye tehdit etti. Cihan Haber Ajansı kameramanı, Adliye çıkışında, Orhan ve Sadi Çaylı’nın görüntüsünü almak istedi. Bunu gören Orhan, kameramanın üzerine yürüyüp el hareketleri yaparak “Senin kanını içerim o.. ç...” diyerek küfürler savurdu.
Davanın öyküsü
9 Ocak 1991 tarihinde gözaltına alınan Birtan Altınbaş, 15 Ocak günü yaşamını yitirmişti. Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nden 10 polis hakkında “işkence ile kastı aşan adam öldürme” suçundan açılan dava, 18 Ekim 1991 tarihinde Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlamıştı. 18 Temmuz 2001 tarihinde dört polis hakkında, “işkence sonucu ölüme sebebiyet vermek” suçundan 4 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası, üç polis hakkında beraat, iki polis hakkında da adreslerinde bulunamadıkları için dosyalarının ayrılmasına karar verilmişti. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, mahkeme kararını usulden bozarak dosyayı tekrar Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne yolladı. Yargıtay’ın bozma kararından sonra 19 Kasım 2002 tarihinde yeniden yargılama başladı. Dört polis hakkında aynı cezanın verildiği yargılama sonucunda, dört polis de beraat etti. Yargıtay, 6 Aralık 2004 tarihinde, kararı bu defa “cezayı az bularak” bozdu.
Davadan ayrıntılar
  • Soruşturmanın başından bugüne dek hiçbir sanık tutuklanmadı, idari disiplin cezası verilmedi, görevden uzaklaştırılmadı.
  • Müdahil avukatlarının dönemin mülkiye kolluk amirleri, soruşturma savcıları hakkında yaptıkları suç duyuruları dikkate alınmadı.
  • Hukuksal sürecin başlangıcında dosya, sanıklar hakkında yargılama izni verilmesi için 6 yıl Ankara İl İdare Kurulu’nda bekletildi. Yargılamanın ilk aşamasında yalnızca görevli mahkemenin tespiti için 2 görevsizlik, 1 Yargıtay kararı ve 1 Danıştay görüşü alındı.
  • Emekli olan ve devletten maaşlarını alan 2 sanığa, 6 yıl boyunca hiç tebligat yapılamadı. Sanıkların duruşmalara katılmalarını ve yakalanmalarını sağlamak için İçişleri Bakanlığı tarafından 4 genelge yayınlandı.
  • ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel’in davayla ilgili açıklamalarından sonra, tebligat sorunu nedeniyle yaşanan tıkanıklık ve davanın seyri değişti.
  • Sanıkların vekilleri, birçok kez vekillikten çekildi. Yeni avukatlar atandı. Her yeni gelen avukat da dosyayı incelemek ve savunma hazırlamak için sayısız kez süre istedi. Sanık vekilleri, yargılamanın kritik aşamalarında “hakimin davadan çekilmesi” ya da “hakimin reddi” taleplerinde bulundular.
  • Yargılamanın 15 ve 16’ncı yılında, sanıklardan ikisi, eylemi kendilerinin gerçekleştirdiklerini itiraf ettiler.
  • Davanın zaman aşımı süresi, 2013 yılında doluyor.
    www.evrensel.net