GÜNLÜK

  • Nisan ayı hiç kuşkusuz bugünkünden çok daha çetin gerginliklere…
    Vuruşmalara ve saflaşmalara…
    Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “akredite” olacak!
    Şimdi de öyle denilebilir kuşkusuz.


    Nisan ayı hiç kuşkusuz bugünkünden çok daha çetin gerginliklere…
    Vuruşmalara ve saflaşmalara…
    Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “akredite” olacak!
    Şimdi de öyle denilebilir kuşkusuz.
    Ama şu an olanlar henüz ısınma turlarıdır.
    Şimdi olan, rakiplerin birbirini gözlemesi…
    Nasıl yaparım, rakibi sakatlar, yarış dışı bırakır…
    Koşuyu koşmadan kazanırım hesaplarıdır.
    Ama bu kez belli ki, yarış koşulmadan kazanılmayacaktır.
    Ve sonuna kadar rakipler birbirleriyle dalaşacak…
    Kulis yapacak…
    Etrafına mevziler kazıp taciz ateşlerinden korunmaya…
    Daha geniş alana yayılan destek kıtaları kurmaya çalışacaklardır.
    Ne Tayyip Bey bu işten öyle kolaycacık vazgeçecek…
    “Höst!” deyince geri çekilecektir…
    Ne de karşı taraf “kaderimiz buymuş, başa gelen çekilir” diyecektir.
    Bir kere, Tayyip Bey Amerikan ve İsrail desteğini arakasına aldığına inanmakta…
    BOP ve Ilımlı İslam Konseptiyle bugünlere geldiği gibi, bundan daha ilersine geçeceğini düşünmektedir.
    Ona göre, Çankaya ayaklarına gelen kısmet…
    İdeolojik zaferleri için bir fırsattır.
    Eğer bu fırsat kaçırılırsa kim bilir kaç bahar geçmesi gerekecektir!
    ***
    Karşı taraf ise bilmektedir ki, Amerikan desteği olmadan darbe marbe yapamayacaklardır.
    Ama bu demek değil ki, sessizce teslim olacak…
    Sonuna kadar vuruşmayacaklardır.
    İktidar baldan tatlıdır.
    Ve savaş taktiklerinde her ne kadar zaman zaman geri çekilmek varsa da, en tepe ve stratejik mevkii elle teslim edilmeyecektir!
    “İki taraf vuruşuyor, bize ne” denecek bir mesel değil bu mesele.
    Peki Tayyip Bey Çankaya’ya gelirse ne olacaktır?
    AKP ile hızla gericileşen…
    Çağdışılığa sürüklenen Türkiye çok daha geri gidecektir.
    Mevcut durumdan bile geri bir ülke kimsenin tercihi olamaz.
    İmamlardan hastane müdürü yapıldığı günlere geldik.
    Müezzinler televizyon müdürü oluyor.
    Resmi televizyon kanalı ilahiyat kanalına dönüşüyor.
    Ders kitapları hurafelerle doluyor…
    Eğitim hızla gericileşiyor…
    Sofistike…
    Dinsel, mezhepsel ayrım yayılıyor…
    Sinema filmleri üzerinde bile diyanet fetvası aranmaya başlanıyor.
    23 Nisan’lar imam hatip güç gösterisine dönüşüyor.
    Gözü kara bir kadrolaşma üst düzeyde…
    Devletin pek çok kurumunda atama için Cumhurbaşkanlığı seçimleri bekleniyor.
    Hukuktan üniversitelere kadar her yere bunlar, ele geçirilecek ve ıslah edilecek yerler olarak bakıyor.
    Bu yüzden de Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmamalıdır.
    Elbette olursa dünyanın sonu değildir.
    Yarın konsept değişir o gider başkası gelir!
    Ama Türkiye kaç yıl geriye sürüklenecektir?
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net