Felakete çözüm arayışı

Kuzey Kıbrıs Lefke’deki milyonlarca tonluk zehirli maden atığına çözüm arayışları sürüyor. Lefke Gemikonağı mevkiinde, Türkiye’nin 1974 yılındaki askeri müdahalesinden kısa bir süre önce bölgeyi terk eden Amerikan CMC şirketinin geride bıraktığı açık maden alanı ve maden atıklarının oluşturduğu çevre sorunu, büyüyerek devam ediyor.


Kuzey Kıbrıs Lefke’deki milyonlarca tonluk zehirli maden atığına çözüm arayışları sürüyor. Lefke Gemikonağı mevkiinde, Türkiye’nin 1974 yılındaki askeri müdahalesinden kısa bir süre önce bölgeyi terk eden Amerikan CMC şirketinin geride bıraktığı açık maden alanı ve maden atıklarının oluşturduğu çevre sorunu, büyüyerek devam ediyor.
Bilim adamları yaptıkları incelemelerde, maden atıklarının yarattığı tehlikenin sadece Lefke ile sınırlı olmadığını, tüm Doğu Akdeniz’i tehdit ettiğini dile getiriyorlar. Nisan ayının sonlarına doğru Lefke’de yapılacak olan üç günlük bir toplantı, bu sorunun çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Toplantıya, Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Avustralya, Almanya, İsveç, ABD, İtalya ve Fransa’dan da alanlarının uzmanı bilim insanlarının ve hukukçuların katılması bekleniyor. Bir gününün atıkların bulunduğu alanın incelenmesi, iki gününün ise alanla ilgili sunum ve tartışmalarla geçmesi planlanan etkinlikle ilgili, toplantının Başkanlar Kurulu Üyesi, E.Ü. Çevre Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem ve toplantıya İzmir’den katılacak olan Bergama köylülerinin avukatı Senih Özay’la görüştük.
Açık ölüm laboratuvarı!
Lefke’deki alanı 1995 yılından bu yana izlediklerini belirten Prof. Dr. Ümit Erdem, kendilerine yapılan başvuru sonrasında buraya destek olma kararı aldıklarını söyledi. Erdem bu destek kararını, “Çünkü bilimsel anlamda Kıbrıs yeni yeşeriyordu. Uzmanların bizden gitmesi gerekiyordu” sözleriyle anlattı. Kıbrıs’ta çevresel kapsamda, sadece KKTC’yi değil Rumları da ilgilendiren bir felaketle karşı karşıya olunduğunu belirten Erdem, bu felaketin bir taşta 7-8 kuş vurmaya çalışan CMC firmasının bırakıp gittiği, rehabilitasyon yapmadan terk ettiği alandan kaynaklandığını dile getirdi. Erdem alanla ilgili ilk gözlemlerini, “30 dönümlük arazide açık havuzlar vardı. Burasını “açık ölüm laboratuvarı” diye tanımladık. Yağmur yağdığı zaman o güzelim kıyı kıpkırmızı oluyor demir oksit, bakır sülfat nedeniyle... Pirit yığınları, siyanür bulaşık tepeler var. Yarım saat dolaşamadık arazide. İstifra etmek ihtiyacı hissettik” sözleriyle aktarırken alanı, ‘Türkiye’de de altın çıkarıyoruz’ diyenlere bir örnek olarak gösterdiklerini söyledi. Konuyu ele aldıklarından itibaren uluslararası destek aradıklarına dikkat çeken Erdem, kimsenin yaptığının yanına kâr kalmamasının yollarını aradıklarını, ancak bu desteği bulamadıklarını kaydetti.
Doğu Akdeniz’i tehdit ediyor
Aradan yıllar geçtikten sonra konunun uluslararası boyutunun görülmesini ve AB’nin burası ile ilgilenmesini, ABD ile AB arasındaki çekişmeye bağlayan Erdem, nisan sonunda yapılacak üç günlük uluslararası toplantının da bu nedenle AB tarafından desteklendiğini söyledi. Erdem, Kıbrıs gibi diğer devletler tarafından tanınmamış bir ülkede, böylesi bir toplantının yapılmasının siyasal yönünün de bulunduğunu belirti. Erdem, bölgedeki atıkların yarattığı tehlike ile ilgili çarpıcı bilgiler verdi: “Buranın geleceği tüm Kıbrıs’ın, -hatta ben daha da ileri gidiyorum- Doğu Akdeniz’in geleceği. Eğer oradaki durumlar devam ederse Kıbrıs’ta çok olumsuz şeyler göreceğiz daha. Bugün Kıbrıs’ta kanser vakalarının arttığı söyleniyor, sadece KKTC tarafında değil Rum tarafında da. Eskiden sadece Lefke bölgesindeydi, şimdi giderek Kıbrıs’a kadar yayılıyor. Güzelyurt, Lefke... Kıbrıs’ın en güzel suyunun olduğu yerin yakınında bu açık maden ocakları... Tabii ki suya, toprağa karışıyor bu zehir.”
Uluslararası hukuka taşınmalı
Toplantıya İzmir’den davet edilen Bergama köylülerinin avukatı Senih Özay, Lefke’ye daha önce de çeşitli kereler gittiğini aktararak şunları söyledi: “Ben buraya gittiğim zamanlarda söylemiştim; ‘bu sorunu uluslararası davaya dönüştürmeniz lazım’ diye. ‘Strazburg’a götürelim, reddetsinler isterse. Kıbrıs Devlet değil desinler, ne derlerse desinler ama götürelim bunu’ dedim. Bu gidişimde de aynı şeyleri söyleyeceğim. Ama artık sonuç alınmasını, somut şeyler ortaya konulmasını istiyorum” diye konuştu. Bu sorunun arada sırada yapılan bir panel noktasına indirgenmesi endişesini taşıdığını belirten Özay, konunun uluslararası hukuka taşınmasının yanı sıra tüm bu kirli atıklardan sorumlu olan CMC şirketinin de kendi ülkesinde ABD’de mahkum ettirilmeye çalışılmasının önemine dikkat çekti. Özay, CMC ile ilgili dava açabilmek için ön hazırlık yaptıklarını, ABD’de dava açan diğer ülkelerin davalarının nasıl sonuçlandığını araştırdıklarını söyledi. (İzmir/EVRENSEL)
Özer Akdemir
www.evrensel.net