EMEK DÜNYASI

EMEK DÜNYASI

  • Tayyip Erdoğan’la Deniz Baykal arasında “Cumhurbaşkanı kim olacak?” polemiği iyice sertleşti.


    Tayyip Erdoğan’la Deniz Baykal arasında “Cumhurbaşkanı kim olacak?” polemiği iyice sertleşti. Erdoğan, Baykal için “çukur”a kadar varan nitelemeler yapan bir üslup kullanırken Baykal da Başbakan’ı böylesi “germiş” olmaktan hoşnut, “süreci ben yönetiyorum” havalarında iddialarına iddia katıyor. Baykal’ın son iddiası ise Erdoğan’ın, CHP’nin verdiği kahramanca mücadelenin sonucu olarak, artık “cumhurbaşkanı adayı olamayacağı” biçimindedir.
    Ama Baykal, bu tespitiyle rahatlamıyor. “Onun asıl stratejisi, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yaparak AKP’nin içinde kargaşaya yol açmaktır” diyenleri haklı çıkarırcasına Baykal, Erdoğan’ı aday olmak için tahrik ediyor.
    Bir yandan bakınca, hazretler sinirlendikçe birbirleri hakkında gerçekleri söylüyorlar. Ama bu tartışma, artık ülke sorunları ve Türkiye’nin gerçekleriyle bağlantısını koparıp “Kim cumhurbaşkanı olacak?” kavgasına indirgediği için de politik ortamı provoke eden bir sorun olmanın ötesine geçemiyor. Daha kötüsü iki parti, halk içindeki etkinliğini kullanarak bu tartışmayı yığınlar içine sokarken basın da “Türkiye’nin nasıl bir cumhurbaşkanına ihtiyacı var?” sorusundan bağımsız bir “Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olur mu, olmaz mı?” tartışmasıyla ülkenin gerçek gündemi olması gereken bir konuyu politik-magazin ya da darbe tartışmalarına kadar vardırılan gerginliklerin malzemesi yaparak rolünü oynamaya çalışıyor. Baykal dün, “Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olamaz” derken ne 1 Mart Kararnamesi’ni çıkarma girişimini, ne Kürt sorununun çözülmemiş ve devasa bir sorun haline getirilmiş olmasını, ne emek ve halk düşmanı ekonomik politikalarının savunlup uygulanmasını, ne de ABD’nin stratejik müttefikliğinin savunucusu olmasını gerekçe gösteriyor. Tersine, bu konularda Baykal, ya Erdoğan’la hemfikir ya da ondan daha radikal bir asimilasyoncu ve emek düşmanlığı yandaşıdır. Baykal’ın tek kaygısı, “Anayasal kurumlar arasında uyumun bozulması tehlikesi”dir. Onun içindir ki Baykal sürekli olarak; Tayyip Erdoğan’ın “Sayın Öcalan” demesi, “Hikmetyar’la fotoğraf çektirmesi”, şeyhler ve şeriatçı çevrelerle içli dışlı olması gibi konuları öne çıkarmaktadır. Sanki bu son iddiası, bir Türkiye cumhurbaşkanına yakışmaz gibi görünse de bunun da bir inandırıcılığı olmaz. Çünkü bu suçlamalar, daha önce cumhurbaşkanlığı yapmış Özal, Evren, Demirel için de söylenebilir.
    Baykal’ın “zihniyeti” ve “adayları” da herhalde, TÜSİAD’ın uluslararası tekellerin çıkarlarını olduğu kadar Kürt sorununu, laisizm sorununu çözmek yerine bunları sorun olarak görmeme konusunda Erdoğan’la yarışırlar. Emek düşmanlığı konusunda iki tarafın birbirine söyleyeceği çok şey yoktur.
    Türkiye’nin bugün elbette yeni bir cumhurbaşkanına ihtiyacı vardır. Ama bu cumhurbaşkanı; Türkiye’nin demokratikleşmesinin bütün başlıca sorunlarının çözüm yoluna girmesini merkezine koyan, dolayısıyla Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda bir kompleksi olmayan, gerçek bir laisizm konusunda gerekli girişimleri yapabilen, IMF’ci, TÜSİAD’cı ekonomi politikalara karşı çıkıp halktan yana bir ekonomik program için çaba sarf eden, Türkiye’nin Ortadoğu batağına batmasını önlemek için bölge ülkeleriyle birlikte ABD’nin müdahalelerine karşı mücadele edebilecek bir cumhurbaşkanıdır.
    Türkiye’nin başlıca sorunlarının çözümünde etkin olacak bir cumhurbaşkanı olmadıktan sonra, seçilecek cumhurbaşkanının Erdoğan’ın mı yoksa Baykal’ın mı adamı olması, neyi değiştirebilir ki? Çünkü her iki durumda da cumhurbaşkanının, Türkiye’nin “sorunlar cumhuriyeti” yolundaki gidişini hızlandıran sermaye güçlerinin birliği karşısında, ötekinin güç kazanması ötesinde bir özelliği yoktur.
    Bugünkü koşularda ülkenin, Baykal ve Erdoğan’ın çektiği kıskaçtan kurtulmasının tek yolu ise cumhurbaşkanını halkın seçmesidir. Bu Anayasa’ya aykırıysa, anayasanın ilgili maddeleri değiştirilebilir. İki partinin oyları bunu yapmak için yeterlidir. Bugün bile bunu yapabilirler. Ama Baykal ve Erdoğan’ın temsil ettiği güç odakları, bunu istemedikleri için yapmamaktadırlar. Çünkü onların ihtiyacı, ülkenin sorunlarının çözülmesine katkı yapacak değil, kendi kliklerinin çıkarlarını savunacak bir cumhurbaşkanıdır!
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net