KİRVEME MEKTUPLAR

KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem,Hani Allah’ın bildiğini kuldan saklamadan söylemem gerekirse ben özüm ezelden beri dededen babaya, oradan da torunlarımızın torunlarına kadar uzayıp giderken aynı zamanda da milletimizin kara bahtında kök salmış


    Kirvem,
    Hani Allah’ın bildiğini kuldan saklamadan söylemem gerekirse ben özüm ezelden beri dededen babaya, oradan da torunlarımızın torunlarına kadar uzayıp giderken aynı zamanda da milletimizin kara bahtında kök salmış sürüsüne bereket maddi manevi tüm sorunlarımızın bu denli çabucacık çözüleceğini ya da tıpkı bir silindirin altında ezilip “hâk ile yeksan” olabileceğini, bir başka ifadeyle şeytanın bacağını bu denli kırabileceğimizi hayal bile edemezken, sen Tanrı’nın şu akıl almaz işine bak ki, rüyalarımız tümüyle gerçekleşti!
    Nitekim hepimizin bir eli yağda, diğeri baldayken, milletçe “fakrü zaruret” zincirini kırmanın keyfiyle bu ölümlü dünyada çok şükür hep beraber gül gibi geçinip gidiyoruz çok şükür! İlakin yine de hani amiyane tabiriyle sanki rahatlık bir yerlerimize batıyormuşçasına, durduk yere kendimizi kimi entipüften meselelerin girdaplarına sürükleyip boşu boşuna rahatımızı kaçırıp hatta zaman zaman da uykularımızı haram edip durooruz…
    İşte mesela şu son zamanlarda yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle koparılan fırtınaya bakılırsa, anlaşılan o ki bizler gerçekten de milletçe “keçi dağda, kılı sırtında” misali sadece laklakiyatla zaman harcooruz zo!
    Kirvem senin de bildiğin üzere bir müddetten beri cumhurbaşkanlığına odaklı laga lugalar bir bakıma memleket sathında “gâvur orucu gibi uzayıp” giderken, keza bu konuda herkes kendi meşrebine, kendi keyfine göre ahkâm kesip gazel atmayı nedense sanki bir hüner, sanki marifet sanoor ka!
    Oysa beğensek de beğenmesek de sonuç itibariyle elimizin altında temel taşını “Asmayalım da besleyelim!” zihniyetinden alan netekim mühürlü bir anayasamız var elhamdülillah! Üstelik bu anayasamızın çizdiği sınırlar içinde kimlerin “cumhurun başı” olabilecekleri de harfi harfine ayan beyan ifade edildiğine göre, o zaman ortalıkta koparılan curcuna niye?
    Nedeni şu ki; bir zamanlar, yani yakim “kanla irfanla kurulan cumhuriyet”le birlikte hesapta “saltanatı boğarak” böylece tarihe yeni sayfalar açtığımızı bir taraftan dosta düşmana, beri yandan da bizatihi kendi halkımıza sabah, öğle, akşam pompalayıp durduk ama, aslında aradan geçen nerdeyse bir asra rağmen Misak-ı Milli Sınırları dahilinde sözde inşa ettiğimiz “demokrasi” kulvarında “çalan kim oynayan kim” anlayan varsa beri gelsin! Herkes kendince, kendi kavlince borazancıbaşı netekim!
    Peki cumhurun tepesinde oturacak zat hakkında ne buyuroor anayasamızın adıyla sanıyla 101 nümerolu maddesi?
    “Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi’nce kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir.”
    Anayasamız ayrıca cumhurun başı seçilecek kişinin ilerde şu ya bu konuda yan çizip taraf tutmaması için ayrıca işini sağlama alıp bir de yemin metni hazırlamış, ki buna göre; cumhurbaşkanı sıfatını kazanan kişi, vatanın bölünmez bütünlüğünden, hukukun üstünlüğünden, demokrasi, insan hakları, laiklik, halkın refah ve huzurunun yanı sıra cumhuriyetin şan ve şerefini koruyup yüceltmek için tarafsızlıkla çalışacağına dair namusu ve şerefi üzerine andiçmek mecburiyetinde. Eh o zaman ortalık yerde koparılan bu velvele neyin nesi?
    Mesela anayasamıza göre eşinin başı türbanlı olan bir zatın cumhurun başı seçilmesi “zinhar yasaktır” veya daha da ılımlı ifadesiyle “uygun değildir” tarzında en ufak bir laf belirtilmemişken, birileri illa da durumdan vazife çıkarma hevesiyle bir bakıma kendilerini sanki anayasal düzenin tepesinde “bekçibaşı” kılığında görüp ahkâm üstüne ahkâm kesmeleri ne garip!
    Kıytırık bir gündemle aylardan beri “cumhuru başı” ile bu makama seçilecek kişinin “eşinin başı”nın türbanlı olup olmaması etrafında koparılan fırtınaya bakılırsa, yine anlaşılan o ki, bu ülkede anayasa dediğin de eninde sonunda “boş kiler dipsiz ambar” vesselam!
    Mıgırdiç Margosyan
    www.evrensel.net