SADEDE GELELİM

  • Mehmet Türkmen’in gazetemizin 23 Mart sayısında Gaziantep’te teşvik kavgası, sömürü ve işsizlik üzerine haber yazısı küresel kapitalizmin dünyada işleyişine Türkiye’nin Güneydoğusundan bir örnek sunmakta idi.


    Mehmet Türkmen’in gazetemizin 23 Mart sayısında Gaziantep’te teşvik kavgası, sömürü ve işsizlik üzerine haber yazısı küresel kapitalizmin dünyada işleyişine Türkiye’nin Güneydoğusundan bir örnek sunmakta idi.
    Haberde Antep’i çevreleyen illerin teşvik kapsamına alınmasına karşılık Antep’in alınmamasına Antepli patronların tepkisi, patronların işçileri ağır şartlarda ve boğaz tokluğuna çalıştırdığı, buna rağmen binlerce işçinin işten çıkarıldığı, işçilerin patronların Mısır’da ve Suriye’de yatırım yapmasına gösterdiği tepki anlatılmakta idi.
    1980’lere kadar Türkiye’den dışarıya servet transfer etmek yasaktı. 1980-1989 arasında bu yasak gevşetildi; 1989’da dışarıya servet transferi tamamen serbestleştirildi. O günden bu yana yabancı sermayedarların yanı sıra yerli sermayedarlar da yatırım yapıp yapmama ve yatırım yeri seçme özgürlükleri sayesinde hem işçilere (çalışma şartlarını istedikleri gibi ayarlayarak, ücret baskısı yaparak) şantaj yapmakta, hem de devlet üzerinden bütün topluma (istediğim teşviki vermezsen tası tarağı toplarım şeklinde) şantaj yapmaktadırlar. Bu şantaj mülk gelirlerinden kazanan burjuva sınıfının üretilen hâsıladan aldığı payı artırmayı amaçlamaktadır.
    Sorun sermayenin rahatça yer değiştirebilmesinden ve işçilerin aynı hareket kabiliyetinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Sermayenin bu kadar seyyal olduğu bir dünyada sermayedar ile toplumun kalan kısmı arasında, sermayenin kullanımı konusunda menfaat çelişkisi keskinleşmektedir. Sermayeye ödenen kâr dahil tüm hâsılayı çalışanlar ürettiğine göre, elbette ki sermayenin kullanımı üzerinde toplumun söz sahibi olması gerekir. Oysa şimdiki durumda, işçinin ürettiği kârla beslenen sermaye üzerindeki kontrolunu sermayedarlar topluma karşı şantaj aracı olarak kullanmaktadır.
    Haberde Teksif ve DİSK’e bağlı Tekstil sendikası şube başkanlarının bu temel gerçekleri dile getirmemesi ve mevcut durumu kabul ederek ümidi hükûmetin Gaziantep’e vereceği teşvike bağlaması dikkati çekmektedir. Antep’te sendikalar üye kaybetmektedir. Nasıl mücadele edeceklerini bilememektedirler. Sebebi, gerçekçi bir siyaset oluşturamamalarıdır. Gerçekçi siyaset, sendika şube platformlarında ve Emek Platformunda tüm emekçileri bir siyasî program etrafında birleştirmeye çalışmaktadır. Bu program emekçi halkın tüm özlemlerini ve ihtiyaçlarını içeren bir program olmalıdır. Örneğin, Gaziantep haberi çerçevesinde düşünsek, programın en azından ‘Türkiye’den sermayenin ve servetin ülke dışına transferi yasaklanmalıdır’ diye bir madde içermesi gerekir. Türk-İş, DİSK, Hak-İş ve diğer demokratik kitle örgütlerinin sermayenin yurtdışına transferini yasaklama gibi temel talepler etrafında birleşmesi çok mu zordur? Neden birleşememektedirler?
    Cem Somel
    www.evrensel.net