Güvensizliğin külfeti vatandaşa çıkıyor

Ankara Barosu avukatlarından Aydın Erdoğan, avukat vekaletnamelerinin noterlerde onaylatılması zorunluluğunun yurttaşlara külfet yarattığına dikkat çekerek, bu uygulamanın bir yararı olmadığı gibi demokratik hukuk anlayışına da uymadığını söyledi.


Ankara Barosu avukatlarından Aydın Erdoğan, avukat vekaletnamelerinin noterlerde onaylatılması zorunluluğunun yurttaşlara külfet yarattığına dikkat çekerek, bu uygulamanın bir yararı olmadığı gibi demokratik hukuk anlayışına da uymadığını söyledi.
Aydın Erdoğan, gazetemize yaptığı açıklamada, avukat ve müvekkil arasındaki ilişkinin belgelendirilmesi gerektiğini, bu belgenin adının da vekaletname olduğunu belirterek, bu belgenin sadece mahkemelerde değil tapu, banka ya da bu gibi yerlerde de kullanıldığını söyledi. Hukuk Muhakemeleri Usülü Yasası’na göre vekaletnamelerin düzenlenmesinde ihtiyar heyetinin onayı gerektiğini hatırlatan Erdoğan, noterlerin kurulmasıyla birlikte de düzenlemelerin buralarda yapıldığını bildirdi. Erdoğan, avukatın zaten vekaletnameyi mahkemeye ibraz ederken, müvekkilini temsil ettiğini belirttiği için burada bir problem olduğuna değinerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun da bir kararında, noter onayı zorunluluğu olmadığına hükmettiğine dikkat çekti.
“Esas olan, insanların birbirine güvenmesidir. Güven ilişkisi esastır. İnsanların doğru işler yapacağını kabul etmek gerekir” diyen Erdoğan, vekaletnamenin gerçek olmadığının, sadece müvekkil tarafından söylenebileceğini, mahkeme tarafından da “acaba imza doğru mudur” diye araştırma yapılamayacağını bildirdi. Boşanma davalarında bir istisna olduğunu ve fotoğraflı vekalet istendiğini hatırlatan Erdoğan, “Bizce buna da gerek yoktur. Çünkü gerçek olmayan vekaletname ibraz eden avukat, ağır suç işlemiş olur. Bu, noterlerin sahte vekaletname düzenlemesiyle eşdeğer bir suçtur. Noter için bu ne kadar mümkünse avukat için de o kadar mümkündür. Ayrıca biz prensip olarak bir avukatın böyle bir şeyi yapmayacağı kuralını kabul ederiz” dedi. Erdoğan, avukatlar böyle bir şey yapsalar bile, kanunda cezası vardır ve onların da cezalarını çekeceklerini söyleyerek, birileri suç işleyebilir diyerek bir güvensizlik üzerine vekalet ilişkisinin kurulamayacağını dile getirdi.
Avukatlara ayrıcalık
Avukattan avukata vekalet verilirken, böyle bir düzenleme istenmezken, yurttaş avukata başvururken istenmesinin de adil olmadığına işaret eden Erdoğan, böyle olunca dava başına 25-30 YTL ücretin noterlere gittiğine vurgu yaptı. Erdoğan, bazı mahkemelerin bu düzenlemeyi zorunlu kılmadığını, bazılarının ise “içtihatlardan habersiz olabilecekleri” gerekçesiyle noter düzenlemesi istediklerini de söyledi.
Yeni Hukuk Muhakemeleri Usülü Yasa Tasarısı’nda, vekaletnamenin ne tarzda düzenlenmesi gerektiğinin yeniden düzenlendiğine işaret eden Erdoğan, bu tasarıyla noter düzenlemesinin zorunlu hale getirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu geriye gidiştir. Hiçbir yararı yoktur. Yurttaşlara hak aramada büyük bir külfet yüklenmesidir, hak aramanın güçleştirilmesidir. Noterlere para kazandırır” diye konuştu.
AİHM’de farklı uygulama
Demokratik hukuk sistemlerinde ise hak aramayı kolaylaştıracak yollar getirmek gerektiğinin altını çizen Erdoğan, AİHM’e başvururken, düzenlenen yetki belgelerinde noter onayı aranmadığını, sadece bir form doldurulduğunu ve AİHM’in de bunu sorgulamadığını hatırlattı. Erdoğan, AİHM’de sorgulanmayan bir şeyin, Türkiye’deki mahkemelerde sorgulanmasına tepki gösterdi.
Meclis’e geçtiğimiz günlerde verilen bir yasa teklifinde, noterlerin; mahkemelerin yaptığı bazı işleri de yapmasının öngörüldüğünü hatırlatan Erdoğan, “Dünyanın birçok ülkesinde noter diye ayrı bir kurum yok. ‘Yurttaşa güven, yurttaşın imzasına güven, insana güven” ilkesi bir yana bırakılarak birçok şeyin noterler tarafından düzenlenmesi zorunluluğu üzerine bir de mahkemelerin yaptığı işlerin noterlere aktarılması işlemi, aynı zamanda adaletin de özelleştirilmesi olacaktır” dedi. (Ankara/EVRENSEL)
Müge Tuzcuoğlu
www.evrensel.net